TANITIMI KAPAT

ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Eylül 2022 Salı

Türkiye'de Hiperenflasyon kapıda!

0 yorum

Ekonomist Uğur Civelek:



Enflasyon verileri hem TÜİK hem de ENAG tarafından açıklanırken kış öncesi giyim ve ev eşyası fiyatlarındaki artış dikkat çekti. Ekonomist Civelek de verileri "Sanayide enerjiye yapılan zamlar henüz yansımadı. Hiperenflasyonu göreceğiz" dedi.










15 Nisan 2022 Cuma

İnternetten uyurken bile para kazanmanın yolları.

0 yorum




Amazon'da satış üzerine Udemy'de ve YouTube'da eğitimleri olan Mehmet Tek, istifade ettiren fikirler serimizin yeni konuğu. E-ticaret ve Amazon'da satışa nasıl başladığını ve eğitim vermeye nasıl karar verdiğini anlatan Mehmet Tek, Amazon'da hem arbitrage hem de private label satışı yapıyor. Yazılım merakı ile başlayan girişimcilik serüveninde amacın, uyurken bile para kazandıracak işler kurmak olduğuna dikkat çeken Mehmet Tek, özellikle yaptığı hatalardan ders çıkarıp bunları diğer insanlar yapmasın diye videolarda anlatmayı önemsediğini söyledi.



14 Şubat 2015 Cumartesi

Babacan'dan Erdoğanı çıldırtacak demeç

0 yorum
Babacan'dan Erdoğan'ı kızdıracak çıkış



Başbakan Yardımcısı Babacan, sürdürülebilir büyümenin ancak yapısal reformlarla gerçekleştirilebileceğini belirterek “Bu reformları yapmak hükümetlerin görevi. Merkez Bankalarının elindeki araçlar belli. Ellerinde sihirli değnek yok” dedi.



Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, “Bazen Merkez Bankalarının elindeki araçlarla ekonomideki bütün sorunları çözebileceği, sürdürülebilir büyümeyi tek başına sağlayacağı düşünülüyor, bu yanlış bir yaklaşım” dedi. Babacan, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen G20 Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları Toplantısı’nın ardından düzenlediği basın toplantısında, “Merkez Bankalarının elinde sihirli değnek yok” diyerek şöyle devam etti: “Merkezlerin elindeki araçlar sürdürülebilir ve sağlam bir büyümenin gerçekleşmesi için yeterli değil. Elindeki araçlar kısıtlı. Asıl büyümenin potansiyelini artırmak, sürdürülebilir olmasını sağlamak yapısal reformlarla gerçekleşir. Merkezler yapısal reform yapamaz. Bu hükümetlerin görevidir.”



AKP tarafından seçimler öncesinde büyümeyi artırmak amacıyla son birkaç aydır Merkez Bankası’na faiz baskısı sürerken, Babacan’ın açıklamaları hükümet içinde farklı yaklaşımlar da olduğunu ortaya koydu.



Ali Babacan, Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın TCMB lojmanından ayrılmasının istifa edeceği şeklinde yorumlandığına ilişkin bir soru üzerine ise “Hiçbir söylentiye kulak asmayın. Bilgileri sağlam kaynaklardan, bilgili ve yetkili olanlardan alın” dedi. Dolar/TL kurunun yükselmesiyle ilgili soruya yorum yapmaktan kaçınan Babacan, “Merkez Bankası fiyat istikrarı açısından ve genel enflasyon hedefleri açısından kur konusunu çok ciddi takip ediyor. Hükümetin bir temsilcisi olarak daha fazla yorum yapma taraftarı değilim. Dilerseniz diğer hükümet temsilcilerine sorun” yanıtını verdi.



Yapısal reformlar ertelenemez



G20 toplantılarını değerlendiren Babacan “G20 ülkelerinin yapısal bazı değişiklikler konusunda taahhütleri var. Eğer bunlar tutulursa küresel ekonomide yüzde 2.1 lik ilave büyüme gerçekleşebilir” dedi. Yapısal reformların artık ertelenemez olduğu konusunda G20’de bir anlaşma sağlandığını dile getiren Babacan, önemli olanın reform taahhütlerinin uygulanması olduğunu söyledi. Piyasaların dalgalanmalardan etkilenmemesi için de öngörülebilir ve iyi iletişimin artırılması gerektiğine dikkat çekti. Babacan toplantılarda küresel ekonomiyi değerlendirdiklerini, büyüme stratejileri, ulusalararası fininsal sistemin mimarisi, finansal regülasyonlar ve uluslararası vergi konularına değindiklerini söyledi. cumhuriyet

7 Şubat 2015 Cumartesi

Dağda koyun otlatan çoban 7 kiloluk altın külçe buldu.

0 yorum
Çobandaki şansa bak!





Çin'in Uygur Özerk Bölgesi'nde bir çoban 7.85 kilogram ağırlığında bir altın külçesi buldu. En az yüzde 80 oranında saflık oranı olduğu ifade edilen külçenin piyasa değer yaklaşık 255 bin dolar olarak açıklandı.



Külçenin 23 cm boyunda 18 cm eninde ve 8 cm kalınlığında olduğu ifade edildi.

Türkiye Bank Asya'ya el koyma olayında büyük tazminat öder!

0 yorum
Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) 4,1 milyar dolarlık tazminata mahkum olduğu Kentbank davasının avukatı Turgut Tavşanoğlu, TMSF'nin Bank Asya Yönetim Kurulu'nu değiştirmesinin hukuksuz olduğunu söyledi.





 Değişiklik için genel kurul kararı gerektiğini vurgulayan Tavşanoğlu, "Bank Asya'nın eski yönetim kurulu hukuken devam ediyor." dedi.



TÜRKİYE AĞIR TAZMİNATA MAHKUM OLDU



Bank Asya'nın polis baskınının ardından yönetiminin değiştirilmesine avukatı Turgut Tavşanoğlu, yargıdan döneceği konusunda uyarıda bulundu. Bu duruma örnek olarak Kentbank'a el konulmasından yıllar sonra Türkiye'nin AİHM'de 4,1 milyar dolar tazminata mahkûm edilmesini gösteriyor. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), 2001 yılında yaşanan ekonomik krizde 24 bankaya el koydu. Bu bankaların içerisinde yer alan Kentbank, hukuksuz ve siyasi saiklerle banka ve yönetimlerine el koymalara örnek teşkil ediyor. Kentbank, iç hukuk yollarını tükettikten sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) gitmiş, Türkiye 4 milyar 132 milyon dolarlık tazminata mahkum edilmişti.



TMSF BANK ASYA'YA EL KOYDU, GELİŞMELER İÇİN TIKLAYIN

"BU MADDEYLE EL KONULMAZ"



Kentbank davasında bankanın avukatlığını yapan ve süreci yakından takip eden Turgut Tavşanoğlu, Bank Asya'nın yönetim haklarına el konulmasında Bankacılık Kanunu'nun 18. maddesinin 5. fıkrasının kullanılamayacağını söyledi. Bu maddenin 5. fıkrası gerekçe gösterilerek Bank Asya'nın yönetim hakkına müdahale edilmesine şaşırdığını belirten Tavşanoğlu, BDDK'nın kurucuların niteliğini kaybedip etmediğini bilmeden, yani şüphe üzerine işlem yaptığı uyarısında bulundu. Tavşanoğlu, TMSF'nin yönetim kurulu üyelerinin değiştirilmesinin hukuksuz olduğunu vurgularken, "Bana göre şu anda Bank Asya'nın eski yönetim kurulu hukuken ve kanunen devam ediyor." dedi. Yönetim kurulu değişikliği için genel kurul kararının gerektiğini vurgulayan Tavşanoğlu, geçici yönetim kurulunun hukuken karşılığı olmadığını ifade etti. Tavşanoğlu, "TMSF, sadece imtiyazlı hisselerin haklarını aldığı için ancak genel kurul yaptıktan sonra yönetim kurulunu değiştirebilir." ifadesini kullandı.



' BDDK AMACINI AŞMIŞ'



Avukat Turgut Tavşanoğlu, Bank Asya'nın yönetimine el konulmasında çelişkiler olduğunu belirtti ve şöyle özetledi: "BDDK'nın duyurusuna baktım. İmtiyazlı hak sahiplerinin nitelikleri hakkında bilgi istenildiği ve verilmediği için Bankacılık Kanunu'nun 18. maddesinin 5. fıkrasının çalıştırıldığı söyleniyor. Bu maddede kurucularda aranan niteliklerin kaybedilmesi halinde BDDK'nın temettü hariç diğer ortaklık hakları kullanımını TMSF'ye devretme yetkisi var. Fakat burada kanun maddesi çok açık, kurucularda aranan nitelikleri kaybettiği halde kullanılacak bir hüküm. Ortada imtiyazlı hisse senedi sahipleri kimdir, nedir, ne değildir bilinmeden böyle bir kararın verilmesi kanuna uygun değil. Üstelik BDDK'nın talep ettiği bilginin verilmemesi niteliğini kaybettiğini göstermez. Böyle bir tedbiri almaya BDDK'nın yetkisi yok. Ancak yönetim kurulundan bazı hususlar istenebilirdi. Bankacılık Kanunu 68, 69, 70. maddelerinin çalıştırması söz konusu değil. Burada BDDK amacını aşmış gibi gözüküyor."



"GENEL KURUL KARARI ŞART"



Geçici yönetim kurulu değişikliği için genel kurul kararının şart olduğunu ifade eden Tavşanoğlu, "Bir anonim şirketteki yönetim kurulunu değiştirebilmeniz için genel kurul yapılmış olması lazım, orada bu hissedarların yönetim kurulunun görevden alınması yönünde oy kullanması gerekir ki çoğunluk hissesi oyu ile yönetim kurulu görevden alınsın. Burada TMSF sanki kendisine banka devredilmiş gibi işlem yapıyor bu bir başka hukuki garabet." değerlendirmesini yaptı.



DOLAR VE EURO FİYATLARI İÇİN TIKLAYIN

"DEVLET SONUNDA UZLAŞTI"



Toprakbank ve Kentbank'ın avukatı Turgut Tavşanoğlu kararın Kentbank davası gibi iç hukuk yolları tüketildikten sonra AİHM'ye gidebileceğini söyledi. Kentbank davasındaki süreci özetleyen deneyimli avukat, "Kent Bank'ta karar kesinleşti bankayı vermediler, lisansı talep ettik lisansı vermediler tüm işlemler tamamlanınca AİHM'ye müracaat ettik ve kabul edildi. Sonunda devletle uzlaşma sağlandı." şeklinde konuştu.



'ORTAKLARIN NİTELİKLERİNİ KAYBETMELERİ İÇİN 'AĞIR CEZA' GEREKİYOR'



Turgut Tavşanoğlu'nun bir diğer önemli vurgusu BDDK kararına gerekçe olan bankadaki imtiyazlı hak sahiplerinin niteliklerini kaybetmesini tespite yönelik. Tavşanoğlu, bunun mutlaka hukuki zemine ve mahkeme kararlarına dayanması gerektiğine dikkat çekiyor. İmtiyazlı paya sahip ortakların bu niteliklerini kaybetmeleri için dolandırıcılık, ağır ceza, hapis gibi suçları işlemesinin gerektiğini belirten Tavşanoğlu, böyle bir kararı BDDK'nın alamayacağını vurguladı. Tavşanoğlu, Bank Asya'nın imtiyazlı ortakların niteliğinin kaybolduğuna yönelik bir verinin BDDK tarafından gösterilmediğine ve kurulun mahkeme gibi karar vermeye yetkisi olmadığına işaret ediyor: "Kanun, 'kurucularda aranan nitelikleri kaybeden nitelikli paya sahip ortaklar temettü dışındaki haklardan yararlanamaz, bu takdirde diğer ortaklık hakları kurumun bildirimi üzerine fon tarafından kullanılır' diyor. Burada kanun çok açık; kurucularda aranan niteliğin kaybedilmiş olması lazım. BDDK'nın açıklamasından bu anlaşılmıyor. Nitelikli ortakların niteliği kaybettiğine dair bir veri yok, duyurularında da yok."



' BDDK ŞÜPHE İLE İŞLEM YAPAMAZ'



Bankacılık Kanunu'nun 18. maddesine dayanarak TMSF'nin yönetime müdahalesini görünce şaşırdığını ifade eden avukat Turgut Tavşanoğlu, BDDK'nın yetkisinin olduğunu, ancak yönetime müdahale kararını alanların bu yetkiyi nasıl tespit ettiğini anlamadığını söyledi. Tavşanoğlu, bu işlemin şüphe ile yapıldığını ve hukuka aykırı olduğunu vurgulayarak, " BDDK şüphe ile işlem yapamaz. Şüphe ile ileride bir zarar doğacaksa mahkemeler yapar." dedi. BDDK'nın 68. ve 69. maddelerde kısıtlayıcı ve tedbire yönelik hükümlerinin olduğunu söyleyen Tavşanoğlu, Bank Asya'ya müdahalenin bu düzenlemelere girmediğini belirtti. Turgut Tavşanoğlu ortakların niteliklerini kaybetmediklerini, sadece belgelerin eksik olduğunu ve bu sorunun da savcılığa şikayet, cezalandırma veya başka tedbirlerle çözülebileceğini belirterek, "Bu tedbirleri yapmadan doğrudan banka yönetiminin haklarını TMSF'ye kullandıramazsınız." dedi.

26 Temmuz 2014 Cumartesi

Sahibinden yeni model araç alacaklar dikkat.

0 yorum

Sahibinden Temiz Araba Modelleri, Sahibinden 2. El Araç Fiyatları, Sahibinden Otomobil Alım Satımı


Sahibinden yeni model araç alacaklar dikkat.





 


2014 araba modelleri. Sahibinden 2. el araba modelleri. Sahibinden 2. el temiz otomobil resimleri. Sahibinden araç alım satımı. Araba ortaklığı. Sahibinden araba model ve fiyatları. Sahibinden araç






ahibinden yeni model araç alacaklar dikkat. 2014 araba modelleri. Sahibinden 2. el araba modelleri. Sahibinden 2. el temiz otomobil resimleri. Sahibinden araç alım satımı. Araba ortaklığı. Sahibinden araba model ve fiyatları. Sahibinden araç


Sahibinden 2. el araba arayanlar bu haberi okumana araç sahibi olmayın. Sahibinden 2. el araba fiyat ve resimlerine dikkat etmeden alınan arabalar başınızın belası olamasın. Sahibinden Araba Otomobil Fiyat ve Listesi


Araba alacaklar dikkat bu haberi okumadan araç sahibi olmayın. Ucuza araba arayanlar Sahibinden 2. el araba fiyat ve modellerine bakmanız tavsiye edilir. Yeni çıkan 2014 araba alım satımı. Sahibinden 2. El ve 0 Araba model ve fiyatları


2014 yeni yıl iaraba modelleri mansettv'de. Sahibinden araba alım satım işleri. 1 yıllık araba masrafları. Araba pazarı araba modelleri. Sahibinden araba alım satımı. Sahibinden 2. el araba resimleri. Araç fiyatları


2014 yılının vazgeçilmez arabaları yine görücüye çıktı. Sahibinden temiz 2. El Araba almak isteyenler bu sayfada detaylara ulaşabilirsiniz. Sahibinden en temiz araba modelleri. Sahibinden 2014 yılı araçlar


Erkeklerin vazgeçilmez aksesuarı arabalar bu yılda dudak uçuklatmaya devam ediyor. Sahibinden 2. El Araba almak isteyen müşteriler araba pazarından çok internetten araba bakmaya başladılar. Sahibinden 2. el araba al





2013 Yılında Sahibinden.com'da en çok satan araba modelleri neler?. Sahibinden 2. el araba alım satımında dikkat edilmesi gerekenler. Sahibinden 2. El araba marka ve modelleri. Sahibinden Araba alırken nelere dikkat edilmeli?





sahibinden araba alırken dikkat edilmesi gerekenler neler? Sahibinden alış ve satış işlemleri nasıl yapılır? Sahibinden araba ilanlarında nelere öncelik vermelisiniz? Sahibinden ilanlarında en çok ilgi çeken Otomobiller hangileri? Hangi marka daha iyi satılıyor? Sahibinden uygun araba fiyatları ile ilgili tüm bilgiler haberimizde. Sahibinden araba ile ilgili merak ettiğiniz her şey mansettv.com'da (Sahibinden araba)





Döviz kurlarındaki yükselişin yol açtığı ciddi fiyat artışlarından etkilenmeden, ucuza yeni otomobil sahibi olma şansı, otomotiv firmalarının stoklarındaki '2013 model' araçlarla sınırlı bulunuyor. Yılın ilk çeyreğinin sonuna gelinirken, giderek azalan 2013 modellerde, 2014 model araçlara göre 10 bin liraya varan indirimler dikkati çekiyor.





Türkiye pazarında faaliyet gösteren yerli ve yabancı otomotiv firmalarının bazı model ve versiyonlarını dikkate alınarak  yapılan derlemeye göre, Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarının, ocak-şubat döneminde yüzde 19,25 daralması nedeniyle, '2013 model' araç stokları dahi henüz eritilemedi.





ÖTV ve döviz kurlarındaki artışların yansıtıldığı 2014 model araçların fiyatları el yakarken, ucuza, ama 'kullanılmamış otomobil' sahibi olmak isteyenler için birkaç hafta içinde tüketileceği tahmin edilen, cazip fiyatlı '2013 modeller' iyi bir alternatif oluşturuyor. Öyle ki; 2014 model yerine, tercihini 2013 model otomobillerden yana kullananların, bin 500 liradan 10 bin liraya varan fiyat avantajı elde etmeleri mümkün.


"Sıfır kilometre araç satışlarının fazlalığı, ikinci el piyasasını da hareketlendiriyor"





İkinci el otomobil piyasasında fiyatların sıfır otomobil satışlarına endeksli olduğuna işaret eden Dursun, piyasaya giren sıfır kilometre araç sayısı fazlalığının ikinci el piyasasını da hareketlendirdiğini ve arttırdığını ifade etti. Dursun, ikinci elde ilginin fiyata ve modele göre değiştiğini, 10-20 bin lira arasında ve 1-2 yaş sınırındaki araçların daha çok rağbet gördüğünü belirterek şunları söyledi:





"Fiyatı 10 ile 20 bin lira arasında olan orta segment otomobil bulmakta zorlanıyoruz. Sıfır otomobillerle birlikte 1-2 yaşındaki araçların fiyatlarının da artması insanları daha ucuz ancak binilebilen modellere yönlendirdi. Fiyatların yükselmesi piyasayı da kilitliyor. İyi bir arabanın fiyatı ev fiyatı gibi oldu. Bayiler kampanya yaparak sıfır araba satışlarını artırırlarsa ikinci el piyasasında da satılık araba sayısı artar. Şu anda yeterince satılabilecek iyi model araba bulunmuyor."





"Piyasadaki ikinci el araçların yüzde 60'ı rent a car çıkışlı"





İzmir Oto Galericiler Odası Yönetim Kurulu Başkan Vekili Şerif Karatop ise ikinci el otomobil piyasasında son dönemde satılan araçların yüzde 60'ının "rent a car" şirketleri çıkışlı, kiralık olarak kullanılan otomobillerin oluşturduğunu, yüksek kilometreye sahip bu araçların alıcılar tarafından tercih edilmediğini söyledi.





Bursa Oto Galericiler Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Yanık da sıfır kilometre otomobillerde yaşanan fiyat artışının ikinci el piyasasına yansıdığını belirtti.





"Bir yaşındaki aracını satıp sıfırını almak isteyenler oluşan fiyat artışı sebebiyle şu anda bunu gerçekleştirmiyor" diyen Yanık, bu kişilerin tercihlerini ikinci el otomobillerden yana kullanmak istediğine dikkati çekerek, "Ayrıca yerel seçimler ve oluşan belirsizlik nedeniyle insanlar tercihlerini de erteliyor. Buna rağmen ikinci el piyasasında bir talep artışı var, bu talep de fiyatlara yansıdı" dedi.Sahibinden araç satışları 2013 yılında otomobil satışları 664 bin 655 adetle yeni bir rekora imza attı. Sahibinden en çok satan araba markaları! 





İşte o liste:





İşte sahibinden satılık araç ilanları arasında başı çeken sahibinden.com adresinin en önemli markaları en çok satılan otomobil markaları





Artan kur ve gelen ÖTV artışı ile otomotiv sektörü sıkıntılı bir yıla girerken 2013 yılını ise rekorla kapattı. Otomotiv Distribütörleri Derneği'nin (ODD) raporuna göre 2013 yılında otomobil ve hafif ticari araç pazarı yüzde 9.72 yükselerek 853 bin 378 adet oldu. 664 bin 655 adetle rekor kıran otomobil satışlarının yanı sıra 188 bin 723 adet hafif ticari araç satıldı. Sahibinden en çok araç satan marka sıralamasında ise bu yıl ilk defa bu unvanı alan bir marka zirvede yer aldı.





2013 YILINDA SAHİBİNDEN EN ÇOK SATAN ARABALAR





1- Volkswagen 112.056


2- Renault 108.311


3- Ford 108.155


4- Fiat 97.593


5- Opel 55.993


6- Hyundai 49.602


7- Toyota 38.443


8- Dacia 36.395


9- Peugeot 34.034


10- Mercedes-Benz 30.444


11- Citroen 30.003


12- BMW 20.705


13- Nissan 19.295


14- Honda 15.415


15- Audi 14.987


16- Kia 13.648


17- Skoda 12.833


18- chevrolet 12.506


19- Seat 11.065


20- Mitsubishi 5.240





8 Haziran 2014 Pazar

AKP'nin konut'ta saadet zinciri oyunu.

0 yorum

Ekonomi Politikaları Genel Başkan Yardımcılığı’nın Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak’ın koordinasyonunda hazırladığı 94. Ekonomik Görünüm Raporu yayımlandı.







Konut sektörünün değerlendirildiği raporda, yılın ilk 4 ayında konut satışlarının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,5 gerileyerek 341 bin 463’e indiği, “ipotekli konut kredisiyle” satın alınan konut sayısının da aynı dönemde yüzde 33,5 gerileyerek 104 bine düştüğü kaydedildi. Banka kredisiyle alınan konutlar başta olmak üzere, konut talebinde bu yıl ciddi bir yavaşlama olduğu belirtilen raporda, faizlerdeki artışın konut satışlarının düşüşünde önemli rol oynadığı ifade edildi.





 Raporda, “AKP’nin izlediği büyüme stratejisinin bel kemiğini inşaat sektörü oluşturuyor. Bir dönem İspanya’nın uyguladığı ve küresel krizde çökerek bu ülkeyi büyük bir kaosa sürükleyen modelin, 2007’den sonra hızlı bir şekilde Türkiye’de uygulamaya konulduğu dikkati çekiyor” değerlendirmesinde bulunuldu.





-“AKP’NİN SAADET ZİNCİRİ”-


Raporda, AK Parti’nin yerel yönetimleri üzerinden, özellikle büyükşehirlerdeki imar rantlarını kullanarak “havuz müteahhitlerinin” inşa ettiği yüksek kuleler ve lüks rezidanslardan oluşan dışa kapalı bir “saadet zinciri” kurduğu iddia edildi. Raporda, “Bu saadet zincirinin diğer önemli halkalarını ise TOKİ ve Emlak Konut oluşturuyor. TOKİ ve Emlak Konut aracılığıyla yaratılan kupon arazilerde, hasılat paylaşımı modeliyle, iktidarın itimadına mazhar müteahhitlere kuleler veya lüks alışveriş merkezleri yapılmasının yolu açılıyor. Bu zincirin devamlılığını sağlayan unsur ise dışarıdan ucuz kaynak girişi. Bu modelde, bankaların dışarıdan topladığı borçlar vatandaşa kredi olarak kullandırılıyor. Böylece aileler hızla borçlandırılarak havuz müteahhitlerine yaptırılan konutlara talep yaratılıyor” denildi.





-“KONUT ARZI TALEBİ AŞTI”-


Raporda, AK Parti’nin uyguladığı bu modelin önünde, ABD Merkez Bankası’nın tahvil alımlarını azaltma kararı ve izlenen modelin bizzat kendi içsel kırılganlığı olmak üzere iki engel çıktığı da ifade edildi. Konuttaki saadet zinciri modelinde özellikle lüks projelerin, bir sonraki projeden gelecek parayla finanse edildiği kaydedilen raporda, “Modelin ilerleyişi, bu anlamda bisikletin ilerleyişine benziyor. Bisikletin dengede kalması için nasıl pedalın sürekli çevrilmesi gerekiyorsa bu projelerde finansmanın sağlanması için sürekli yeni projelerin uygulamaya konulması ve bu projelere talep yaratılması gerekiyor. Fakat uzun süredir konut arzı konut talebini aşmış durumda” denildi.





TÜİK’in verilerine göre 2013 ile 2014’ün ilk üç ayı arasında konut piyasasına yeni giren ve kullanma izin belgesi alan daire sayısının yaklaşık 956 bin, yeni konut satış rakamının ise 649 bin 341 olduğu belirtilen raporda, “Dolayısıyla, 2013’ün başından bu yana arz fazlası 306 bin 509 konut var. Bu, son 15 ayda üretilen konutların üçte birinin satılamadığını gösteriyor” denildi.





Konutta oluşan arz fazlasına rağmen yeni projelerin de hız kesmediğinin belirtildiği rapora göre 2014’ün ilk üç ayında yapı ruhsatı verilen daire sayısı 279 bin 306 ile son 3,5 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Rapora göre 2010’dan bu yılın Mart ayına kadar konut fiyatları yüzde 50,8 arterken, enflasyon ise yüzde 32,9’da kaldı. Yani konut fiyatları, genel fiyat seviyesinin 17,8 puan üzerinde arttı. 

28 Mayıs 2014 Çarşamba

Dolar yine yükselişe geçti

0 yorum
Dolar son bir haftanın en yüksek seviyesini gördü serbest piyasada dolar 2.11'e kadar yükseldi.

Dün güne 2.09'un altında başlayan dolar 2.1072'ye kadar yükselerek, bir haftanın en yüksek seviyesini test etti. Dün günü 2.10'un hemen üzerinde tamamlayan dolar bu sabah serbest piyasada 2,1010 liradan güne başladı. Açılışın ardından 2,1120 liraya kadar yükselen dolar sonra 2,1109'dan alıcı buluyor.

Kapalıçarşı'da euro ise 2,8630 lira oldu

26 Mayıs 2014 Pazartesi

Hilal Cebeci dış borcu basıp basıp ödeyecek.

0 yorum


Bir ülkenin masraf kalemleri arasında dış borçlar büyük önem taşır. 

Özellikle IMF gibi kuruluşlara olan borçların fazla olması ülkenin yatırımcılar için değeri belirleyen kalemler arasında önemli bir yer tutar. Tüm bu dış ve iç borçların ödenmesi insanların yaşam kalitesinen yatırımlarına kadar pek çok konuda belirleyicidir. İşte bu kadar önemli bir konuda fikrini belirten Hilal Cebeci dış borçları kapatmak için mizahi bir dille şu öneride bulunmuş…


23 Mayıs 2014 Cuma

Emlak vergisini %15 az ödemenin yöntemi ne?

0 yorum
Emlak Vergisi'nin ilk taksidinin ödenme tarihinde sona doğru yaklaşılırken birçok ev sahibi katlanan vergi tutarından şikâyetçi. 

Emlak Vergisi iki ayrı değer göz önüne alınarak hesaplanıyor. Bunlardan ilki 4 yılda bir belirlenen arsa metrekare birim fiyatları. Bu değer 2014'te yeniden belirlendi ve birçok şehir ve ilçede yüzde 300'leri bulan artışlar nedeniyle mahkemelere taşınmaya başlandı. Takdir komisyonları tarafından belirlenen arsa bedelleri bu yıl mahkemeye götürülebiliyor. Çünkü önceki yıllarda komisyon kararlarına itiraz edilemiyordu. Anayasa Mahkemesi bu düzenlemeyi Anayasa'ya aykırı bulunca iptal etti. Böylece vatandaşların Emlak Vergisi'nin bir ayağına ilişkin mahkemeyolu açıldı.

Diğer ayak ise bina inşaat maliyeti. Bu maliyetleri Maliye Bakanlığı her yıl yenidenyayımlıyor. İşte yüksek belirlenen arsa bedelinden daha fazla ödenecek vergiyi deetkileyen ve gözden kaçan uygulama da burada başlıyor.

Belediyeler Maliye'nin cetveline göre binaların metrekaresini çarpıp verginin diğer ayağını belirliyor. Fakat belirlenecek maliyet 5 ayrı sınıfta toplanıyor. Lüks, 1, 2, 3 ve basit sınıf olarak. Belediyeler bu sınıfları şimdi ya müteahhitlerin bayanına göre ya da kendisi belirliyor. Vergiyifazla almak için de birim fiyatı fazla olan sınıfı seçiyor. Oysa belediyelerin belki de işine gelmediği için uygulamadığı ve binanın hangi sınıfta olduğunu düzenleyen yasal düzenlemelermevcut.

İlk olarak 1972 yılında çıkarılan Emlak Vergisi'ne Matrah Olacak Vergi Değerlerinin Takdirine İlişkin Tüzük konuya el atmış. Bu tüzükte binalar 5 sınıfa ayrılarak bu sınıfların nasıl belirleneceği Maliye Bakanlığı'na bırakılıyor. Bakanlık da 15 Aralık 1983'te hangi yapınınlüks hangisinin birinci hangisinin ikinci sınıf olacağını belirlemiş. Örneğin binanın lüks sayılması için dış cephesi, mermer, çini ve bakır kaplamalı olmalı. 2'den fazla odası gizli ışıklandırmalı, 2'den fazla odası ısı ve ses yalıtımlı gibi birçok özelliği olmalı.

YARIDAN FAZLA ÖZELLİĞİ İÇERMELİ

14 seri No'lu tebliğde de Maliye Bakanlığı yukarıdaki 2 yasal düzenlemeye dikkat çekerek binainşaat maliyetinin belirlenmesinde bakanlığın 15 Aralık 1983'te yayımladığı cetvele göre belirlenmesi gerektiğini belirterek bu konudaki şüphelere de yer bırakmıyor. Aynı tebliğde bir sınıfın yarısından fazla özelliği bünyesinde barındıran binanın o sınıfa gireceği ifade edilerek bir sınıfın özelliklerinden yarısından bir az özelliği taşıyan binanın bir alt sınıfta değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Bu ise verginin yüzde 15'e kadar düşmesini sağlayabiliyor.

22 Mayıs 2014 Perşembe

Ali Rıza dede Türkiye'nin tüm borçlarını kapatacak.

0 yorum
Yaklaşık 50 yıldan beri definecilik yapan 85 yaşındaki Ali Rıza Ayaz, kendisine istediği yerde kazı izni verilmesi halinde Türkiye'nin tüm borçlarını kapatacağını iddia etti.

Yıllarca definecilik yapan Ali Rıza Ayaz, Elazığ'da Firavun'dan kalma hazinenin yerini bildiğini, Adıyaman'ın Çelikhan ilçesi Pınarbaşı beldesinde ise büyük bir hazinenin olduğunu iddia ediyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na, Başbakanlığa ve Cumhurbaşkanlığı'na kazıyla ilgili izin talebinde bulunduğunu ifade eden Ali Rıza Ayaz, 'Bana kazı izni verilmesi halinde ben Türkiye'nin tüm borçlarını karşılayacak bir hazine bulacağımı iddia ediyorum. Elimde harita ve aletler var. Avrupa ve dış ülkelerden bazı bilim adamlarıyla daha önceden yaptığım çalışmalar neticesinde hazinelerin yerini biliyorum.

 Devletin izin vermesi halinde çeşitli hükümdarların hazinelerine, yer altı saraylarına ulaşabilirim. Elazığ'da Firavun'un hazinesinin olduğu yeri biliyorum. Adıyaman'ın Çelikhan ilçesine bağlı Pınarbaşı beldesinde üç hükümdara ait hazinenin yerini biliyorum. Devlet görevlilerinin nezaretinde, kazı yapmak için izin istiyorum. Adıyaman Müze Müdürlüğü'ne Adıyaman'ın Çelikhan ilçesine bağlı Pınarbaşı beldesi için müracaatta bulundum' dedi.

19 Mayıs 2014 Pazartesi

Zenginler nasıl zengin oluyor.

0 yorum
ABD'de yapılan bir araştırmada, zenginlerle fakirler arasında giderek büyüyen refah açığının nedenine yer verildi.

Dünyada zenginlerle fakirler arasında giderek büyüyen refah açığı, her daim tartışılan bir konu olmuştur.

Son olarak konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Ekonomist Paul Krugman, hedge fon yöneticilerinin milyar dolarlık maaşlarının, büyüyen refah açığında eğitimin rolünün çok az olduğunu ortaya koydunu söyledi.

Krugman, yatırımcıların paradan daha çok para yaptığı için zenginin giderek zenginleştiğini savundu.

Modern ''Eşitsizlik dereceyle ilgili değil, oligarşiyle ilgili'' diye konuştu.

Fakat ABD'de yapılan bir çalışma, tam tersi yönde bir görüş ortaya koydu.

Duke University'den araştırmacı Jonathan Wai tarafından yapılan bir çalışmada, dünyadaki multi milyarderlerin iyi eğitim aldığı ve bişisel yeteneklerinin güçlü olduğu sonucuna ulaşıldı.



17 Mayıs 2014 Cumartesi

Somalı madenciler bankalara borçlu çıktı.

0 yorum
Bankaların borç silme hamlesi madencinin borcunu gündeme getirdi. Soma’da bankalardan kullanılan bireysel kredi ile kredi kartı borçları 690 bin TL çıktı. Bu rakam bankaların verdiği toplam kredilerin % 0.00006’sı ediyor.

Türkiye’de iş yapan birçok banka Soma’da meydana gelen maden kazasında hayatını kaybedenlerin borçlarını ardı ardına sildiklerini açıkladı. Hayatta kalanların ise borçlarını yeniden ele alarak, yapılandıracaklar.

Ticari hukuk kuralları içinde kredi borçlusu hayatını kaybettiğinde borcu mirasçılarına kalıyor. Borç sigortalanmış ise bu borçları sigorta şirketi ödüyor.
Bununla birlikte Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu (BDDK) iki ay önce çıkardığı düzenleme ile sigorta zorunluluğunu kaldırdı. Bankalar artık bireysel kredi verdikleri müşterilerinden zorunlu olarak Hayat Sigortası yapmalarını isteyemiyor. Bankalar sadece konut kredilerinde müşterilerinden hayat sigortası yapmalarını isteyebiliyorlar. Konut kredileri de belli bir teminat karşılığında verildiği için bu kredilerin de banka açısından çok fazla bir riski bulunmuyor.

Ortalama gelir: 1.400 TL
Bir bankacının verdiği bilgiye göre Somalı madencilerin gelir ortalaması 1.400 TL’ye işaret ediyor. Bankalar BDDK’nın çıkardığı yeni yasal düzenlemeler kapsamında bir kişiye en fazla maaşının 5 katı kadar kredi limiti tanıyor.
Türkiye’de yaşanan bu acı olayın ardından Soma halkının bankacılık sektöründen kullandığı kredilerin tutarına bakıldığında madencilerin gelirinin ne oranda kredi kullanımına etki yaptığı da görülüyor.
Tüm Soma halkının sistemden kullanabildiği ticari, bireysel kredi kartı ve bireysel tüketici kredilerinin toplam tutarı 775.823 bin TL’yi aşmıyor. Burada 85 bin TL’lik ticari krediler düşüldüğünde, bireysel borç toplamının 690 bin TL olduğu görülüyor.

Sigortasız risk: 1.336 TL!
Bankalar arka arkaya madencilerin acısını paylaştıklarını ve hayatını kaybeden işçilerin borçlarını sildiklerini açıklarken, Somalılar kamu ve özel bankalardan 614.583 bin TL bireysel kredi, 76.857 bin TL bireysel kredi kartı ve 84.383 bin TL ticari kredi almışlar. Bu arada bir diğer önemli ayrıntı da bankaların bütün kredi riskleri neredeyse sigorta kapsamında. Soma’daki sigortasız toplam risk sadece 1.336 bin TL’ye işaret ediyor.

9 Mayıs 2014 Cuma

Buğday dondu ekmekte büyük tehlike

0 yorum
Buğday kuraklık ve dondan en çok etkilenen ürünler arasında yer alırken, bazı bölgelerde rekolte kaybı yüzde 50’yi aştı.

29-30 Mart’ta yaşanan don olayı sonrası Çukurova’da hasatın 1 ay öne geldiğini ifade eden Ceyhan Ziraat Odası Başkanı Yavuz Tezcan, buğday hasatının biçerdöver ile değil çim biçme makineleri ile yapıldığını söyledi.

 Geçen yıl Ceyhan’da 200 bin ton buğday üretimi yapıldığını belirten Tezcan, “Sulama yapılan bölgelerin durumu biraz daha iyi ancak bu yılki üretim 100 bin tonu geçmez” dedi. Ceyhan’da 60-70 bin dekarda hasat yapıldığına dikkat çeken Tezcan, “Buğday başakları boş. Hepsi saman oldu. Geçen yıl 65-75 kuruş olan buğday fiyatı 90 kuruşu geçti. Önlem alınmazsa buğday ithalatı artar. En çok etkilenen de ekmek fiyatları olur” dedi.


YÜZDE 25 KAYIP

Kuraklığın etkisinin beklenenden daha fazla olduğunu ifade eden Türkiye Ziraatçılar Derneği İbrahim Yetkin, “Türkiye genelinde büyük problem yaşanıyor. Şu an yağmur yağması hiçbir şeyi değiştirmez. Türkiye genelinde yüzde 25’lik rekolte kaybı yaşanması bekleniyor” dedi. Bu bölgenin Türkiye’nin ihtiyacını karşılamada üçüncü sırada olduğunu belirten Yetkin, “Toprak Mahsulleri Ofisi geçtiğimiz günlerde 2.5 milyon ton buğday ithal etme yetkisi aldı. 2.5 milyon tona yakında deposunda bekliyor. Eğer önlemler yeterli olmazsa ilk etkilenecek olan ekmek fiyatları olur” dedi.

Kaliteli buğday yetişmiyor

TÜRKİYE’de kaliteli buğday üretimi konusunda da büyük sıkıntı yaşandığını dile getiren İbrahim Yetkin, “Kaliteli buğday olmadığı için un üreticileri yurtdışından buğday ithal ediyor. TMO fiyat artışını engellemek için önceden ürün toplamaların önüne geçmeli” diye konuştu.

8 Mayıs 2014 Perşembe

Zafer Çağlayan 10 bin dolarlık ayakkabı giyiyormuş!

0 yorum
Ne ayakmış breh breh!

700 bin liralık saatiyle konuşulan eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın ayakkabısının da 10 bin dolar (21 bin TL) olduğu iddia edildi.

700 bin TL'lik saatiyle ilgili verdiği ifade ve saat şirketinin bu ifadeyi yalanlamasıyla gündemde olan eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan şimdi de ayakkabılarıyla gündemde.

Aydınlık gazetesinin haberine göre İtalya’nın Milano şehrinde özel olarak üretilen ve fiyatları 10 bin dolar civarı olan el yapımı ayakkabılardan bir çift de Zafer Çağlayan da mevcut.

22 Nisan 2014 Salı

Hazine sözleşmesi fesh edilen özel şirketlerin kredi borcunu ödeyecek!

0 yorum

Devletin malı hazine.

HAZİNE, “borç üstlenim koşullarını” açıkladı. Müsteşarlık tarafından dün Resmi Gazete’de yayınlanan yönetmeliğe göre, sözleşmenin şirket kusuru nedeniyle feshedilmesi durumunda Hazine’nin şirketin aldığı kredilere yönelik üstleneceği borç ana kredinin yüzde 85’i kadar olacak.

  Başta şehir hastaneleri olmak üzere yap-İşlet-devret ve yap-işlet-kirala yöntemiyle yapılan birçok proje için belli koşullarda Hazine’nin borç üstlenmesi kanun değişiklikleriyle gündeme gelmişti. Buna göre yatırım tutarı 1 milyar TL olan kamu-özel ortaklığı projelerle, asgari yatırım tutarı 500 milyon TL olan eğitim  ve sağlık yap-kirala-devret projelerinde; sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi durumunda yatırım ve hizmetler için sağlanan ana kredi ve ana krediye yönelik türev ürünlerden kaynaklanan mali yükümlülükler Hazine tarafından üstlenilecek.

Bir idare bir proje için Hazine’nin “borç üstlenim taahhüdü” vermesini isterse ihaleyle ilgili şartnameyi yayınlanmadan önce sözleşme taslağı ile Hazine’ye iletecek. Müsteşarlık, sözleşme taslağındaki ve borç üstlenimini doğrudan ilgilendiren hükümleri değerlendirecek ve uygun bulması halinde görüş verecek. Konu Bakanlar Kurulu’nda da görüşülecek. İhalenin gerçekleştirilmesinden sonra, müsteşarlık sözleşme taslağını yeniden değerlendirecek ve uygun bulması halinde “uygun” görüşü verecek. Bir yıl içinde sağlanacak borç üstlenim taahhüdü limiti her yıl bütçede belirlenecek.

En zengin Türk isyan etti.

0 yorum

"O kadar param YOK."


Murat Ülker, Forbes’ın kendisini 3.7 milyar dolarlık varlığıyla Türkiye’nin en zengini seçmesine tepki gösterdi. “Ben bankaya para yatırmam şirketime yatırırım” diyen Ülker, “Varlıkların tamamı alınmış ama nakitten bahsetmiyor. Söyleyecek çok şey var” yorumunu yaptı

Ül­ker Ço­cuk Si­ne­ma Şen­li­ği­’nin ön gös­te­ri­mi için Art­vi­n’­in Ar­ha­vi il­çe­sin­de bir grup eko­no­mi ga­ze­te­ci­siy­le bu­lu­şa­rak soh­bet top­lan­tı­sı ya­pan Ül­ker, her so­ru­ya açık­lık­la ce­vap ver­di ve gö­rüş­le­ri­ni de açık­la­dı.

Ça­lış­tık­la­rı sek­tör­ler­de iş­le­rin iyi git­ti­ği­ni be­lir­tenMurat Ül­ker, “Ye­rel se­çim­ler­de pi­ya­sa­lar pek et­ki­len­mi­yor. Ba­şın­da da et­ki­le­me­di so­nun­da da. Bi­zim iş­ler iyi gi­di­yor, hiç da­ral­ma ol­ma­dı, şi­ka­yet­çi de­ği­li­m” de­di. Ül­ker, se­çim so­nuç­la­rıy­la il­gi­li de­ğer­len­dir­me­si so­rul­du­ğun­da da “Halk ka­ra­rı­nı ver­di, yo­ru­ma ge­rek yok. Ben se­çe­nim, va­tan­daş ola­rak gö­re­vi­mi yap­tım. Se­çi­len­ler dü­şün­sün ar­tı­k” di­ye ko­nuş­tu.

"VARLIK VAR AMA NAKİT YOK"

“Ken­di pa­ra­mı ban­ka­ya koy­mam. O ka­dar pa­ram yo­k” di­yen Ül­ker, For­be­s’­ın bi­rin­ci­si ol­du­ğu ha­tır­la­tı­lın­ca şu yo­ru­mu yap­tı: “Var­lık­la­rın ta­ma­mı alın­mış ama na­kit­ten bah­set­mi­yor. Söy­le­ye­cek çok şey var.  Ay­rı­ca Tür­ki­ye­’nin en zen­gi­ni tüm var­lık­la­rıy­la çı­kı­yor. Ben pa­ra­mı ban­ka ye­ri­ne şir­ke­te (Göz­de­’ye) ya­tı­rı­yo­rum. Şir­ke­tin o işi var. On­lar dün­ya ça­pın­da mo­ney ma­na­ge­ment ya­pı­yor­lar.”

Bugün

21 Nisan 2014 Pazartesi

Devlet özel sektör borcuna sınırsız garanti veriyor!

0 yorum
Özel sektörün dış borcuna devlet garantisi getiren düzenleme, şirketlerin kendi borcuna kefil olmasını engelliyor.


Yönetmeliğe göre şirketlerin ödemediği dış borcu Hazine üstlenmek zorunda kalırsa, devlet milyarlarca dolarlık zararın küçük bir kısmını şirketten geri tahsil edebilecek. Üstelik garanti tutarı her yıl yenileneceği için devletin özel sektör riski birkaç yıl içerisinde devasa rakamlara ulaşabilecek.

Risk devlete kar şirkete

Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Hazine Müsteşarlığı Tarafından Gerçekleştirilecek Borç Üstlenimi Hakkında Yönetmelik" düzenlemesi; büyük projelerde 'riski devlete yükleyen, karı özel sektöre bırakan' kritik maddeler içeriyor. Türkiye'yi 2001 krizine sürükleyen nedenleri yeniden oluşturma riski taşıdığı ifade edilen yönetmelikteki şu maddelerin kamu maliyesine büyük yükler getirebileceği belirtiliyor:

Teminat 1 taksit için

Dış borcuna garanti verilecek şirketlerden, kredi borcunun tamamı için teminat istenmeyecek. Yönetmeliğe göre borcunu devlete ödetme riski bulunan şirketlerden kredinin tamamı yerine 'en yüksek taksitin yüzde 10 fazlası' kadar kefalet istenecek. Hazine Müsteşarlığı'na verilecek bu kefalet şirket ortaklarını müştereken ve müteselsilen bağlayacak.

Sadece 55 milyon dolar

Buna göre örneğin 1 milyar dolar dış krediyi devlet garantisiyle yurtdışından getiren bir şirket bu borcu 50 milyon dolarlık taksitlerle geri ödeme anlaşması yapmışsa, Hazine'ye en fazla 55 milyon dolarlık kefalet verecek. Şirket bu küçük teminat karşılığında devletten 1 milyar dolarlık garanti almış olacak. Eğer o şirket dış borcunu ödeyemezse devlet 1 milyar dolarlık borcun tamamını garanti kapsamında dışarıya öderken 55 milyon dolarlık kısmını teminat sayesinde kurtaracak. Dolayısıyla 945 milyon dolarlık borç vatandaşın sırtına binecek.

Büyük yük gelebilir

Devlet garantisi ifade edildiği gibi 3 milyar dolarla sınırlı kalmayacak. Yönetmeliğe göre hükümet, her yıl istediği tutarda özel sektör garantisini bütçeye yazacak. Üstelik garanti tutarını Bakanlar Kurulu iki katına kadar çıkarabilecek. Dolayısıyla örneğin önümüzdeki yıl hükümet isterse bütçeye 5 milyar dolar sınır koyup daha sonra özel sektörün 10 milyar dolarlık borcuna garanti verebilecek. Garanti her yılın bütçesiyle yenileneceği için örneğin 10 yıl içerisinde bu tutar 100'lerce milyar doları aşabilecek. 2014 bütçesine eklenen bir maddeyle devletin sadece bu yıl üstlenebileceği özel sektör borç yükü 3 milyar dolara çıkarılmıştı.

Kötü niyetli şirkete bile garanti veriyor

Yönetmelikte Hazine garantisi için olağanüstü durum, ekonomik kriz ya da uluslararası bir ekonomik çöküntü şartı aranmıyor. Yönetmeliğe göre, bu tür bir sorun yaşanmadığı halde, tamamen kendisinden kaynaklanan nedenlerle dış borcunu ödemeyen şirketlerin borcuna dahi garanti verilecek. Dolayısıyla şirketlerin kötü niyeti ya da yönetim hatasının ağır faturasını vatandaş ödemek zorunda kalacak.

Üçüncü köprü ve havalimanı da var

Yönetmeliğe eklenen bir istisna maddesiyle, üçüncü köprü ve üçüncü havalimanı ve halen proje aşamasında olan yap-işlet-kirala modelli şehir hastanelerini yapacak olan şirketler, finansman sıkıntısı yaşamaları halinde Hazine'den krediye garanti olmasını isteyebilecekler. Türkiye'deki özel sektör kuruluşları, içinde bulunulan seçim ortamı ve 17 Aralık sonrası ortaya çıkan siyasi belirsizlikler nedeniyle yurtdışından kredi bulmakta zorlanıyor. Bulunan krediler ise çok pahalı maliyetler içeriyor. Hazine garantisi, işte bu kilidin açılmasında en büyük anahtar görevi oynayacak.

"Reza ya hiç dayak yememiş ya da saymayı bilmiyor!"

0 yorum

Cari açığı 'hayırsever' Reza kapatmış!

17 Aralık 2013’te rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda tutuklanan, daha sonra serbest bırakılan Reza Zarrab, havuz medyasına verdiği mülakatta  “Cari açığın yüzde 15’ini ben kapattım.” diyor.

Geçen yılki 65 milyar dolar cari açığın 10 milyarını finanse ettiğini söylüyor. Peki nasıl? İran’a altın ihraç etmiş. İster İran’ın dış ticaret rakamlarına, ister TÜİK’in verilerine bakın senelik 10 milyar dolar altın ticareti göremezsiniz. İran ithal edilen altından yüzde 50’ye yakın vergi alırken bu ülkeye kayıtlı yollarla kim, niye altın satsın?

Sabah Gazetesi’ne mülakat veren 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun kilit ismi Reza Zarrab, (Rıza Sarraf) “Cari açığın yüzde 15’ini ben kapattım.” diyor ki ilk bakışta 77 milyonun “evvela kendisinden özür dilemesi ardından şükranlarını arz etmesini!” gerektirecek kadar büyük lokma bu. Geçen sene 65 milyar dolar cari açık verdi Türkiye. Zarrab diyor ki açığın 10 milyar dolarını ben finanse ettim. Bir an bunu doğru kabul edelim. Tek başına 10 milyar dolar getirmiş Zarrab ülkemize. Peki nasıl? İran’a altın ihraç etmiş onun karşılığında. İster İran’ın, ister TÜİK’in verilerine bakın senelik 10 milyar dolar altın ticareti göremezsiniz. İran altın ithalatına yüzde 50’ye yakın vergi alırken bu ülkeye kayıtlı yollarla kim, niye altın satsın? Altının ons fiyatı belli. Dünyada çok dar bir marjda getiri elde edilebilecek değerli madeni satsa da bu kadar vergiden sonra para kazanılabilir mi? İran’ın altın ithalatına ördüğü duvarın ancak rüşvet ve iltimasla aşıldığını bizzat altın ticareti ile iştigal edenler söylüyor.

Zarrab evlere şenlik mülakatta rakamlar verse de çuvallamaktan kurtulamamış: “Bakın, İran’ın Türkiye ile yıllık ticaret rakamı 3,5 milyar Euro’dur.” Rakamlarla arası iyi değil. İki ülkenin ticaret hacmi söylediğinin en az 2,5 katı. Geçen sene İran’a yapılan 4 milyar 192 milyon dolarlık ihracata karşılık, bu ülkeden 10 milyar 383 milyon dolarlık ithalat yapmışız. Üstelik Türkiye’nin İran’a olan ihracatındaki en büyük düşüş, “Kıymetli veya yarı kıymetli taşlar, kıymetli metaller, inciler, taklit mücevherci eşyası, metal paralar” kaleminden kaynaklandı. Geçen yıl bu kalemden 1 milyar 679 milyon dolar ihracat gerçekleştirilirken, bu rakam 2012’de 6 milyar 540 milyon dolardı. Yüksek miktarda petrol ve gaz aldığından her halükârda Türkiye’nin İran’a karşı açık verdiği bir ticaretten bahsediyoruz. En fazla açık verdiğimiz 5. ülke İran iken Zarrab cari açığımızı 10 milyar dolar azalttı, öyle mi? Hoca Nasrettin’in hanımına sorduğu gibi soralım Zarrab’a: “İran’a iğneden ipliğe ne sattıysak toplam 4,1 milyar dolar kazandıysak sizin altın ticaretinden ülkemize kazandırdığınız 10 milyar dolar nerede?”

19 Nisan 2014 Cumartesi

Sıfır araba merakı vatandaşı sıfırladı.

0 yorum
Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı Mustafa Göktaş, piyasada hızla sürdürülen “Sıfır Otomobilö kampanyalarının göründüğü gibi olmadığını ve tüketiciyi sıfırladığını belirterek "Kampanyalar yüzünden tüketici icralık oldu" dedi. 

ÇETKODER Başkanı Göktaş, tarafından yapılan yazılı açıklamada, son 5 senedir aralıksız ve çeşitli alternatiflerle tüketiciye sunulan ve cazip hale getirilen "Sıfır Otomobil" kampanyalarıyla vatandaşın bilmeden, bilinçsizce yaptığı alış veriş neticesi, ekonomide daralma olduğunu ve borcunu ödeyemeyen çok sayıda tüketicinin icralık olduğunu vurguladı.
Göktaş şunları kaydetti:
"Hiç düşünmeden, piyasada cazip hale getirilen krediler ile uzun vade borçlanarak sıfır araçlar alan ve bunu ödemek için ise piyasa şartlarının da el vermemesi yüzünden, nakit sıkıntısına girip borcunu ödeyemeyen vatandaşın, bankaca rehinli olan araçları yedi emin depolarının oto park ve garajlarında hacizli vaziyet de bağlanmış durumda. Bu arada piyasanın ikinci elde yaşadığı olumsuzluklar nedeniyle de, ne banka bunu kısa vadede satıyor, ne tüketici borcunu ödeyebildiği için icradan geri alabiliyor. Üstelik yediemin depolarında, oto parklarda kaldığı süre içinde Borçlu tüketici birde günlük astronomik bir şekilde otopark ücreti ödemek durumunda kalıyor. Ayrıca icra ve avukat masrafları da binince, işin içinden çıkılamaz hal alıyor. Tüketiciye her türlü külfet oluşuyor. Tüketici sıfır araba alıyorum diyerek, düşünmeden ve başına geleceği bilmeden yaptığı bu alış veriş sonrası büyük mağduriyet ve çöküntü yaşıyor"

"YURT GENELİ 42 BİN 850 ARAÇ OTOPARKLARDA"
Sıfır araba kampanyasıyla, araç alıp bankalara ve finans kuruluşlarına borçlanan tüketicinin, bu borcu ödeyemediği için araçlarından olmuş durumda ve araçların otoparklarda, yediemin depolarında icralık ve hacizli olarak bağlı olduğunu belirten Göktaş, “Yurt geneli, bu şekilde sıfır araç olup, kredi ile alınan ve şu an bağlı durumda olan araç sayısı, 42 bin 850. Bu rakam sadece sürdürülen kampanyalar neticesi kredi ile araç alan ve bunu ödeyemeyenlerin sayısı. Ayrıca piyasanın ekonomik sıkıntı yaşamasından dolayı iş güç sahibi, iş erbabı ticaret yapan müessese sahibi kimselerin araçları da icra takibi ile bağlanmakta. O sayı bu rakamın içinde değil. Birde onu düşünün. Bu sayı korkunç boyutlara varacak" dedi.

"BUNLAR MİLLİ SERVET, BİLİNÇSİZ HARCAMA EKONOMİYİ FELÇ EDİYOR"
Göktaş, araçların boşu boşuna yedi eminlerin oto pazarlarında çürüdüğünü ve olanın milli servete olduğunu söyledi.
Ucuz kredi,cazip kredi, peşinatsız satış gibi cazip tekliflere kanarak aldıkları araçların borçlarını ödeyemeyen tüketicinin perişan olduğunu ve gereksiz harcamalar dolayısıyla milli ekonominin de zarar gördüğünü ifade eden Göktaş, şöyle dedi:
“Bu nedenle cazip tekliflere bakıp borçlanmayın. Neticede sıfır araba artık yatırım olmaktan da çıktı. Elinizde ihtiyacınızı gören bir aracınız var ise, modelini, markasını yenileyeceğim diye aşırı harcamaya, gereksiz harcamaya bulaşmayın. Mevcudunuzla idare edin. Gereksiz ve aşırı tüketimden, lüks harcamadan lütfen vazgeçin. İleride telefisi güç maddi ve manevi zararlar yaşarsınız."

 
Minima 4 coloum Blogger Template by Beloon-Online.
Simplicity Edited by Ipiet's Template