TANITIMI KAPAT

türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2015 Pazar

IŞİD Türkiye'den araba çalıp Suriye'ye kaçırıyor!

0 yorum
IŞİD, Türkiye'de birçok ildeki araç kiralama şirketlerinden 'joker' olarak anılan işbirlikçileri aracılığıyla kiraladığı 5 bin civarında aracı Suriye'ye kaçırdı.





Terör örgütü IŞİD'in, Türkiye'de birçok ildeki araç kiralama şirketlerinden 'joker' olarak anılan işbirlikçileri aracılığıyla kiraladığı 5 bin civarında aracı Reyhanlı üzerinden Suriye'ye kaçırdığı iddia edildi.



IŞİD'in Suriye'de yürüttüğü silahlı eylemlerinde kullandığı arazi tipi ve binek araçlarının çoğunun Türkiye'den kaçırıldığı, araç kiralama firmalarından 'joker' adı verilen işbirlikçiler aracılığıyla kiralanan araçların Hatay'ın Reyhanlı İlçesi'ndeki sınır kapısından çeşitli yöntemlerle çıkarıldığı ileri sürüldü.



Antalya Araç Kiralama Kuruluşları Derneği Başkanı Ergün Akça, Reyhanlı üzerinden IŞİD'e kaçırılan araç sayısının Antalya'da 200, Türkiye genelinde ise 5 bine yakın olduğunu söyledi. Kiralanan araçların Reyhanlı'daki sınır kapısından çıkartıldığını öne süren Ergün Akça, Reyhanlı'da bazı galerici veya kişilerin de bu işin içinde olduklarını iddia etti.



İKİZ PLAKA YÖNTEMİYLE SINIRDAN ÇIKIYOR



Araçların firmalardan 2- 3 günlüğüne kiralandığını belirten Akça, sistemi şöyle anlattı:



"Sonra Reyhanlı'da ucuza IŞİD'e satılıyor. Kaçırılan araçlarda uygulanan yöntemlerden biri de ikiz plaka. Ellerinde olan bir aracın aynısından kiralanıyor ve plakası ve ruhsatı kiralanan araca aktarılıyor. Sınırdan bu şekilde çıkarılıyor. Çünkü sınırda şase kontrolü yapılmıyor. Sınırdan geçtikten sonra IŞİD'e teslim ediliyor. Plaka ve ruhsat sökülüp çantada geri getiriliyor ve kendi araçlarına geri takılıyor."



BİREYSEL KİRALAYANLAR DA KAPTIRDI



IŞİD'e gönderilmek amacıyla son 2 yıldır Türkiye'de en çok Konya'dan araç kaçırıldığını dile getiren Ergün Akça, Antalya'dan ise 200'e yakın aracın çeşitli yöntemlerle Suriye'ye gittiğini ve geri alınamadığını dile getirdi. Firmaların dışında 'kaçak' olarak adlandırdıkları bireysel olarak kiralayanların da araçlarını kaptırdığını belirten Akça, "Kişiler internet üzerinden araçlarını kiralıyorlar. Onlarda güvenlik önlemleri daha az. Bu şekilde de çok sayıda kişinin aracı çalındı. Örneğin Konya'da TEDAŞ'ta çalışan bir güvenlik görevlisi kiralamış ve aracı parçalanıp satılmış geriye sadece şasesini bulabilmiş" dedi.



İNGİLİZ KADIN TURİST KAÇIRMIŞ



Kendi firmasından da 50 bin liralık bir otomobilin kaçırıldığını dile getiren Akça şunları kaydetti:



"21 Kasım 2014 tarihinde İngiliz asıllı Cheri M. Y. isimli bir kadınla eşi olduğunu belirten İdris U. gezi amaçlı Fethiye'ye gitmek için bir haftalığına araç kiraladı. Ehliyeti ve pasaport fotokopilerini aldık ve işlemlerin ardından aracı kiraladık. Birkaç gün sonra telefon edip gezinin uzayacağını ve kiralamayı bir aya çıkartmak istediğini söyledi, kabul ettik. Yaklaşık 10 gün sonra aracı takip ettiğimiz GPS sistemi söküldü. Hemen polise şikayette bulunduk. Emniyette İdris U. hakkında 40'a yakın bu şekilde şikayet olduğunu öğrendik."



'EMNİYET HASSASİYET GÖSTERMİYOR'



Emniyet birimlerinin kaçırılan araçlarla ilgili hassasiyet göstermediğini öne süren Ergün Akça, "IŞİD'in Türkiye'de işbirlikçileri, sahte ehliyet ve kimlik kullanan 'joker' dediğimiz araçları kiralayan şahıslar. Örneğin İdris U., piyasada 40'a yakın aracı bu şekilde kaçıran jokerlerden birisi. Daha sonra emniyetin yaptığı araştırmalarda gerçek isminin Esen Ö. olduğu belirlendi" diye konuştu.



'ÇEŞİTLİ SUÇLARDA DA KULLANILIYOR'



Kiralık araçların tamamında GPS takip sistemi olduğunu, çalanların GPS'yi Hatay'a yakın illerde söktürdüğünü söyleyen Akça, bir firmanın GPS'inin Antalya sınırlarında söküldüğünü fark edip emniyete şikayette bulunduğu ama 'iki günlüğüne kiralamışsınız, işlem yapamayız' diye geri çevrildiğini anlattı. Olayın sadece Suriye'ye kaçırılma olarak düşünülmemesi gerektiğini vurgulayan Akça şöyle konuştu:



"Aklınıza gelen birçok cinayet, gasp, hırsızlık, saldırı, bomba eylemleri genellikle bizim araçlarımızla işleniyor. Örneğin İbrahim Tatlıses saldırısında kullanılan araç kiralıktı. Birçok örneği var. Biz GPS söküldüğü zaman emniyete bildiriyoruz ama emniyet birimleri işin bu yönlerini düşünmüyor. Araçların GPS'nin sökülmesi bir suç işleneceği anlamını taşıyor ve bu mutlaka dikkate alınmalı."



Dernek olarak çözüm üretmek adına derneğin internet sitesinde 2 bin kişilik 'kara liste' yayınladıklarını ve jokerleri deşifre ettiklerini anlatan Akça, yaklaşık 1000 ismin daha listeye eklenmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü kaydetti.



ARACIN ÜZERİNE PARA DA KAPTIRDI



Antalya'da geçen yıl Mayıs ayında 30 bin TL'lik binek aracını Adem U. ve yanındaki bir kişiye kiralayan Doğan Kaya, hem aracını, hem de üzerine 5 bin TL para kaptırdı. Alanya'ya gitmek için iki günlüğüne aracı kiralayan kişilerden şüphelenen ve GPS'den takibe aldığını belirten Kaya şunları anlattı:



"Araç Alanya'da bir saat kaldı ve Gazipaşa tarafına devam etti. Silifke'de GPS söküldü. Polise şikayetçi oldum, '2 gün süresi var' denilerek işlem yapılmadı. Silifke'ye gittim fakat GPS'in söküldüğü yerde bir elektrikçiden başka iz bulamadım. HGS'lerden yaptığım plaka sorgulamasında Hatay'a geçtiğini öğrendim. Araştırma yaparken bölgeden bir firma sahibi 'amcam sizin arabayı bulmuş' dedi ve amcasıyla irtibata geçtik. 'Aracınızı geri vermek için 5 bin TL istiyorlar' dedi. Parayı gönderdim ancak geri gelmedi. Ardından da tehdit edildim ve uğraşamadım."



ATSO SORUNU HÜKÜMET'E İLETECEK



Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) 46'ncı Meslek Komitesi'nce (Taşıt kiralama), Suriye'ye sahte belgelerle aracı kaçırılan firmalarla iki kez toplantı yapıldı. Bu toplantılarda kentten 200 aracın kaçırıldığı, bu araçların arasında arazi tipi 4x4'ler bulunduğu ve zararın boyutunun 10 milyon TL'nin üzerinde olduğu tespit edildi. ATSO 46'ncı Meslek Komitesi Başkanı Kadir Hıdır, yaptıkları toplantılar sonucunda hazırladıkları rapor ve taleplerinin Hükümet nezdinde dile getirilmesi için ATSO Yönetim Kurulu'na sunulduğunu kaydetti.

7 Şubat 2015 Cumartesi

CHP tarihinin en güzel danışmanı.

0 yorum
Türkiye'yi Eurovision'da temsil eden ilk ses sanatçısı Semiha Yankı'nın kızı Tebessüm Koçakcı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na danışman oldu. Kılıçdaroğlu'nun halkla ilişkilerden sorumlu danışmanı olan Koçakcı annesi ile birlikte Medyaradar'dan Alev Gürsoy Cimin'e konuştu.



İşte Koçakçı'nın kendisine yöneltilen sorulara verdiği yanıtlar;





Tebessüm… Ülkece unuttuk biz galiba bunu… Ne güzel isim bu Tebessüm. Kim takmış?



Benden yaşça biraz büyük kuzenim var. Annem çok düşkünmüş ona, o kuzenimin de bir okul arkadaşı varmış, Tebessüm. Muhtemelen bir çocukluk aşkı. Kuzenim gelip gidip anneme "çocuğunun adı Tebessüm olsun" diyormuş, bizimkilerin de çok hoşuna gitmiş, böylece ismim Tebessüm olmuş… Biraz olsun tebessüm ettirebiliyorsam ne mutlu bana…







"ANNEM KILIÇDAROĞLU'NU ÇOK ESKİDEN TANIR"



CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun danışmanlığını yapmaya başladın. Nasıl geldi teklif, nasıl keşfedildin?



Bir anda oldu aslında. Annem zaten kendisini çok eskiden tanısa da ben hiç tanışma fırsatı bulmamıştım ama kendisini sıkı takip edenlerden biriydim. Gezi Parkı'nda direndikten sonra bir şeyler yapmalıyım diye düşünmeye başlamıştım.



Çapulcusun yani?



Evet, sonuna dek!



Rahatsız olmuyor musun bu ifadeden?



Hayır olmuyorum. Çok da seviyorum, hatta gurur duyuyorum.







"GENEL BAŞKANIMIZA HAYRAN OLDUM"



Gezi Parkı'nda direndikten sonra bir şeyler yapmalıyım dedin kendi kendine, orada kalmıştık! Sonra ne yaptın?



Taşın altına elimizi koymalıyız diye düşündüm. Çünkü örgütlenme olarak biraz zayıfız, özellikle gençler olarak. Adı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Örgütü. Ne yapsam, nasıl etsem diye düşünürken CHP İl Başkanlığı'na gittim, o zaman Oğuz Kaan Salıcı il başkanıydı. Orada gönüllü olarak partiye destek vermeye başladım. Sonra kimsesiz çocuklara yönelik çok güzel bir proje yaptık, bunu grup başkanvekilimiz Akif Hamzaçebi'ye sunduk, o da Sayın Kılıçdaroğlu'na iletmiş. Bizimle görüşmek istedi. Görüştüğümüzde ben zaten genel başkanımıza hayran oldum.





"GERÇEK BİR LİDER TANIDIM"



Neden, hangi özelliklerine?



Televizyonda göründüğünün aksine çok farklı bir insan. Beyaz cam demek ki insanları bazen yanıltabiliyor. Bazen ünlü sanatçılar kameraların kendilerini 5-6 kilo fazla gösterdiğini söylüyor ya bu da ona benziyor. Televizyonlar bazen insanları olduğu gibi yansıtmıyor. Televizyonda doğal olarak hep siyaset konuştuğu için ben kendisinin nasıl biri olduğunu bilemezdim ama sonra tanıyınca o genel kültür bilgisi, sürekli okuması, insanlara, yurttaşlara yaklaşımıyla şahaneydi. Onda gerçekten bir liderlik gördüm, bir lider tanıdım.







Danışmanlık teklifi nasıl geldi peki?



Parti için durmaksızın gönüllü gece gündüz çalışıyordum zaten. Çalışıyorsun bir vasfın, unvanın olmalı dedi. Bana ve alanıma da uygun olan halkla ilişkiler danışmanlığına getirildim.



"BİZİ ÖLDÜRECEK HALLERİ YOK YA"



Moda deyimle taraf olan bertaraf oluyor son yıllarda. Mesela annen bir sanatçı, ana muhalefete bu kadar yakın olman onu ürkütüyor mu?



Biz de öyle şeyler olmaz. Duyduğu zaman ağladı, hem de sevinçten. Bizler korkusuz insanlarız, neden korkalım ki? Bizi öldürecek halleri yok ya. En fazla insanlar ya işlerinden oluyor ya da kariyerlerinden hatta canlarından olanlar da var tabii, Gezi Parkı'ndaki gençlerimiz gibi.



SEMİHA YANKI: AK PARTİLİ DEĞİLİM



Semiha Hanım, öncelikle hayırlı olsun kızınızın yeni görevi sizi tebessüm ettirdi mi?



Ben 57 yaşında bir kadınım, CHP'den başka hiçbir partiye oy vermedim. Son derece Atatürk duruşlu, Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı bir annenin başka türlü bir kızının olması zaten mümkün değildi. Tebessüm kendi başına bir birey aklı çok başında, çok iyi yerlere geleceğine inanıyorum ve ben onunla gurur duyuyorum.







Sanatçılar fikirlerini böyle açık dile getirmekten korkar oldu, sizi çok cesur buldum!



Korkular yıkılmak, yasaklar delinmek için yapılmış, ben hayatım boyunca kimseden korkmadım. Ne yani AK Parti'li değilim diye beni mi öldürecekler? Değilim istemiyorum da böyle bir partiyi. Onlar tarafından yönetilmek de istemiyorum.



Aman Semiha Hanım dikkat, işleriniz sekteye uğrayacak bu sözler yüzünden. Benim röportaj buna sebep olursa üzülürüm!



Kimin umurunda? Beni sahneye çıkarmayıp da ne yapacaklar, bana iş vermeyip de ne yapacaklar? Sahneye çıkamazsam, şarkımı söyleyemezsem başka iş yaparım. Onuruyla simit satan çok sokakta, aç mezarı da yok bu ülkede.

7 Temmuz 2014 Pazartesi

Çocuk gelinle evlenen damada 15 yıl hapis.

0 yorum
ADANA'da, birbirlerinin ağabeyleriyle 'berdel' yöntemiyle yöresel geleneklere göre düğün yapılarak nikah kıyılmadan evlendirilen çocuk gelinlerden S.K.'nın olay tarihinde 15 yaşını doldurmadığı belirlenince Cumhuriyet Savcısı 25 yaşındaki Fikret D. hakkında 'nitelikli cinsel istismar' suçundan 15 yıl hapis cezası istedi.

Olay, 17 yaşındaki M.K. ile evlendirilen 15 yaşındaki Y.D. ve Fikret D. ile evlendirilen 15 yaşındaki S.K.'nın, geçen 15 Şubat'ta polise başvurmalarıyla ortaya çıktı. Merkez Yüreğir İlçesi'ne bağlı Dedekorkut Mahallesi'nde oturan ve eşinden ayrı yaşayan 48 yaşındaki T.K., kızı S.K.'yı akrabalarının oğlu Fikret D. ile yöresel törenle evlendirdi. Ardından damat Fikret D.'nin kız kardeşi Y.D., küçük gelin S.K.'nın ağabeyi M.K. ile aynı şekilde evlendirildi. Kayınvalideler arasında anlaşmazlık çıkınca, yaşı küçük gelinler birlikte polise giderek, "Bizi birbirimizin ağabeyleriyle zorla evlendirdiler" diyerek aileleri hakkında şikayette bulundu. Küçük gelinler devlet korumasına alındı.

'RIZASI İLE' SAVUNMASI

S.K.'nın evlendirilmesi ilgili Adana 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan davada sanıklar haklarındaki suçlamayı kabul etmedi. Damadın babası Ş.D., "S.K. benim yeğenimdir. Babası evi terk ettiği için bu yaşa kadar kendisine ben baktım. Oğlumla yeğenim aynı evde büyüdüler. Birbirlerini sevdiklerini ve evlenmek istediklerini söylediler. Aksi halde kaçacaklarını da söylediler. Biz de evlenmelerine rıza gösterdik" diye savunma yaptı.
Damat Fikret D. de, S.K. ile uzun süre arkadaşlık yaptıklarını, birbirlerini severek evlenmeye karar verip durumu ailelerine bildirdiklerini, S.K.'nın rızasıyla birlikte olduklarını ve bu sürede kendisine kötü bir muamelesinin olmadığını savundu. Küçük gelin S.K. da ifadesinde, "Ben önce istemedim. Israr edilince kafam karıştı ve kabul ettim. Benden uzak dursunlar. Artık evlilik istemiyorum" diyerek şikayetçi olmadığını söyledi.

15 YAŞINDAN KÜÇÜK ÇIKTI

Adli Tıp Kurumu tarafından verilen raporda çocuk gelin S.K.'nın olay tarihinde 15 yaşını doldurmadığı belirlendi. Bu gelişme üzerine Cumhuriyet Savcısı, sanıklar hakkında esasa ilişkin mütalaasını verdi. S.K.'nın annesi Türkan K.'nın vefat etmesi nedeniyle hakkındaki suçlamalar düşerken, sanık Fikret D. hakkında 'çocuğun nitelikli cinsel istismarı' suçundan 15 yıla kadar, Fikret D.'nin annesi S.D. ve babası Ş.D. hakkında ise yardım suçundan 8 yıla kadar ceza istendi. Sanık ve avukatı esasa ilişkin ve Adli Tıp Kurumu raporuna savunma yapmak üzere süre talep edince mahkeme heyeti duruşmayı erteledi.
Diğer küçük gelin Y.D.'nin evlendirilmesiyle ilgili de 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki dava devam ediyor.

11 Haziran 2014 Çarşamba

Bayrağı MİT'ci mi indirdi iddiası.

0 yorum
HAK-PAR Genel Başkanı Kemal Burkay, bayrak indirme olayına ilişkin, 'Bunu bir çocuk değil, ancak komando eğitimi görmüş genç biri yapabilir' dedi





Kemal Burkay: Bayrak indirme olayının arkasında MİT olabilir

 HAK-PAR Genel Başkanı Kemal Burkay, bayrak olayının arkasında PKK içine sızmış istihbarat kuruluşları olabileceğini öne sürdü.



 “Bayrağı indiren, her halinden eğitimli bir komando olduğu belli kişi kim? Niçin derdest edilmedi? Şu anda nerede?” diyen Burkay, "KCK içinde yaklaşık bin MİT mensubu olduğunun medyaya yansıdığını" hatırlatarak, "Bu kişilerin şimdi ne yaptıklarının bilinmediğini" ifade etti.





Burkay, yüzü maskeli bir kişinin direğe çıkıp bayrağı indirdiğini ve kayıplara karıştığını hatırlattı. Burkay, “Kışlanın yüksek duvarından ve iç kısımdaki tel engelin üzerinden atlamasına, yüksek direğe tırmanıp bayrağı indirmesine bakılırsa, bunu bir çocuk değil, ancak komando eğitimi görmüş genç biri yapabilir. Bu kişi şu anda nerede? Nasıl olur da silahlı nöbetçilerin ve özel timcilerin arasında bütün bunları böyle rahatça yapabildi, kendisine karışılmadı ve kolayca çekip gitti? ” diye konuştu.



Olayın üzerinde ciddi şüpheler olduğunu, yapılanın kamuoyunu kışkırtmaya, gerilimi büyütmeye yönelik bir provokasyon olduğunu gösterdiğini anlattı. Daha önce Mersin’de de böyle bir provokasyon yaşandığını ve sonrasında ülke genelinde olaylar yaşandığını hatırlattı.

Burkay, “Böylesi provokasyonları yapanlar eğer biliniyorsa hemen yakalanmalı. Yoksa bu türden yeni provokasyonlar yaşanacak, ortam çok daha gerilecek ve kitleler kışkırtılıp çok daha kötü gelişmelere yol açılacak.” ifadelerini kullandı.



Kemal Burkay, geçmişte "KCK ve bazı başka örgütler adına sokakları karıştıran, sağa sola molotof bombası ve bomba atan, ölümlere yol açan gruplar içinde MİT elemanlarının, provokatörlerin olduğunu da bildiklerini" kaydetti. Burkay, “Birkaç yıl öncesi İstanbul’da otobüse molotof kokteyli atıp bir genç kızın ölümüne yol açan kişinin bir MİT elemanı olduğu anlaşıldı. Batman’da böylesi bir bombacının yakalandıktan sonra emniyetin elinden çekilip alındığını bizzat emniyet müdürü açıkladı. Daha birkaç yıl öncesi KCK içinde 1.000 dolayında MİT elemanı olduğu medyaya yansımıştı. Ne oldu bu kişiler? Ergenekon örgütü kurumlardan temizlendi mi, yoksa bir dizi ‘uyuyan hücre’ harekete geçmek için uygun zamanı mı bekliyor? Ve şu anda indirilen bayrak olayında da işin içinde, Genelkurmay’ın ‘sabrını zorlayan’ böylesi hücreler olamaz mı?” sorularını yöneltti. korhaber.com


10 Haziran 2014 Salı

Üniversitedeki cinayetin kara kutusu Sekreter Asuman konuştu.

0 yorum
Sekreter Asuman cinayet sonrası yaşadıklarını anlattı





Konya'da sebebinin yasak aşk olduğu öne sürülen cinayetin kara kutusu sekreter Asuman S., "Ahmet Hoca cinayeti itiraf etti, şaka şaka deyince üzerinde durmadım. Gerçek olduğu ortaya çıkınca da 'kimseye söyleme, namusunu lekelerim' diyerek tehdit etti" dedi.



Konya'da Selçuk Üniversitesi'nde görevli iki öğretim üyesinden Prof. Dr. Ahmet G.'nin, Doç. Dr. Celalettin Öztürk'ü boğazını keserek öldürmesinin sebebinin iki öğretim üyesiyle ilişkisi olduğu öne sürülen sekreter Asuman S. olduğu öne sürülmüştü. Asuman S. olay öncesi ve sonrası yaşadıklarını tek tek anlattı.



Hürriyet'ten Fevzi Kızılkoyun'un haberinde yer alan ifadeler şöyle;



BANA SAPLANTISI VARDI

"Ahmet hocanın bana karşı bir saplantısı vardı. Benimle uğraştığını biliyordum ama Celalettin hocayı da buna karıştırdığını asla bilmiyordum.



İKİSİYLE DE İLİŞKİM YOK

İkisiyle de kesinlikle ilişkim yok. Ahmet hocanın ilgi duyduğu doğru olabilir, babam yaşında adam aramızda nasıl bir şey geçsin. Asla ve asla böyle bir şey yok. Ahmet hocanın bu saplantısını daha önce ailemle de paylaşmıştım. Dekan Handan hocam ters biri olduğu için işimden atılacağımdan korkutuğumdan söyleyemedim.



 İki hocanın da zaman zaman sekreterliğini yapardım. Ailece perişan olduk, adalete kendimi anlattım. Medya beni yargılıyor hem de namusumla. 9 yıl önce üniversitede işe başladım. Kendi isteğimle 3 fakülte değiştirdim. Evlendiğim için fakülte değiştirdim. 5 yıl önce mühendislik fakültesine başladım. 30 Mayıs Cuma günü Turizm Fakültesi'ne görevlendirildiğim söylendi. Gitmek istemiyordum. Ahmet hocaya bu durumu anlattım. Ahmet hoca da bana 'Handan hoca ile helalleşmeden gittiğin için sana çok kırgın. Git helallik iste hallederiz' dedi.

8 Haziran 2014 Pazar

Sigara içen sürücüye ceza yok!

0 yorum
Tekel Bayilerine neden içki satıyorsun cezası!





İçişleri Bakanı Efgan Ala, CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek'in Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yazılı olarak yanıtlaması istemiyle 31 Ocak'ta TBMM'ye sunduğu alkol düzenlemesine ilişkin verdiği soru önergesine yanıt verdi.



İçişleri Bakanı Efgan Ala, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından 9 Eylül 2013 tarihinden bugüne kadar, 22.00- 06.00 saatleri arasında perakende olarak alkollü içki satışı yaptığı tespit edilen 21 perakende satıcıya idari para cezası uygulanmıştır" yanıtını verdi.



"SİGARA İÇEN SÜRÜCÜYE CEZA YOK"

Turgut Dibek, 'Toplumda alkol yasası' olarak bilinen düzenlemeye göre saat 22.00'den saat 06.00'a kadar perakende alkol satış yasağı ve araçlarda sürücü koltuğunda sigara kullanma yasağı uygulaması Eylül 2013 tarihi itibariyle yürürlüğe girmişti. Yürürlüğe giren yasa ile sürücülerin sigara içmesi de yasaklanırken bugüne kadar hiçbir sürücüye bu konuda ceza kesilmemiş olması, sürücüler üzerinde bir denetim yapılmadığını da ortaya koydu ifadelerine yer verdi. Dibek, şöyle dedi:



"Yasa çıktığından beri akşam 22'den sonra alkol satışı yaptığı tespit edilen yalnızca 21 işyerine ceza kesilmiştir. Araçlarında sigara içen şoförlere hiç ceza kesilmemiştir. Araçlarda sigara içen sürücüler ile ilgili bir denetimin olmadığı burada ortaya çıkmıştır."

AKP'nin konut'ta saadet zinciri oyunu.

0 yorum

Ekonomi Politikaları Genel Başkan Yardımcılığı’nın Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak’ın koordinasyonunda hazırladığı 94. Ekonomik Görünüm Raporu yayımlandı.







Konut sektörünün değerlendirildiği raporda, yılın ilk 4 ayında konut satışlarının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,5 gerileyerek 341 bin 463’e indiği, “ipotekli konut kredisiyle” satın alınan konut sayısının da aynı dönemde yüzde 33,5 gerileyerek 104 bine düştüğü kaydedildi. Banka kredisiyle alınan konutlar başta olmak üzere, konut talebinde bu yıl ciddi bir yavaşlama olduğu belirtilen raporda, faizlerdeki artışın konut satışlarının düşüşünde önemli rol oynadığı ifade edildi.





 Raporda, “AKP’nin izlediği büyüme stratejisinin bel kemiğini inşaat sektörü oluşturuyor. Bir dönem İspanya’nın uyguladığı ve küresel krizde çökerek bu ülkeyi büyük bir kaosa sürükleyen modelin, 2007’den sonra hızlı bir şekilde Türkiye’de uygulamaya konulduğu dikkati çekiyor” değerlendirmesinde bulunuldu.





-“AKP’NİN SAADET ZİNCİRİ”-


Raporda, AK Parti’nin yerel yönetimleri üzerinden, özellikle büyükşehirlerdeki imar rantlarını kullanarak “havuz müteahhitlerinin” inşa ettiği yüksek kuleler ve lüks rezidanslardan oluşan dışa kapalı bir “saadet zinciri” kurduğu iddia edildi. Raporda, “Bu saadet zincirinin diğer önemli halkalarını ise TOKİ ve Emlak Konut oluşturuyor. TOKİ ve Emlak Konut aracılığıyla yaratılan kupon arazilerde, hasılat paylaşımı modeliyle, iktidarın itimadına mazhar müteahhitlere kuleler veya lüks alışveriş merkezleri yapılmasının yolu açılıyor. Bu zincirin devamlılığını sağlayan unsur ise dışarıdan ucuz kaynak girişi. Bu modelde, bankaların dışarıdan topladığı borçlar vatandaşa kredi olarak kullandırılıyor. Böylece aileler hızla borçlandırılarak havuz müteahhitlerine yaptırılan konutlara talep yaratılıyor” denildi.





-“KONUT ARZI TALEBİ AŞTI”-


Raporda, AK Parti’nin uyguladığı bu modelin önünde, ABD Merkez Bankası’nın tahvil alımlarını azaltma kararı ve izlenen modelin bizzat kendi içsel kırılganlığı olmak üzere iki engel çıktığı da ifade edildi. Konuttaki saadet zinciri modelinde özellikle lüks projelerin, bir sonraki projeden gelecek parayla finanse edildiği kaydedilen raporda, “Modelin ilerleyişi, bu anlamda bisikletin ilerleyişine benziyor. Bisikletin dengede kalması için nasıl pedalın sürekli çevrilmesi gerekiyorsa bu projelerde finansmanın sağlanması için sürekli yeni projelerin uygulamaya konulması ve bu projelere talep yaratılması gerekiyor. Fakat uzun süredir konut arzı konut talebini aşmış durumda” denildi.





TÜİK’in verilerine göre 2013 ile 2014’ün ilk üç ayı arasında konut piyasasına yeni giren ve kullanma izin belgesi alan daire sayısının yaklaşık 956 bin, yeni konut satış rakamının ise 649 bin 341 olduğu belirtilen raporda, “Dolayısıyla, 2013’ün başından bu yana arz fazlası 306 bin 509 konut var. Bu, son 15 ayda üretilen konutların üçte birinin satılamadığını gösteriyor” denildi.





Konutta oluşan arz fazlasına rağmen yeni projelerin de hız kesmediğinin belirtildiği rapora göre 2014’ün ilk üç ayında yapı ruhsatı verilen daire sayısı 279 bin 306 ile son 3,5 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Rapora göre 2010’dan bu yılın Mart ayına kadar konut fiyatları yüzde 50,8 arterken, enflasyon ise yüzde 32,9’da kaldı. Yani konut fiyatları, genel fiyat seviyesinin 17,8 puan üzerinde arttı. 

Ebru Gündeş'in Babası Bakırköyde sefalet içinde yaşıyor.

0 yorum
Gündeş’in sefalet içinde yaşayan babası Remzi Gündeş, yeniden yıllar sonra görüntülendi.





 Şuan 70 yaşında olan ve Bakırköy’deki bir eskici dükkanında yaşayan Remzi Gündeş, ‘Torunum var fakat kızım olmadığı için torunumu da göremiyorum en çok torunumu görmek isterdim’ dedi.



Dükkanında 'en sadık dostum' dediği Osman ismindeki kedisiyle yaşan Remzi Gündeş, ‘Bu hayta tek dostum kedim Osman” dedi. Kızı hakkında hiç konuşmayan Remzi Gündeş,”Ben şerefsiz bir insan olsaydım şuanda lüks içinde yaşardım ama şerefli olduğum için bu hayatı sürdürüyorum. 70 yaşına geldim hala emekli olamadım. Çünkü emekli olamam için bağ kurumu ödemem gerekiyor. Ben hiç kimsenin kapısına gidip para isteyemem,  böyle bir yapıya sahip değilim. Ben gazi çocuğuyum şerefimle yaşadım bu zamana kadar. Utanmasam gidip Bülent Ersoy’dan para isteyecektim. " dedi.





Ebru Gündeş’e yakın kaynaklardan alınan bilgiye göre, ünlü sanatçı babasına Bakırköy'de bir ev aldı ve her ay para gönderdi. Ancak Remzi Gündeş her seferinde kızının yardımlarını geri çevirdi.

7 Haziran 2014 Cumartesi

Bankalardan bu kez OGS kazığı!

0 yorum
OGS'nizi hemen kontrol edin, binlerce liralık kaçak geçiş cezası ödeyebilirsiniz, binlerce mağdur var!





Yüksek faturalarla karşılaşan vatandaş soluğu bankalarda ve Karayolları’nda alıyor. Bu mağdurlardan biri olan Emre K., 6 ay önceden borçlu olduğunu eve gelen 2 bin 500 TL cezadan öğrendi. Bankaya en yakın zamanda OGS borcunu sorgulatan Emre K.’ya hesap bakiyesi yetersiz olduğundan banka tarafından kendi isteği dışında OGS’sinin iptal edildiği söylendi.



Öğrendikten sonra borcunu ödeyerek  HGS’ye geçen Emre K., “Banka bana haber vermeden OGS’yi iptal ederek HGS’ye geçirmiş. Ben de ne kadar borcum varsa ödedim. Bana başka borcum olmadığını söylediler. Şimdi evime 2013’ten kalan 2 bin 500 TL’lik fatura geldi.” şeklinde anlatıyor.



Bankada yetkililerin bilgi vermediğini söyleyen Emre K. “Bankadakiler bunu Karayolları’nın iptal ettiğini söyledi. Karayolları’na gittiğimde binlerce mağdur olduğunu gördüm.” diyor.



Bu konuda  sikayetvar.com’da da yüzlerce şikayet yer alıyor. Bunlardan biri olan Abdullah S. ise gelen cezadan şans eseri haberdar olduğunu ve bilgisi olmadan iptal edilen OGS cihazına bin 500 TL ceza geldiğini aktarıyor.  ZTüketici Hukuku Enstitüsü Genel Sekreteri Mehmet İmrek, hizmetlerden önce tüketici aleyhine olabilecek her türlü maddi ve manevi zararların oluşmasını önlemek için 30 gün önceden tüketicinin bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi.



İmrek, “Üstelik banka bu bilgilendirmenin yapıldığını iddia eder ise, bunun yapıldığını ispatla yükümlüdür. Dolayısıyla bilgilendirme yapılmadan yapılan kart iptali vb. gibi değişikliklerden doğabilecek maddi ve manevi zararların tazmininde banka sorumludur.” şeklinde ifade ediyor.



İmrek, bu durumla karşılaşan bir tüketicinin  2 bin TL’ye kadar olan şikâyetleri için ikamet ettikleri ilçedeki tüketici hakem heyetlerine, 2 bin TL’nin üzerinde ise 3 bin TL’ye kadar olan şikayetler için il tüketici hakem heyetine başvurabileceklerini söyledi.



Taksitli ve anaparayı belirli bir sürede ödeme imkânı taşıyan af getirecek torba yasanın yıllardır beklediğini söyleyen Tüketiciler Birliği Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu ise dikkatsizlikler sonucu gelen cezalarda  sürücüleri uyardı.



Ağaoğlu, “Bazen sürüş esnasında alışkanlıkla tekrar OGS’den geçildiğinde cezaların 10 katı yansıması faiz uygulanması hiç adil değil. HGS ya da OGS, tüketiciler sonuçta para ödüyor. Geçişlerde sürücüler dikkatli olmalı.” dedi.

Şike davasında FLAŞ gelişme!

0 yorum
Futbolda Şike Davası'nda yeniden yargılanma taleplerini karara bağlayacak olan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne mütalaasını sunan savcı Abdullah Mirza Coşkun "infazın durdurulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını" istedi





İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ın avukatlarının yaptığı "infazın durdurulması ve yeniden yargılama yapılması" talepleri üzerine mütalaasını sunması için dosyayı Cumhuriyet Savcısı Abdullah Mirza Coşkun'a göndermişti.



Yaklaşık 1 ay süren incelemesini tamamlayarak mütalaasını hazırlayan Savcı Coşkun, şike davasında infazın durdurulması ve yeniden yargılama yapılmasını istedi.



Savcı Coşkun mütalaasını İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdi. Şimdi mahkeme talebe ilişkin kararını verecek.



Davanın sanıkları arasında yer alan Aziz Yıldırım 2011 yılında başlayan soruşturma sonucunda 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmış ve bu cezası Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından onanmıştı.

4 Haziran 2014 Çarşamba

Ankarada 3 gündür sular kesik!

0 yorum
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in geçtiğimiz şubat ayında "Ankaralıların herhangi bir endişesi olmasın. Hiç yağmur yağmasa bile 1.5 senelik suyumuz hazır" demesine karşın, Ankara 3 gündür susuz. Ankaralılar sosyal medya üzerinden Melih Gökçek'i mesaj yağmuruna tuttu.





Milliyet'ten Evin Demirtaş'ın haberine göre; Keçiören Tanzimat Caddesi'nden geçen ve Ankara genelinde bir çok bölgeyi etkileyen ana isale hattında pazartesi günü meydana gelen arıza şehri susuz bıraktı. 72 saatlik susuzluk, sosyal medyada da Gündem haline geldi.



 Vatandaşlar, tepkisini, "Başkentte su kesintisi 3. gününde helal Başgan. Gözlerinize inanın burası Ankara" tweetleri ile ortaya koydu. Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (ASKİ) yetkilileri, arızanın dün gece onarıldığını, ancak bir çok bölgenin ana deposundaki sular boşaldığı için boruların tekrar suyla dolmasının zaman aldığını belirtti.

Ankaralılar, son günlerde barajlar için su anlamına gelen yağmura sevinirken, 3 günlük su kesintisi şoku yaşadı. 72 saatlik susuzluk, vatandaşların tepkisini çekti. Şok susuzluk, sosyal medyada da gündem haline gelirken, Ankaralılar, gazete bürolarını ve ASKİ'yi telefon yağmuruna tuttu.




Vatandaşa Gavat diyen vali Adanadan ayrıldı.

0 yorum
Sakarya'ya atanan Vali Hüseyin Avni Coş, Adana'dan eşi ve çocuğuyla birlikte uğurlandı.





Vali Coş, valilik kararnamesiyle atandığı Sakarya'ya gitmek için bugün Adana Valiliği'ne son kez geldi. Vali Coş, valilik bahçesini dolduran herkesle tek tek tokalaştı.



Bahçede yaptığı konuşmada, Adanalılardan helallik isteyen Coş, "Halka hizmet, Hak'ka hizmettir" anlayışıyla Adana'da 3 yıla yakın görev yaptım. Hükümetimizin sunduğu imkanları, ödenekleri en iyi şekilde kullanarak yatırıma dönüştürmeyi, vatandaşlarımıza verilen hizmetlerin niteliğinin yükselmesi, etkinliğinin artması, vatandaşımızın memnuniyetinin çoğalması için gece gündüz çalıştık. Biz bugün burada, yarın şurada, öbür gün başka bir yerde hizmet için varız. Adana'dan ayrılıyorum ancak her zaman kalbim burayla. Adana'nın sıcak kanlı insanlarıyla birlikte. Ben artık sizin bir hemşehrinizim. Hakkınızı helal edin" dedi.







Daha fazlasını oku: 'Gavat' çıkışıyla ünlenen vali Adana'ya veda etti - Cafesiyaset http://www.Cafesiyaset.com/gavat-cikisiyla-unlenen-vali-adanaya-veda-etti_411124.html#ixzz33g9Tg5jD

Follow us: @Rotahaber on Twitter | rotahaberr on Facebook

"Yüreğin kaç paraysa verelim!"

0 yorum
Selahattin Demirtaş'ın Diyarbakır Belediyesi önünde PKK terör örgütü tarafından çocukları kaçırılan anneler için 'para karşılığında eylem yapıyorlar' sözlerine acılı anneden tokat gibi cevap geldi.





Çocukları terör örgütü PKK tarafından zorla dağa kaçırılan ve seslerini duyurmak için bir araya geldikleri Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi önünden BDP’li belediye tarafından zorla uzaklaştırılan ailelerin oturma eylemi, belediyenin karşısındaki refüjde devam ediyor.



 Ailelere her gün yenileri katılıyor. Van’da yaşayan Çağan ve Deniz aileleri imam hatip lisesinde aynı sınıfta okuyan kızlarının terör örgütünce kaçırıldığını belirterek, ailelere destek için Diyarbakır’a geldi.Oturma eylemini sürdüren ailelere katılan Songül Çağan ve Sünye Deniz, kızlarının fotoğraflarını ellerinden düşürmüyor.





‘İHL yurdu yok diye verdik’



Gözü yaşlı anneler Çağan ve Deniz, Van Erciş İmam Hatip Lisesi’nde yatılı okuyan kızlarının yakın arkadaş olduğunu ve aynı sınıfta okuduklarını anlattı. Kızlarının 12 Mayıs’ta birlikte kaçırıldığını kaydeden anneler, “İmam Hatip lisesinin yurdu yoktu. Başta bir yurda göndermiştik. O yurtta kandırıldılar ve dağa çıkarıldılar” dedi. Çocuklarının bir an önce serbest bırakılmasını isteyen aileler, tüm siyasilerden destek istedi.



Demirtaş yüreğini bana satsın



Erzurum’da çobanlık yaparak geçimini sağlayan Lütfiye Bozoğlu, 2 ay önce kandırılarak dağa götürülen oğluna kavuşmak için 3 ineğini satarak Diyarbakır’a geldi. Bozoğlu, oturma eylemini 15 gündür sürdürdüğünü, oğlunu bulmadan da memleketine gitmeyeceğini kaydeti. Demirtaş’ın para karşılığı eylem yapıldığı iddiasına kızan Bozoğlu, “Demirtaş yüreğini bana satsın parası neyse veririm” dedi.






28 Mayıs 2014 Çarşamba

Dolar yine yükselişe geçti

0 yorum
Dolar son bir haftanın en yüksek seviyesini gördü serbest piyasada dolar 2.11'e kadar yükseldi.

Dün güne 2.09'un altında başlayan dolar 2.1072'ye kadar yükselerek, bir haftanın en yüksek seviyesini test etti. Dün günü 2.10'un hemen üzerinde tamamlayan dolar bu sabah serbest piyasada 2,1010 liradan güne başladı. Açılışın ardından 2,1120 liraya kadar yükselen dolar sonra 2,1109'dan alıcı buluyor.

Kapalıçarşı'da euro ise 2,8630 lira oldu

Büyük deprem ne kadar yakın?

0 yorum
Son günlerde depremler neden arttı?

Gökçeada yakınlarındaki 7,2'lik büyük depremin ardından depremlerin ardı arkası bir türlü kesilmiyor. Dün akşam Kars, Çanakkale ve Erzurum'da bir deprem meydana geldi. Dün sabaha karşı gelen depremlerin ardından halk büyük bir paniğe kapıldı.

Büyük deprem olacakmı? Evet son günlerde bütün herkesin aklında bu soru var. İstanbul'da yıllardır beklenen büyük deprem bu yaz olacakmı? Saros açıklarında meydana gelen 7,2'lik depremin ardından başlayan artçı depremler bir türlü son bulmuyor.



24 Mayıs'ta Türkiye'nin birçok ilinde hissedilen Gökçeada merkezli depremden sonra dün akşam Saros Körfezi, Erzurum ve Kars da deprem oldu. Saros Körfezi'nde Richter ölçeğine göre 4.5 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Erzurum ve Kars'ta da gece boyunca sarsıntı kaydedildi. Sabaha karşı olan depremlerden dolayı bölge halkı rahatsız ve tedirgin. Ege Denizi'nde hergün artçı depremler meydana geliyor ve bölge halkı depremlerden dolayı korku içinde.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü verilerine göre, saat 06.59′da merkez üssü Saros Körfezi olan 4.5 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem, Çanakkale şehir merkezi ve bazı ilçelerinde hafif şekilde hissedildi. Yerin 13.3 kilometre derinliğinde meydana gelen depremin ardından 2.2 ile 2.1 büyüklüğünde iki deprem daha meydana geldi.

ÇANAKKALE - KARS - ERZURUM SALLANDI!

Merkez üssü Eceabat açıkları olan ve saat 06.59'da 4,1 büyüklüğünde meydana gelen deprem nerelerde hissedildi. Çanakkale'de deprem - son dakika!Çanakkale'nin Gökçeada İlçesi açıklarındaki Saros Körfezi'nde Richter ölçeğine göre 4.5, Kars'ın Selim İlçesi yakınlarında ise 4.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi.Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü verilerine göre, saat 06.59'da merkez üssü Saros Körfezi olan 4.5 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Yerin 13.3 kilometre derinliğinde meydana gelen depremin ardından 2.2 ile 2.1 büyüklüğünde iki deprem daha kaydedildi. Deprem, Çanakkale şehir merkezi ve bazı ilçelerinde hafif hissedildi.Saat 03.03'te merkez üssü Erzurum Şenkaya olan 4.3 büyüklüğünde deprem meydana geldi.Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Deprem Dairesi Başkanlığı verilerine göre, saat 03.03'te merkez üssü Erzurum'un Şenkaya ilçesi olan yerin 5.16 kilometre derinliğinde 4.3 büyüklüğünde deprem meydana geldi.Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, saat 03.03'te meydana gelen depremin merkez üssünü Kars'ın Selim ilçesine bağlı Başköy, büyüklüğünü ise 4.2 olarak açıkladı.Kars'ın Selim İlçesi yakınlarında ise 4.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi.Saat 03.03'te ise, merkez üssü Kars'ın Selim İlçesi'ne bağlı Başköy olan Richter ölçeğine göre 4.2 büyüklüğünde deprem kaydedildi. Yerin 8.3 kilometre derinliğindeki deprem hasara yol açmadı. Yerin 13.3 kilometre derinliğinde meydana gelen depremin ardından 2.2 ile 2.1 büyüklüğünde iki deprem daha meydana geldi.

Deprem, Çanakkale şehir merkezi ve bazı ilçelerinde hafif şekilde hissedildi.

KARS DA SALLANDI

Saat 03.03’te ise merkez üssü Kars’ın Selim İlçesi’ne bağlı Başköy olan Richter ölçeğine göre 4.2 büyüklüğünde deprem kaydedildi. Yerin 8.3 kilometre derinliğindeki deprem hasara yol açmadı.

ERZURUM DA AYNI SAATLERDE SALLANDI

Erzurum’un Şenkaya ilçesinde de saat 03:03′te Richter ölçeğine göre, 4.3 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Kemal Kılıçdaroğlu: "Bi git be adam"

0 yorum
Kemal Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a “Senin defolup gitmen lazım” dedi.

KILIÇDAROĞLU'NDAN ERDOĞAN'A "SENİN DEFOLUP GİTMEN LAZIM"

Partisinin grup toplantısında konuşma yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Başbakan Tayyip Erdoğan’a sert tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu Erdoğan için “3 gün sussa Türkiye’de huzur olur. Her gün konuşuyor her gün kavga. Sürekli bir gerginlik ortamı yaratılıyor ve belli siyasi partiler bunlardan beslenmeye çalışıyor” şeklinde konuştu.

 CHP lideri Kılıçdaroğlu “Toplumu bölüyor, renklere tahammül edemiyor. Senin defolup gitmen lazım” ifadelerini kullandı. Okmeydanı’nda yaşananlara da değinen Kemal Kılıçdaroğlu “Yüzü maskeli elinde silah olayları çıkaranlar kimse bunları çıkarsınlar. Gezi olaylarında TOMA’ya Molotof atan polisleri gördük. Hükümetin bir an önce bunu çıkarması lazım” dedi.

​Huzur istiyoruz ama huzurlum bir Türkiye yok. Bu kötü günler arasında bize bir armağan hediye edildi. Nuri Bilge Ceylan Cannes’da Altın Palmiye aldı. Onunla gurur duyuyoruz. Onun filmlerinin her karesi bir sanat eseri gibidir. İzlerken duygulanırsınız. Fazla konuşma yoktur ama kendinizi filmin içinde hissedersiniz. O bir sinema bilgesidir. Tekrar yürekten kutluyorum bize armağan ettiği ödül için.

Taşeron işçiliğin kaldırılmasını isteyen tek parti CHP’dir. Taşeron işçilik döneminin bitmesi lazım. Defalarca bütün mitinglerde bunu dile getirdim. TBMM binası dahil bütün kamu kurumlarında taşeron işçi çalıştırılıyor. Sendikalara sesleniyorum. Taşeronluğa karşıysanız adresiniz CHP’dir. Taşeronluğu Türkiye’ye bela eden bu düzeni savunacak mısınız savunmayacak mısınız? Soma eylem yapan bütün işçi kardeşlerimizi yürekten kutluyorum. Sizin emeğinizi satan sendikacılara sakın güvenmeyin. Her zaman sizin yanınızda olacağız.

İKİ MİLYON TAŞERON İŞÇİYE SESLENİYORUM

Ama hala gidip de sizin emeğinizi sömüren, örgütlenmenize engel olan bir siyasal partiye destek verirseniz başınıza daha çok şey gelecek. Hep beraber ağlayacağız ama ağlamak çözüm değil. Çözümü beraber üreteceğiz. AB’de, ABD’de, Japonya’da hangi haklar varsa Türkiye’de de o haklar olsun diyoruz biz. 2 milyon taşeron işçiye tekrar sesleniyorum. Kimse kusura bakmasın. Sizin yeriniz, sizin ocağınız CHP’dir. Siz halktan birisiniz. Sizin haklarınızı arıyoruz. Ne arıyorsunuz sağda solda. Umut mu bekliyorsunuz. Onlardan size umut yok. onların kendisi köşeyi dönmeyi istiyor.

Ölen kardeşlerinizin mücadelesini yapmak zorundasınız. Onlar da işçiydi siz de işçisiniz. Onlar da çalışıyorsunuz siz de çalışıyorsunuz ama emeğinizi sömürtmeden. Yeriniz artık bellidir. Geleceksizin. eliniz mahkum. Ya sömürülmeye katlanacaksınız ya da ben de emeğimin hakkını almak istiyorum diyeceksiniz.
Türkiye riskli bir sürecin içine girdi. Gerginlik yaşanıyor ülkede. Kullanılan dil gerginliği besliyor. Tekerlek kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur ama biz tekerlek kırılmadan önce yol gösteriyoruz. Siyasetçinin sorumluluğu aydınlardan biraz daha fazladır. Çünkü temsil yetkimiz var. Halktan oy almışız. Kendisi sorun olan iktidara karşı çözüm üretmeliyiz.

“ÜÇ GÜN SUSSA ÜLKEDE HUZUR OLUR”

Emin olun 3 gün sussa Türkiye’de huzur olur. Her gün konuşuyor her gün kavga. Sürekli bir gerginlik ortamı yaratılıyor ve belli siyasi partiler bunlardan beslenmeye çalışıyor. Biz muhalefete görevimizi yapıyoruz. Hükümet ülkeyi akılla yönetmeli öfkeyle değil. Kendisiyle kavga eden bir siyasal anlayış olabilir mi?

“GERGİNLİK OLMASIN DİYE BAZI HATALARI GÖRMÜYORUZ”

Toplumda kutuplaşma gerginlik omasın diye çok hassas davranıyoruz. Bazı hataları toplumda fazla kutuplaşma olmasın diye görmüyoruz. Soma olaylarında Gezi olaylarında toplumda kutuplaşma olmasın diye çok hassas davrandık.
Biber gazını copları bizim milletvekillerimiz yedi. Neden? Vatandaşın çocuğu dövülmesin biber gazı yemesin diye. Yanlış mı yapıyoruz biz acaba.

Yüzü maskeli elinde silah olayları çıkaranlar kimse bunlar bunları çıkarsınlar. Biz bunlara karşıyız. Her zaman söyledim yine söylüyorum. O kişiler acaba kim? Gezi olaylarında TOMA’ya Molotof atan polisleri gördük. Şimdi toplumda bu kutuplaşmayı yaratanlar kimler. Hükümetin bir an önce bunu çıkarması lazım.
Ben 68 kuşağındanım. Hep ülkemin bağımsızlığını savundum, huzuru savundum. 1960 ihtilali sonrası üç siyasetçiyi darağacına gönderdik. o dönem belki birileri alkışladı ama bugün siyasetçilerin idam edilmesinin ne kadar yanlış olduğunu hepimiz görüyoruz.

Daha sonra üç gencimizi idame gönderdik. Neden? İntikam hırsıyla.
Biz yaşananlardan ders çıkarmak zorundayız. Uygar dünya yaşadığı acıları bir toplumsal kazanıma dönüştürdü.
Biz tarihten ders almadık. O acıları toplumsal kazanıma dönüştüremedik. birileri geldi bizi geçti biz toplumu ayrıştırarak yeni fay hatları yaratarak toplumu bölüyoruz.
Bugün cumhuriyet tarihinin en büyük kırılmasıyla karşı karşıyayız. Toplum ayrışmış durumda. Ayrıştıran bölen halkı kullanan halkı kendisine köle haline getiren siyasetçiler.

Eğer siz karşınızdaki insanı insan yerine koyup onun derdini acısını bilirseniz, acısını paylaşabilirseniz toplumsal kazanım yakalarsanız. Ama onu ötekileştirirseniz yakalayamazsanız. Siz düşünebiliyor musunuz empati kuramayan bir siyasetçi? Onu oy makinesi olarak gören bir siyasetçi. Onun sorunlarına çözüm üreten değil. Türkiye onları aşmak zorundadır.. Yeni bir Türkiye’yi yaratacağız. Farklılıklarımız var mı elbette var. Ama onları zenginlik olarak göreceğiz. Eğer siz birisini ötekileştirirseniz, yaptığınız tüm haksızlıkları meşrulaştırmış olursunuz.
İnanç açısından, mezhep açısından ötekileştirir ve ondan sonra söyleyeceklerine meşruluk kazandırmaya çalışır. Bakın tarihe. Biz bunlardan ders çıkardık mı? Hayır ders çıkarmadık. Her seferinde başa dönüyoruz. Biz kalkınamıyoruz, büyüyemiyoruz.

Kendi iç sorunlarıyla sürekli kavga eden bir siyaset anlayışını bir tarafa bırakmak zorundayız. Bizde güzel bir laf var “Susma sustukça sıra sana gelecek” işçilerimizin söylediği.
Sadece sizin sorunlarınızı değil Türkiye’deki bütün işçilerin sorunlarını çözmeye talibiz. Emeklinin sorunu, çiftçinin sorunu, işçinin sorunu, ev hanımlarının sorunu hepsini çözmeye kararlıyız.
Ama bu slogan ne zaman atılıyor? Sıra onlara geldiği zaman atılıyor. Oysa bizim inancımızda haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır deniyor. Haksızlıklara karşı susmayacaksın.

“BU SENDİKA DÜZENİNİ, SENDİKA AĞALIĞINI YIKACAĞIZ”

Ben isterdim ki TEKEL işçileri Kızılay’da dövüldüğü zaman Türkiye’nin bütün işçileri Ankara’da olsun. ben isterdim ki Soma’da 301 işçi hayatını kaybederken bütün sendikalar orada olsun. Ama bunlar olmuyor. İşçi kardeşim size sözüm var, bu sendika düzenini, sendika ağalığını yıkacağız ve onlardan da hesap soracağız.
Ayrışmadan söz ettik, kamplaşmadan söz ettik. Siz kamplaştırırsanız renkleri yok edersiniz. Bir siyah kalır bir beyaz kalır. Oysa güneş bile yedi renkli. Neden politikacı sert bir dil kullanıyor? Neden umut vaat etmiyoruz. Neden hep kavga ediyoruz. Neden ağzını açtığı zaman tepeden tırnağa hakaretlerle bu insanı maruz kalıyor. Bakın 301 işçi hayatını kaybetti. Ben de Soma’ya gittim. Bir kadıncağız bize sitemini yaptı. Yanımdakine de bu kadıncağız haklı dedim.

“ÖRNEK VERDİĞİ TARİHTE DAHA AMPUL İCAT EDİLMEMİŞTİ”

Sonra bir de bu ülkenin başbakanlık koltuğunda oturan zatta gitti. Evet gitmesi gerekir. Gayet güzel, bakın 301 kişi hayatını kaybetmiş. Yaş ortalaması 10 olan 432 çocuk yetim kalmış. Eşler yok, evlatlar yok. Büyük acı yaşanıyor. Bu gidiyor, sanki miting meydanı gibi kürsüyü koyuyor, başlıyor konuşmaya. Doğal bir ölüm kabul ediyor. Madenciliğin fıtratında doğasında böyle ölümler var diyor ve 1870’in 60’ın İngiltere’sinden örnek veriyor. 1860’da Abdülmecit tahtta ve ampul icat edilmemiş. Sen nasıl bu örneği verirsin. Bundan sonra Soma ayağa kalıyor. Herkes itiraz ediyor, yuh çekiyor. Efelenerek vatandaşın üzerine yürüyor. Yuh çekersen tokadı yersin diyor.

“SENİ TOKATLAYAN ADAMIN HALA ARKASINDAYSAN ORAYA BEN ÜÇ NOKTA KOYUYORUM”

“Yahudi dölü” diye ona hakaret ediyor. Sonra 4 bin polisle gidiyor ve de markete sığınmak zorunda kalıyor. Sonra marketteki bir vatandaşı da tokatlıyor. İlk kez bizim tarihimizde, bir ülkenin başbakanı kendi vatandaşını tokatlıyor. Bu ülkenin insanlarının 76 milyonun vicdanına sesleniyorum. Seni tokatlayan adamın hala arkasındaysan oraya ben üç nokta koyuyorum. Kimse kusura bakmasın.
Böyle bir şey olabilir mi? Bu şu demek, gidiyorsunuz cenaze evine başsağlığı dilemeye. Cenaze sahibine hakaret ediyorsunuz, bir de dövüyorsunuz. Biz oraya acıları paylaşmak için gittik. Onlar itiraz eder elbette eder. Düne kadar kim dinledi onları? Adam yerine bile koymadılar. Gideceksiniz çalışacaksınız dediler.

27 Mayıs 2014 Salı

Siyasetiniz batsın yazık değil mi bu Annelere.

0 yorum
PKK’NIN ÇOCUKLARINI KAÇIRDIĞI AİLELER BDP’Yİ BASTI
Diyarbakır’da PKK’nın çocuklarını kaçırdığı aileler, bugün BDP il binasını bastı. BDP’lilerle çocukları kaçırılan aileleri arasındaki arbedeyi polis ayırdı,

Buradan çıkan aileler Dağkapı Meydanı’nda oturma eylemi başlattı. BDP yöneticileri ise PKK’ya katılımlarla ilgileri olmadığını belirterek, ailelerin tahrik edildiğini ileri sürdü.

Diyarbakır’da Endüstri Meslek Lisesi 9’uncu sınıf öğrencisi 15 yaşındaki Ö.Ç. ile berber çırağı olan kuzeni 15 yaşındaki B.Ç.’nin önceki gün PKK tarafından dağa kaçırıldığını söyleyen aileleri, bugün BDP il binasını bastı. İki kuzenin yakınları olan yaklaşık 10 kişilik grup, girdikleri bina içinde BDP’lilerle tartıştı. Çıkan arbedede tartaklandıklarını söyleyen aileler polis çağırdı. BDP binasına gelen çok sayıda polis, ailelerle BDP’lilerin kavgasını ayırıp, aileyi bina önünden uzaklaştırdı. Bu sırada aileler binadan ayrılırken, BDP’lileri alkışla protesto etti.

OTURMA EYLEMİ
BDP binasından ayrıldıktan sonra merkez Sur İlçesi’ndeki Dağkapı Meydanı’na gelen aileler burada oturma eylemi başlattı. Kuzenlerin babaannesi Guli Çetiner, Kürtçe ağıtlar yakarak torunlarının bırakılmasını istedi. Çetiner, "Ben kabul etmiyorum, çocuğumu istiyorum" dedi.
Lise öğrencisi Ö.Ç.’nin annesi Halime Çetiner, gözyaşları içinde oğlunun hasta olduğunu belirterek bırakılması istedi. Halime Çetiner, şunları söyledi:
"Oğlum şeker hastası, aynı zamanda astımı var. Oralarda perişan olur. İlaçlarını almazsa şekeri 300’e çıkar ve orada ölür. Benim oğluma bir şey olursa, sebebi onlardır. Oğlumu okulda aşılamışlar. Onları okullardan gönderiyorlar. Ben çocuğumu istiyorum."
’BEN ONU TÜP BEBEKLE YAPTIM’
PKK’nın kaçırdığı B.Ç.’nin anesi Saniye Çetiner de oğlunu tüp bebek yöntemiyle dünyaya getirdiğini belirterek, "Ben çocuğumu istiyorum başka bir şey istemiyorum. 3 gündür çocuğum yok. 3 gündür evimizde yas var. Pazar günü saat 16.00- 17.00 arası yemek yiyip çıkmış. Oğlum berberde çalışıyor. Bir arkadaşına mesaj çekmiş, demiş ’bizi götürüyorlar, biz gideceğiz’ demiş. Ben çocuğumu istiyorum" dedi.
Kaçırılan iki kuzenin aileleri daha sonra Dağkapı Meydanı’nda oturma eylemi başlatırken, kendilerine yakınları da destek verince sayıları 10’u buldu.

BELEDİYE ÖNÜNDEKİ AİLE SAYISI 11’E YÜKSELDİ
PKK tarafından çocuklarının kaçırıldığını iddia ederek Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi önünde 19 Mayıs tarihinde oturma eylemine başlayan aile sayısı da, eylemin 9’uncu gününde 11’e çıktı. Çocukları dağa götürülen bazı aileler, çeşitli okullarda okuyan çocuklarına zarar gelmesinden endişe ettikleri için konuşmaktan ve görüntü vermekten kaçındı.

PKK’nın götürdüğü iddia edilen çocukların yaşı 14 ila 23 arasında değişiyor. Belediye binası önünde eylem yapan kadınlar, kendilerine destek vermek isteyen ve çocukları dağda olan çok sayıda aile olduğunu, ancak mahalle baskısı yüzünden buradaki eyleme katılamadıklarını söyledi. Bazı kadınlar sinir krizleri geçirip gözyaşlarına hakim olamazken, A.K.’nin annesi Yüksel Karaşin, oğlu bırakılıncaya kadar eyleme devam edeceğini, gerekirse açlık grevi başlatacağını, hatta kendisini yakabileceğini söyledi.
BDP’DEN AÇIKLAMA: GERİLLAYA KATILIMLA ALAKAMIZ YOK
BDP Diyarbakır İl Başkanlığı, çocukları PKK tarafından dağa kaçırıldığı gerekçesiyle parti binasına saldıran aileyle ilgili yazılı açıklama yaparak, hükümeti ve polisi eleştirdi. Açıklamada şöyle denildi:
"Bölgemizde kırk yıldır devam eden savaşın yegane sorumlusu olan TC. Tekçi devlet zihniyeti ve onun bugünkÜ yürütücüsü olan AKP hükümeti kanlı ellerini tekrar devreye sokmuşlardır. Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın 2013 Nevruz’uyla başlattığı barış süreci, AKP hükümeti tarafından sabote edilmektedir. Kürt halk önderi ve Kürt özgürlük hareketinin tüm sağduyu çağrılarına ve çabalarına rağmen, Türk devleti saldırılarına ara vermeden devam etmektedir. Kürt coğrafyasına kan deryasına çeviren Özel Harp dairesinin kirli ve kanlı oyunları Amed’te tekrar yüzünü göstermiştir. Faşist Türk polisinin provoke ettiği üç beş kendini bilmez kişi, BDP Diyarbakır il binasına saldırmıştır.

Kalekol yaparak parti binalarımıza saldırarak Kürt halkını yıldıracağını sanan AKP polisi şu an binlerce polisi ve zırhlı aracı ile il binamızı kuşatıp provokasyonlara zemin hazırlamıştır. Yalanhaber ve karalamalarla kamuoyunu yanıltılmaktadır. Halkımız ve partimiz karşı karşıya getirilmek istenmektedir. Özellikle barış süreciyle beraber provokatörler eliyle partimiz ve değerli halkımız karşı karşıya bırakılmak istenmektedir. Gerillaya katılımların bizim partiyle uzaktan yakından alakası olamadığını herkes bilmelidir."

BAŞSAVCILIK SORUŞTURMA BAŞLATTI
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz, PKK’nın çocukları götürüp alıkoymasıyla ilgili soruşturma başlatıldığını açıkladı. Başsavcı Solmaz, "2014/16234 soruşturma numarası ile çocukları Lice’ye götürenler ve alıkoyanlar hakkında soruşturma devam etmekte olup, soruşturmanın safahati ve sonucu hakkında kamuoyuna bilgi verilecektir" dedi.
Anneler ne diyor?
Dİyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı önünde PKK’nın dağa götürdüğünü çocuklarını bırakmasını isteyerek eylemlerini sürdüren annelerin görüşleri şöyle:
EYLEMİ İLK BAŞLATAN ANNE
Belediye önünde ilk eylemi başlatan 15 yaşındaki H.G.’nin annesi Safiye Gündüz: "Kızım 23 Nisan’nda piknik bahanesiyle kaçırıldı. Selahaddin Eyubi Anadolu Lisesi 2’nci sınıf öğrencisiydi. 4 çocuğum var. Kocam Ahmet Gündüz, Kuzey Irak’ta inşaat taşeronu olarak çalışıyordu. Şimdi o da işini bırakmış şu an eylem yerinde bekliyor. 2’si kız, 2’si erkek 4 çocuğum vardı. Bir kızım dağa gitti, diğer çocuklarım başka şehirlerdeki çeşitli üniversitelerde okuyor. Kızımın bırakılmasını istiyorum."

’OĞLUNU DAĞDAN İNDİREN KADIN BİZE UMUT OLDU’
15 yaşındaki F.E.’nin annesi Filiz Eren: "Oğlum F., H. ile aynı sınıftaydı. 19 Mayıs’ta geldik, bugün 9 gün oldu. 23 Nisan’da birlikte pikniğe gitmişlerdi. Orada 5 çocuğu kaçırmışlardı. Ondan sonra bir kadın üniversite yolunda eylem yaptı, ’çocuğumu getirin’ diye. Sonra onun oğluyla birlikte 3 çocuğu serbest bıraktılar. Biz de bunu televizyonda duyduk umutlandık. H.’nin annesi ile birlikte belediye önünde eylem yapmaya karar verdik ve burada eyleme başladık. Mücadelemize devam edeceğiz."
15 yaşındaki A.B.T.’nin annesi Fatma Türk: "Oğlumu Ergani’den götürmüşler. Seçimden 2 gün sonra evden çıktı ve bir daha dönmedi. 8 çocuğum var. A.B. en küçük çocuğumdu. Oğlumu istiyorum onu geri getirsinler. Partiyle alakası yoktu kendi halindeydi."
’GEREKİRSE AÇLIK GREVİNE GİRECEĞİM, HATTA KENDİMİ YAKACAĞIM’
16 yaşındaki A.K.’nin annesi Yüksel Karaşin: "Oğlum hastaydı, hiç alakası yoktu dağdakilerle. Kulağından iltihap akıyordu. 9 Nisan’da götürdüler. Ben oğlumu istiyorum. 8 gündür buradayım. Tüm bu eylemlerden önce Dağkapı Meydanı’nda tek başıma eylem yapmayı düşünüyordum. Oğlum gelir, onu bırakırlar diye bekliyordum. Sonra bu kadınların çocukları için eylem yaptığını televizyondan görünce ben de buraya gelip eyleme başladım. Açlık grevine gireceğim, gerekirse kendimi yakacağım. Küçük çocuğumu da alıp gelmişim. 4 çocuğum var evde bıraktım geldim ne yapayım?"

’AİLELER KORKUYOR’
17 yaşındaki M.T.’nin annesi Sarriye Tokay: "Oğlum 14 yaşında Namık Kemal Lisesi 1’nci sınıf öğrencisiyken gitti. 2 ay birinci sınıfa gitti, sonra onu götürdüler. Aslında bize katılmak isteyen bir çok aile var ama korkuyorlar, çekiniyorlar. Korkudan ve endişeden dolayı buraya gelemiyorlar. Onu kandırıp götürdüler, hastaydı gözlerinde rahatsızlığı vardı. Bütün annelere sesleniyorum bize destek versinler. Gültan Kışanak’a sesleniyorum, Baydemir’e sesleniyorum, Ahmet Türk’e sesleniyorum, devlete sesleniyorum; bize sahip çıksınlar, çocuklarımızı getirsinler."

’SAVAŞ İSTEMİYORUZ, ÇOCUĞUMU İSTİYORUM’
18 yaşındaki O.B’nin annesi Zeynep Baytok: "Oğlumu 40 gün önce kaçırmışlar. Serbest çalışıyordu. 9 çocuğum var. O. 5’nci çocuğumdu. Televizyonda buradaki kadınları gördük. Oğlumu geri versinler. Oğlumuzu verene kadar buradan kalkmayacağız. Biz savaş istemiyoruz. 6 günden beri buradayım. Çocuğumu istiyorum, bana oğlumu getirsinler."

’YA ÇOCUĞUMU BIRAKSINLAR, YA DA CANIMIZI ALSINLAR’
19 yaşındaki V.Ç.’nin annesi Meral Çapak: Oğlum 7 ay önce gitmiş. Okula gitti bir daha gelmedi. Televizyonlarda kadınların çocukları için yaptığı eylemi görünce hemen düşünmeden ben de geldim. Ya çocuğumuzu bıraksınlar, yada bizim de canımızı alsınlar. Biz çocuklarımızı istiyoruz. Çocuğumu serbest bıraksınlar. Bunu istiyoruz. Saf kendi halinde evden çıkmayan bir çocuktu, yani oraya gidecek bir çocuk değildi."
BİR OĞLU ASKER
21 yaşındaki Y.Y’nin annesi Hediye Yıldız: "Oğlum 17 yaşındayken dağa gitti. Burhanettin Endüstri Meslek Lisesi öğrencisiydi. 7 çocuğum var. Kocam işsiz, perişan olduk. 20 yaşındaki oğlum Recep de Yalova’da asker. Televizyonda annelerin eylemini gördüm ben de destek için ve oğlumun geri gelmesi için eyleme başladık. 6 gündür eyleme devam ediyorum. Televizyonda görüp geldim. Huzurumuz yok, her gün ağlıyoruz. Hem asker oğluma, hem de dağdaki oğluma ağlıyorum. Hasta çocuğum var evde. Her gün de buraya geliyorum. Eşimin işi yok o da buradadıır. Biz barış istiyoruz."
’KIZIM 1 YIL ÖNCE GİTTİ’
Diyarbakır ve başka kentlerde okuyan çocukları olduğunu, onlara zarar gelmesinden endişe duyduğu için görüntü vermek istemeyen, 24 yaşındaki F.A.’nın annesi Keji Aydemir de, kızının bir yıl önce örgüte katıldığını söyledi. Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde okurken kızını bir kez daha dağa götürülmek istendiğini, ancak durumu erken fark ederek polisle birlikte ona engel olduklarını söyledi. Anne Aydemir, "Kızım bir yıl önce gitti. Eskişehir Anadolu Üniversitesi son sınıf öğrencisiydi. Kızımın ve bizim hayatımızı bitirdiler" dedi.
’SANA İŞ VERECEĞİZ DİYE DAĞA GÖTÜRDÜLER’
21 yaşındaki S.U.’nun annesi Muhsine Uçakan: "48 gün oldu kızım gideli. 6 günden beri burada eylem yapıyoruz. Arkadaş ortamından tanıştığı kişiler onu dağa götürdüler. Sana iş vereceğiz diye kandırdılar. Kızım hastadır, sara hastasıdır. Gözleri iyi görmüyor ve dizlerinde rahatsızlığı var. Bunu dağa götürseniz ne yapabilir ki? Televizyonda kadınların çocukları için eylem yaptığını gördük ve kendi çocuğumun bırakılması için eyleme destek verdik."


http://www.haber3.com/pkkdan-sok-yalanlama-2692865h.htm#ixzz32wQIJvOC

Erdoğan kurmaylarına kızdı köpürdü: "Tembel tembel oturmayın."

0 yorum
AK Parti'nin anketinde Erdoğan'a büyük şok

Soma faciasının ardından AKP’nin yaptığı anketler, hükümetin oylarının düştüğünü gösterdi. Köşk seçimi yapılan ankette de Gül’ün önde olması Erdoğan’ı çok kızdırdı. Kurmaylarına 'tembel tembel oturmayın' dedi.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından yenilenmesine karar verilen Yalova ve Ağrı seçimlerine kısa bir süre kala Ankara’da tansiyon yükseldi.

 Başbakan Erdoğan’ın masasında iki ille ilgili seçim anketleri bulunuyor. Anketlerde, AKP’nin oylarının iki ilde de düşük çıktığı öğrenildi. Bu nedenle Başbakan Erdoğan’ın, kurmaylarını fırçaladığı ve “Ankara’da tembel tembel oturmayın” diyerek parti yöneticilerini fırçaladığı bildirildi.

Türkiye, Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde siyasi açıdan kritik bir haftaya girdi. 1 Haziran’da iki ilde yenilecek olan seçimler Cumhurbaşkanlığı seçimleri için de gösterge olacak. Bu nedenle Başbakan Erdoğan, Ağrı ile Yalova’da yapılacak seçimlere büyük önem veriyor.

Taraf gazetesinden Hüseyin Özay'nın haberine göre; Soma’da yaşanan facianın ardından çeşitli anketler yapıldı. Bu anketlerle Cumhurbaşkanlığı ve iki ildeki seçim eğilimleri ölçülmeye çalışıldı. AKP yöneticilerinden edinilen bilgiye göre, Soma faciasının ardından oylarda belirli oranda bir düşüş yaşandığı görüldü. Hatta seçim yapılacak iki ilde de, AKP’nin oylarının 30 Mart’ın da altına düştüğü tespit edildi. Bunun üzerine, Başbakan Erdoğan yakın kurmaylarını iki ile gitmelerini istedi. Hatta kulislerde, Başbakan Erdoğan’ın kurmaylarını Ankara’da oturduğu için fırçaladığı “Tembel tembel Ankara’da oturmayın. O iki ili de istiyorum” dediği konuşuluyor. Erdoğan, hafta sonu Yalova’da miting yaparak, partisine oy istemişti. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek de, seçimi yenilenecek illerde çalışmalar yürütüyor.

YERKEL “GÖREVDEN ALINDI” İDDİASI
Öte yandan yine, Soma faciasının siyasi sonuçlarını araştıran AKP, faciadan çok Başbakanlık Özel Kalem Müdür Yardımcısı Yusuf Yerkel’in, bir madenciye tekme atmasının toplum üzerinde büyük bir tepkiye yol açtığını belirledi. Bunun üzerine, Yerkel’in Başbakanlık makamından uzaklaştırıldığına yönelik haberler basına servis edildi. Ancak Başbakanlık’ın resmi sitesinde Yusuf Yerkel’in ismi halen özel kalem müdür yardımcısı olarak geçiyor. Bu durum kafaları karıştırdı.

GÜL ÖNDE
Öte yandan AKP içinde, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin yapılan bir anket de konuşuluyor. Kısa bir süre önce AKP, isim belirtmeden, “Cumhurbaşkanlığı’na kim aday olsun” sorusu yöneltildi. Anket, büyükşehirlerde yapıldı. Ankette, yüzde 25 Cumhurbaşkanı Gül, yüzde 24 Başbakan Erdoğan, yüzde 18 Meral Akşener, yüzde 17’de Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç çıktı. Bu durum parti yönetiminde de rahatsızlığa yol açtı.

26 Mayıs 2014 Pazartesi

Kemer'e farklı açıdan bak.

0 yorum
Sizde tatil için Kemeri seçtiyseniz:

 Popüler müzikleri Kemer ve çevresindeki bir çok eğlence yerleri, gece klüpleri, disco, bar ve cafelerde dinleme imkanına sahipsiniz. Buralarda bir yandan müzik dinlerken diğer yandan Türk ve dünya mutfağının lezzetli yemeklerinden tadabilirsiniz.

Özellikle havaların ısındığı yaz aylarında içini kaynatan ortamları ile kışa Kemerde bomba gibi hazırlanabilirsiniz.Moral ve Enerji dolu geceler sizleri tatil mekanları Kemerde bekliyor.

Rus kızları bize Türkçe öğretecek!

0 yorum
Rus arama motoru Yandex, Türkiye'ye özel yerel çalışmalarına yazım hatalarını da ekledi.

 Yandex, Türkiye'de arama sorgularında en sık tekrarlanan yazım hatalarını açıkladı. Yandex üzerinde yapılan milyonlarca sorgu arasında binlerce yazım hatası da yapılıyor.

Yandex, kullanıcıların en sık yaptıkları hataları özel bir sayfada toplayıp, okulların açıldığı bugün yayınladı. dilbilgisi.yandex.com.tr adresindeki özel sayfada, birçok kişi için artık alışkanlık haline gelmiş yazım hataları incelenebiliyor ve sosyal medya sitelerinde paylaşılabiliyor.

Özellikle Türkiyede yerleşik olarak bulunan binlerce rus kızı ise bu özellik sayesinde türkçelerini ilerletecek belkide bizden iyi türkçe konuşup bize öğretmeye kalkacaklar.
 
Minima 4 coloum Blogger Template by Beloon-Online.
Simplicity Edited by Ipiet's Template