TANITIMI KAPAT

haberler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
haberler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mart 2026 Perşembe

İran Neden Bölge Ülkelerini Hedef Alıyor?

0 yorum

İran Neden Bölge Ülkelerini Hedef Alıyor? Nahçıvan ve Arap Dünyasında Artan Füze Hareketliliği

2026 yılının ilk çeyreğinde Ortadoğu ve Kafkasya hattı, tarihin en gerilimli dönemlerinden birini yaşıyor. Özellikle İran’ın füze programı ve İHA operasyonlarının hedefinde sadece geleneksel rakipleri değil, komşu coğrafyalar olan Nahçıvan ve çeşitli Arap ülkeleri de yer alıyor.

1. Bölgesel Kuşatılmışlık Hissi ve "İleri Savunma" Stratejisi

İran’ın askeri doktrini büyük oranda "ileri savunma" prensibine dayanır. Tahran yönetimi, olası bir İsrail veya ABD saldırısını kendi topraklarına ulaşmadan, müttefikleri ve vekil güçleri aracılığıyla sınır ötesinde karşılamayı hedeflemektedir.

2. Nahçıvan ve Azerbaycan Hattındaki Gerginliğin Şifreleri

Nahçıvan ve Azerbaycan ile olan gerilimin kökeninde jeopolitik kaygılar yatmaktadır. İran, Zengezur Koridoru projesini kendi Ermenistan bağlantısını kesecek bir tehdit olarak görmekte ve bölgedeki İsrail etkisinden endişe duymaktadır.

3. Enerji Savaşları ve Hürmüz Boğazı Denklemi

Küresel petrol arzının %20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı, İran'ın elindeki en büyük ekonomik silahtır. Arap ülkelerindeki petrol tesislerine yönelik İHA tacizleri, bölgedeki enerji güvenliğini doğrudan tehdit etmektedir.


Ortadoğu ve Kafkasya’daki güncel gelişmeleri yakından takip etmek için bültenimize abone olmayı unutmayın.

6 Eylül 2022 Salı

Türkiye'de Hiperenflasyon kapıda!

0 yorum

Ekonomist Uğur Civelek:



Enflasyon verileri hem TÜİK hem de ENAG tarafından açıklanırken kış öncesi giyim ve ev eşyası fiyatlarındaki artış dikkat çekti. Ekonomist Civelek de verileri "Sanayide enerjiye yapılan zamlar henüz yansımadı. Hiperenflasyonu göreceğiz" dedi.










8 Şubat 2015 Pazar

Kemal Kılıçdaroğlu yolsuzlukla ilgili kimi bombaladı!

0 yorum
Balyoz kararı sonrasında aydınların tavrını eleştiren Kılıçdaroğlu Fransa'da yüzyılın başında yaşanan Dreyfus davasını örnek gösterdi ve "Bizde Dreyfus çok ama ne yazık ki Emile Zola yok" dedi.





Başbakan Erdoğan'ın "CHP yolsuzlukta birinci" sözlerine yanıt veren CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, "Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yolsuzluk ile ilgili hiç kimse Recep Tayyip Erdoğan'ın eline su dökemez." dedi.



Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından önemli satır başları:

Her grup toplantısında, güzel şeylerden bahsetsek, evine ekmek götürenlerin güvenli bir şekilde çalıştığı Türkiye'yi anlatsak ne güzel olurdu. Ama yönetimin toplumu germek, kutuplaştırmak gibi bir işlevi var. Bu tabloyu hak etmiyoruz.

"İŞ KAZALARINDA AVRUPA BİRİNCİSİYİZ"

Manisa Soma'da kömür çıkartan işçilerimiz yerin binlerce metre altında çalışıyor. 20 Ekim'de 28 işçi göçük altında kaldı. Biri hayatını kaybetti. Ölen öldüğü ile kalıyor. Ardından ailesi gözyaşı döküyor. Sorumluluk kimde? O insanlar çalışırken güvenlik ortamlarını almaktan sorumlu biri yok mu? İşçi kardeşlerimiz devlet neden bize güvenli çalışma ortamı sağlamadı diye düşünmeyecek mi?

İş kazalarında Avrupa birincisiyiz. Neden? 2013'ün ilk yarısında 482 işçi iş kazalarında yaşamını yitirdi. Çadırda, soğukta kalan işçilerin nasıl yangında yaşamını yitirdiğini hatırlayın. Biz sorumlu kim, sorun nasıl çözülür diye düşünüyoruz. Ama Türk-iş, Disk, Hak-iş de düşünsün, yan gelip yatan Çalışma Bakanı da düşünsün.

"DİYORLAR Kİ 'CHP PROJE ÜRETMEZ' AK PARTİ PROJEMİZİ ÇALDI"

Diyorlar ki CHP hep eleştirir, hiç proje üretmez. Oysa bizim hayatın her alanı ile ilgili projemiz vardı. Askerlik ile ilgili projemiz vardı mesela. 15 aydan 9 aya, sonra aşamalı olarak 6 aya indireceğiz dedik. Bedelli askerlik düşüncemizi de söyledik. Parası olan da olmayan da kısa süre yapacak. Parası olmayanı da düşüneceğiz çünkü biz haktan adaletten yanayız dedik. Başbakan'a soruldu, "Siz proje dediniz, ama bunun neresi proje, böyle ayak üstü proje mi açıklanır. Parası olan var olmayan var, bunu adalet terazisine oturtmak durumundasınız" dedi. Oturttu mu? Hiç alakası yok, ne demiştim, Yalancıdan Başbakan olmaz. seçimleri kazandı bizim projemize sahip çıktı, ama varsıldan yana. Demek ki neymiş CHP'nin projeleri doğru, tutarlıymış. Biz uzmanları çağırır konuşuruz, karşıt görüştekileri çağırır konuşur, düşünür, olgunlaştırırız. Bana çıksın Proje İstanbul'un bir tane fizibilite raporunu açıklasın, açıklayamaz.

"OTUR KATAR ŞEYHİNE DUA ET"

Pilotlarımız kurtarıldı. Ama bizimkiler sayesinde değil, otur Katar şeyhine dua et. Onun sayesinde kurtuldu. Lübnan sokaklarında bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gezebiliyor mu? Suriye'de, Mısır'da, Irak'ta gezebiliyor mu? Gezemiyor. Senin izlediğin politikalar yüzünden. Kimin aklına gelirdi iki Türk pilotunu kaçırmak. Asıl yapman gereken senin ben bu ülkeyi bu hale nasıl getirdim diye sor.

"TÜRKİYE TERÖR İTHAL EDİYOR"

Türkiye terör ithal eden bir ülke oldu. Erdoğan bugün hiç bir Orta Doğu ülkesine gidemez, yalnızları oynuyor. Senin ne itibarın, ne ağırlığın var. İkisini de yok ettin. Irak'a, Mısır'a, Orta doğuya biz gidiyoruz. Erdoğan hiç birine gidemez.

Terör örgütünü yetiştirip komşusuna yollayan bir ülke olabilir mi? Reyhanlı'da ölen 53 vatandaşın sorumlusu bu hükümet ve Başbakan Erdoğan'dır.

"ERDOĞAN'IN ELLERİ KANLI"

Suriye'den mülteciler gelecek 100 bin kişi kırmızı çizgimizdir demişti. Açın gazetelere bakın. Yüz bin mi kaldı. Sayının kaç olduğunu kimse bilmiyor. Yol geçen hanına çevirdiler sınırı. Sen o sınırı kontrol edemezsin. Terör örgütüyle içli dışlısın, benim çocuğumu vuran mermi Türkiye'den geldi diyor baba. Erdoğan'ın elleri kanlıdır, Orta doğuda bu vardır.

"HİÇ KİMSE ERDOĞAN'IN ELİNE SU DÖKEMEZ"

İktidardan beslenen yandaşlar hariç kimse güvenmiyor hükümete. Bugün yolsuzlukla ilgili Chp'yi suçlamış sevgili diktatörümüz. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yolsuzluk ile ilgili hiç kimse Recep Tayyip Erdoğan'ın eline su dökemez. Eğriye eğri doğruyu doğru. Hayatım boyunca halkıma yalan söylemeyeceğim. Sözlerim doğru. Ben siyasee yırtık ayakkabı ile geldim demiyor muydu. Şimdi nereden geldi bu para peki. Ne diyor "Yürütme organının başıyım" diyor. Doğru söylüyor.

"ARTIK SANSÜRÜN ÖTESİNE GEÇİLDİ"

Adım adım demokrasinin dışına itiliyoruz. Adım adım otoriterleşen bir sürece gidiyoruz. Konuşanın, yazanın üzerine baskı, derdim var diyen iş adamına baskı. Konuşamazsın diyor. Böyle bir tablo olamaz. Böyle bir tablo Türkiye'de yaşanmadı. Diyorlar ki sıkıyönetimde sansür vardı. Yazardık, sansürlenirdi. Şimdi sansürün ötesine geçti, adamı da atacaksın diyorlar.

"YARGI ARTIK SİYASALLAŞTI"

Otoriter yapıyı besleyen adımlar var. Demokrasiyi ayakta tutan ayaklar var. Bunlardan biri de yargı. Yargı artık siyasallaştı. Sıradan vatandaş biliyor, bir davan var ise git AKP il başkanına senin davan sonuçlanır. Yargıtay'a 160 militan yerleştiren kim, Danıştay'a militan yetiştiren kim, bu iktidar. Diyorlar ki yargıçlara neden yükleniyorsun.

Ben siyasallaşan yargıya, yargı demem. Adalet milletin vicdanı demektir, onu yaralıyorsan orada adalet bitmiştir. Toplumu ayakta tutan adalettir. Adalet zayıf karşısında pozitif durandır adalet budur. Siz adaleti aldınız çöp sepetine attınız. Vatandaş adalet diye bağırıyor. Adalet yargıç eliyle dağıtılır. Dönemin diktatörüne isyan edip "Berlin'de yargıçlar var" demek kolay değildir. Ankara'da yargıçlar var diyen var mı? Kim direniyor, isyan ediyor: Sami Selçuk...

"SEN KİM, ADALET KİM?"

Adaletin olmadığı yerde ahlak da olmaz. Yolsuzluklar bunun için artıyor. Deniz Feneri davasını gördünüz. Kurban parasını, zekat parasını, yoksulun hakkını, kul hakkını yiyenlerin sırtı sıvazlandı, iyi yaptınız denildi. Sen kim adalet kim.

"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR"

Adalet bir arada yaşamanın garantisidir. Onu yok edersen kutuplaşma, kavga başlar. Türkiye bu yolda gidiyor. Önümüzdeki günlerde büyük gerilimler yaşanırsa nedeni budur.

Haksızlığa direnmektir adalet, haksızlığı savunuyorsanız adaletten haberiniz yok demektir. Siz adaleti perişan ediyorsunuz. Bir kişiye yapılan adaletsizlik tüm insanlığa yapılmış adaletsizliktir. Hazreti Muhammet o nedenle "haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır" diyor.

"BİZDE DREYFUZ ÇOK, EMİLE ZOLA YOK"

Fransa'da bir Dreyfus davası vardı. Fransa'nın aydınları, başta Emile Zola, Dreyfus'a yönelik haksızlığa karşı savaş açtılar.

Bizde Dreyfus çok Emile Zola yok. Emile Zola insanlığı yükseltmiştir. Fransa'nın da namusunu kurtarmıştır.

Nerede bu aydınlar. Kalemini kiralayanlar deyince kızıyorlar. Sen de çık haksızlıkları, yanlışları anlat, senin görevin bu. Emile Zola bir kişi haksızlığa uğradı diye isyan ediyor ve sonuç alıyorsa, senin ülkende hapiste çürüyenler ne olacak. Biz onlara aydın diyoruz çünkü onlar toplumun önderidir. Ellerindeki meşalelerle toplumun önünde giderler. Bilir ki toplum bu adaleti, doğruyu savunur. Haksızlığa karşı boyun eğmez. Kitleler de onun için gider arkalarından. Bizde yok öyle bir şey.

"YÖNÜMÜZÜ BATIYA DÖNDÜRDÜK, AMA GERİYE GİDİYORUZ"

Faili meçhule çocuklarını kurban eden anneler eylem yapıyor yıllardır. Nerede bu sivil toplum. Yönümüzü batıya döndürdük ama geriye gidiyoruz. Orta Doğu ülkesi olmaya başladık. Biz Orta Doğu ülkesi değiliz. 1071'den beri yönümüzü batıya çevirdik. Ama bunlar Orta Doğu gibi olmak istiyor. Orta Doğu halkları ise bizim gibi olmak istiyor.

"BİZ DARBELERDEN ÇOK ÇEKTİK"

Biz darbeden çok çektik. Bizim il başkanlarımız öldürüldü. Onlar bizim şehitlerimiz. Bu yüzden darbeleri asla savunmadım. Darbecilerin kurduğu mahkemeleri de savunmadım.

28 Şubat sürecinde generaller lüks arabalara binerken onları biz eleştirdik. Ama biz kin tutan bir parti değiliz. Biz kin beslemeyiz. Kin insanlığa yakışmaz. Ama tarihin doğru yargılanmasını da tarihçilere bırakırız.

BALYOZ DAVASI

Biz işin şovunda değil, özündeyiz. Bu ülkenin demokrasiye, özgürlüğe ihtiyacı var. Kim darbe teşebbüsünde bulunursa yargılanır. Bu bizim kırmızı çizgimizdir. Darbeye asla evet demeyiz. Ama yargılanma adil olmalıdır. Herhangi bir sanık avukat tutacak parası yoksa devlet ona avukat tutas kendini savunması için bu evrensel bir kuraldır. Evrensel kuralları esas almalıyız.




24 Mayıs 2014 Cumartesi

"Ayhan Yılmaz gaz fişeği ile vuruldu" iddiası.

0 yorum
"Ayhan Yılmaz gaz fişeği ile vuruldu"
Okmeydanı'nda hayatını kaybeden ve kimliği dün akşam saatlerinde belirlenen Ayhan Yılmaz'ın gaz fişeği ile vurulduğuı öne sürüldü.

Okmeydanı'nda hayatını kaybeden ikinci kişinin kimliğinin 42 yaşındaki Ayhan Yılmaz olduğu belirlendi.

Uğur Kurt isimli gencin polis tarafından vurularak öldürülmesinin ardından çıkan olaylarda hayatını kaybeden ancak kimliği belirlenemeyen kişinin 1972 Giresun doğumlu 42 yaşındaki Ayhan Yılmaz olduğu belirlendi.

GÖZÜNDEN ŞARAPNEL PARÇASI ÇIKTI

Çıkan olaylarda atılan el bombasının patlaması sonucu ağır yaralandığı iddia edilen kişi bugün hayatını kaybetti. Sağ gözünden şarapnel parçası çıkarılan ve beyin kanaması geçiren kişinin üzerinden sadece bir çakmak çıkmıştı.

AF ÖRGÜTÜ: AYHAN YILMAZ GAZ FİŞEĞİ İLE VURULDU

Uluslararası Af Örgütü, Okmeydanı’nda polis tarafında vurulduğu iddia edilen Uğur Kurt ve Ayhan Yılmaz’ın ölümüne ilişkin bir açıklama yaptı.
Açıklamada el yapımı bir patlayıcıdan çıkan şarapnel parçasınin kafasına gelmesi sonucu ağır yaralandığı belirtilen Ayhan Yılmaz'ın gaz fişeğinde yaralandığı öne sürülerek, "ilk raporlara göre bir kişi sağ gözünden gaz yaşartıcı gaz fişeği ile vuruldu. Hastaneye kaldırıldı fakat aldığı yaralar sebebiyle hayatını kaybetti" denildi.
Gezi Parkı eylemlerinden bu yana polisin aşırı şiddet kullanımına vurgu yapılan açıklamada “Okmeydanı'ndaki iki ölüm, Türkiye'nin gösterilerde sürekli olarak aşırı güç kullandığı bir dönemin ardından gerçekleşti. Haziran 2013'ten bu yana hak ihlali niteliğindeki güç kullanımı yüzünden dört kişi doğrudan olay yerinde öldü. Yetkililerin polisin gerçekleştirdiği hak ihlalleri ile ilgili derhal ve etkili bir soruşturma başlatma konusundaki başarısızlığı halkın artan öfkesini körükledi” ifadesi kullanıldı.

15 Mayıs 2014 Perşembe

Somada Tayyip Erdoğan babasını soran madencinin kızını tekme tokat dövdü

0 yorum
Dün Soma'yı ziyaret eden Erdoğan vatandaşlar tarafından protesto edildi. 

Erdoğan aracına binip adeta ilçeden kaçtı. Ancak aracına binmeden önce yaşanan olaylar aynen faciada olduğu gibi Türkiye tarihinde bir ilkti.

Soma'da bulunan gazeteci Şenol Çarık, dün başbakan Erdoğan'ın bir kadını tokatladığını ilk kez YÖN Haber'de açıklamıştı. Şenol Çarık, tecrübeli ve son derece güvenilir bir gazeteci. Bu güvene dayanarak haberi büyüttük. İlk kez duyurduğumuz bu haberin bugün görüntüleri çıktı. Ardından iş, başbakanın tokatladığı kadının kim olduğunu bilmeye geldi. Bunu da YÖN Haber açıklıyor.

Evet...Başbakan babasını maden faciasında kaybeden genç bir kadını Soma'da bir markette tokatladı. Kadının ismi Hatice G. Üstelik kadının ailesi AKP'li ve yerel seçimlerde AKP'ye oy vermiş.

Başbakanın karıştığı skandallar bu kadarla da bitmiyor. Erdoğan marketin önünde de Taner Kurucan adında bir işçiyi tokatlıyor. yönhaber.com

Olayla ilgili diğer fotolar









7 Mayıs 2014 Çarşamba

700 binlik saatin üreticisinden Çağlayan'a yalanlama geldi.

0 yorum
Ekonomi eski Bakanı Zafer Çağlayan'ın TBMM'de yaptığı savunmasında 700 bin TL'lik saatle ilgili dile getirdiği iddiaları, saatin satın alındığı Patek Philippe firması yalanladı.

 "Saatin faturası alanın üstüne ama garanti belgesinde benim adım geçiyor" diyen Çağlayan'ın açıklamalarını yalanlayan firma yetkilileri "Garanti belgesi, kişiye özel değil saate özeldir. Garanti belgesinde sadece saatte kaç taş var, kaç karatlık altın, seri numarası, üretim tarihi ve garanti süresi yazılır" dedi. 'GAZETE İLANI VERMEYİZ' Saati gazete ilanından görüp beğendiğini söyleyen Çağlayan'ın bu iddiası da yine firma tarafından yalanlandı.

 Gazete ilanı vermediklerini belirten firma yetkilileri "Özel bir saat ürettiğimiz zaman bunu müşterilerimize elektronik postayla bildiririz" diye konuştu. Firmanın Cenevre'deki merkez mağaza sorumlusu ile görüşen Aydınlık gazetesinden Derya Derviş'in aldığı yanıtlar şöyle: "Cenevre Paris ve Londra'nın yanısıra bir çok ülkede de saatlerimizi satan aracı firmalar var. Hiçbir ülkede gazete ilanları vermeyiz. Biz marka bir firmayız ve müşterilerimiz çok özeldir. Firmamız 1996 senesinden beri dergi çıkarır. Müşterilerimiz, ürettiğimiz saatleri bu dergiden takip ederler. Özel bir saat ürettiğimiz zaman da bunu müşterilerimize elektronik postayla bildiririz." 'GARANTİ BELGESİNE İSİM YAZMAYIZ' "Faturalarda müşterilerimizin adı, ünvanı ve kanunen yazılması gereken her şey kesinlikle yazılır. Ama garanti belgesine isim yazmayız. Garanti belgesi kişiye özel değil saate özeldir.

 Garanti belgesinde sadece saatte kaç taş var, kaç karatlık altın, seri numarası, üretim tarihi ve garanti süresi yazılır. Saati alan kişi hediye edebilir veya satabilir düşüncesiyle isim yazılmaz, garanti belgesini elinde bulunduran kişi saati alan kişi demek değildir." Öte yandan Patek Philippe'le sözleşmesi olan İstanbul'daki firmanın da garanti belgesinde isim yazılmadığını teyit ettiği haberde ifade edildi.  'SAATİN PARASINI ÖDEDİM' Zafer Çağlayan, konuyla ilgili, "Ben saati bir gazetenin ilanında gördüm, çok beğendim, ilgili firmayla temasa geçtim, 'kişiye özel üretiyoruz' dediler. Daha sonra firma yetkilisi beni aradı ve 'satın alacak mısınız?' dedi. Bu konuşma yapılırken Rıza Zarrab o ortamda bulunuyordu.

 'Bizim orada ofisimiz var, alır size gönderirler' dedi. Sonra bir araçla saati bana gönderdiler. Saatin faturası alanın üstüne ama garanti belgesinde benim adım geçiyor. Saatin parasını ödedim ve mal beyanımda da gösterdim" dediği medyaya yansımıştı.  Çağlayan, 30 Mart yerel seçimleri öncesinde Başbakan Erdoğan'ın Mersin mitingi öncesinde hakkındaki yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla ilgili açıklamada bulunmuş, "Zafer Çağlayan'a saat hediye eden varsa, eğer bir saat almışsam, saat aldığımı ve saat verildiğini kim söylüyorsa edepsizdir, vicdansızdır, ahlaksızdır. Hırsız görmek istiyorsan dön partine bak. Hırsız görmek istiyorsan İstanbul'a aday gösterdiğin başkan adayına bak" ifadelerini kullanmıştı.

  Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın avukatı Muhammed Hardalaç, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun yerel seçim öncesi miting meydanlarında yaptığı konuşmalarda sarf ettiği "Zafer Çağlayan hediye saat almış. O saati paralel devlet mi taktı? Bakanın koluna 700 milyar liralık saati paralel devlet mi taktı?" şeklindeki sözler üzerine yasal yollara başvuracaklarını söylemişti.

 Kesin mahkeme kararı olmadan bu tip asılsız ithamlarda bulunulmasının müvekkilini rahatsız ettiğini vurgulayan Hardalaç, şunları kaydetmişti: "CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bahse konu saat ile alakalı müvekkilim Mersin milletvekili Zafer Çağlayan'ın, saatin bedelinin ödendiğine ve söz konusu saati mal beyanında sunduğuna ilişkin yapmış olduğu açıklamaları hiçe sayarak kamuoyunu kasten yanlış yönlendirmek istemektedir." Cihan

Fantezi hostes kostümü transparan.

0 yorum

Henüz yeni bir blog olarak 1000 adet içerik sayımıza ulaşmış bulunuyoruz.Kısa sürede büyük bir ilgi gösteren okuyucularımıza teşekkür eder.Gecelerinin bu resimdeki hostes kostümü sıcaklığında renkli geçmesini temenni ederiz.
Nice bin içerik paylaşmak dileklerimle

                                                                                                        maksi-blog editörü sabahtanvakti
                                                                                                           

4 Mayıs 2014 Pazar

İstanbul Akasya avm de yangın paniği.

0 yorum
İstanbul yangın haberi ile sarsıldı. Anadolu yakası AVM yangını paniği yaşadı. Akasya AVM'de yangın çıkması ile itfaiye ekipleri olaya müdahale etti.

Acıbadem'de yeni yapılan bir AVM 'de yangın çıktı. Akasya AVM 'de bulunan vatandaşlar yangın nedeniyle büyük panik yaşadı. Bazı vatandaşların dışarı çıkarken düşerek yaralandı.

Edinilen bilgilere göre, Kadıköy Acıbadem Çeçen Sokak'ta yeni yapılan bir AVM'nin çatısında izolasyon çalışması sırasında yangın çıktı. Saat 14.50 sıralarında çıkan yangına müdahale için çok sayıda itfaiye ekibi sevkedildi. İtfaiye AVM'nin rezidans kısmında çıkan yangında binanın yüksekliği nedeniyle güçlükle müdahale etti. İlk müdahaleyi personelin yaptığı yangın, hafta sonu olması sebebiyle vatandaşların yoğun olarak bulunduğu alışveriş merkezinde paniğe neden oldu.

Dumanlar nedeniyle tahliye edilen vatandaşlar panikle dışarı çıkarken adeta birbirlerini ezdi. Bazı vatandaşların dışarı çıkarken düşerek yaralandığı görüldü. Panik sırasında bazı AVM çalışanlarıyla vatandaşların fenalık geçirdiği görüldü. Kaçarken düşüp yaralanan bir kişi de olay yerindeki ambulansla hastaneye kaldırıldı.

Yetkililerce tamamen boşaltılan alışveriş merkezindeki yangın, itfaiye ekipleri tarafından söndürüldü. Yangın yaklaşık 1 saatlik çalışma sonucu kontrol altına alındı.

Bu arada, yangının çıkmasının ardından yetkililerce, "Bu bir tatbikat değildir, gerçek yangındır" anonsu yapıldığı öğrenildi. Bazı vatandaşlar da "binanın yangın nedeniyle yıkılacağı" söylentisi üzerine dışarı kaçtıklarını belirtti.

Soğutma çalışmalarının devam ettiği binanın önünde tedbir amaçlı ambulans bekletiliyor.




Acun Ilıcalı fena zıpladı.

0 yorum
Türkiye'nin vergi rekortmeni açıklandı

2013 yılı vergi rekortmeni açıklandı. Bu senenin birincisi Rahmi Koç oldu. Listenin 2. sırasında 31 milyon 766 bin 152,76 lira vergi tahakkuk ettirilen Semahat Sevim Arsel yer aldı. Gelir Vergisi rekortmenleri sıralamasında Koç ve Arsel'i Suna Kıraç, Mustafa Vehbi Koç, Yıldırım Ali Koç, Mehmet Ömer Koç izledi. İlk 6 sırada Koç ailesi mensupları yer aldı. Televizyon dünyasının yükselen yıldızı Acun Ilıcalı 2012 yılında en çok vergi veren 31'inci kişi olurken Ilıcalı geçen yıl 15'inci sıraya yükseldi.

      
Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı, 2013 yılı vergilendirme dönemine ilişkin verilen Gelir Vergisi beyanları sonucunda Türkiye genelinde en çok vergi beyan eden ilk 100 mükellefi açıkladı.
      
Buna göre, Türkiye'nin vergi rekortmenleri listesinin ilk sıralarında Koç ailesi mensupları yer aldı. Rahmi Koç'a kendi adına menkul sermaye iradı
 faaliyetlerinden elde ettiği gelir için 37 milyon 492 bin 324,78 lira,  Arsel'e  menkul kıymet yatırım ortaklığından elde ettiği gelir için 31 milyon 766 bin 152,76 lira, Suna Kıraç'a ise menkul kıymet aracılık faaliyetlerinden elde ettiği gelir için 26 milyon 949 bin 760,90 lira Gelir Vergisi tahakkuk ettirildi.
      
 Listenin 4. sırasında menkul kıymetler aracılık faaliyetlerinden elde ettiği gelir için 22 milyon 673 bin 36,81 lira vergi tahakkuk ettirilen Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Vehbi Koç, 5. sırasında ise 19 milyon 317 bin 769,16 lira ile Yıldırım Ali Koç, 19 milyon 36 bin 370,69 lira vergi tahakkuku ile Mehmet Ömer Koç 6. sırada yer aldı. ENKA Şirketler Grubu Fahri Başkanı Şarık Tara, 14 milyon 878 bin 940,13 lira ile listeye 7. sıradan girdi.
      
Listenin 8. ve 10. sırasında yer alan kişiler isimlerinin açıklanmasını istemezken, 9. sırada kendine ait veya kiralanan gayrimenkullerin kiraya verilmesi veya leasingi faaliyetlerinden elde ettiği gelir için 11 milyon 718 bin 726,69 lira Gelir Vergisi tahakkuk ettirilen Aydın Doğan Vakfı Kurucu ve Onursal Başkanı Aydın Doğan bulundu.

İŞTE İLK 10 
1 MUSTAFA RAHMİ KOÇ 37.492.324,78 TL ANKARA

2 SEMAHAT SEVİM 31.766.152,76 TL İSTANBUL

3 SUNA KIRAÇ 26.949.760,90 TL İSTANBUL

4 MUSTAFA VEHBİ KOÇ 22.673.036,81 TL İSTANBUL

5 YILDIRIM ALİ KOÇ 19.317.769,16 TL İSTANBUL

6 MEHMET ÖMER KOÇ 19.036.370,69 TL İSTANBUL

7 ŞARIK TARA 14.878.940,13 TL İSTANBUL

8 İsmi açıklanmadı 14.320.355,33 TL İSTANBUL

9 AYDIN DOĞAN 11.718.726,69 TL İSTANBUL

10 İsmi açıklanmadı 11.247.389,63 TL İSTANBUL

      
ACUN ILICALI, CEM YILMAZ VE KIVANÇ TATLITUĞ LİSTEDE      
Gelir Vergisi rekortmenleri arasında televizyoncu Acun Ilıcalı, komedyen Cem Yılmaz ve manken Kıvanç Tatlıtuğ da yer aldı. Bağımsız müzisyen, ses sanatçısı, konuşmacı, sunucu gibi faaliyetlerden oluşan geliri için 6 milyon 204 bin 783,57 lira gelir vergisi tahakkuk ettirilen Acun Ilıcalı geçen yıla göre 16 basamak yükselerek listeye 15. sıradan girdi. Ünlü komedyen Cem Yılmaz da listede 73. sırada yer alırken, Yılmaz'a 3 milyon 40 bin 728,74 lira Gelir Vergisi tahakkuk ettirildi. Kıvanç Tatlıtuğ ise aynı bağımsız manken ve modellerin faaliyetlerden oluşan geliri için kendisine tahakkuk ettirilen 2 milyon 642 bin 539,77 lira vergi ile listede 90. sırada bulundu. Kendine ait veya kiralanan gayrimenkullerin kiraya verilmesi veya leasingi faaliyetlerinden elde ettiği gelir için Ali Ağaoğlu, 4 milyon 109 bin 141,68 lira vergi ile listede 41. sırada yer aldı.

21 Nisan 2014 Pazartesi

Oğlunu kurtarmak için Suriye'ye giden Baba da esir düştü.

0 yorum
Suriye'ye savaşmaya götürülen oğlu Murat Çelik'i kurtarmak için Halep'e giden Nezir Çelik de kaçırıldı. Çelik'i kaçıran örgüt fidye istiyor. Babası ve ağabeyini arayan İhsan Çelik yardım bekliyor.

Başta Adıyaman olmak üzere Bingöl, Batman, Urfa, Diyarbakır ve Bitlis’i mesken tutan El-Kaide, El Nusra, Ashar Es Şam ve Esad yanlısı gruplar, ‘cihat’ ya da para karşılığında gençleri Suriye’ye savaşmaya götürüyor. Aileler ise çocuklarını kurtarmak için sıcak bölgelere gidiyor, fidye verip çocuklarını kurtarmaya çalışıyor.

 Diyarbakırlı Murat Çelik de Suriye’ye savaşmaya götürülen yüzlerce gençten sadece biri. Babası Nezir Çelik, El Nusra’ya katılan oğlunu geri getirmek için geçen aralık ayında Halep’ gitti. Aylarca kampları gezerek oğlunu bulmaya çalıştı. Son olarak oğlunun PYD tarafından esir alındığını duyunca Kürt nüfusun yoğun olduğu Afrin’e yöneldi. Ancak bir daha kendisinden haber alınamadı. Ceyşül Hür örgütü tarafından kaçırıldığı ve 25 bin dolar fidye istendiği öne sürülüyor. Oğlunu bulmak için uğraşan baba Nezir Çelik ve oğlu 

Murat Çelik’in akıbeti bilinmiyor. Diyarbakır’da yaşayan İsa Çelik şimdi hem babası hem ağabeyini kurtarmak için yetkililerden yardım istiyor.

Suriye’de yaşanan iç savaşta Türkiye ’nin çetelere yardım ettiği iddiaları tartışılırken, Adıyaman, Bingöl, Batman, Urfa, Diyarbakır ve Bitlis’ten 18 ile 30 yaş arasındaki gençlerin savaşmak üzere Suriye’ye götürüldüğünü Radikal ortaya çıkarmış ve ‘Adıyaman-Suriye cihat hattı’ haberiyle duyurmuştu. 

Kenan Işık'tan üzücü haber geldi!

0 yorum
Hayati tehlikesi devam ediyor mu?

Geçirdiği beyin kanaması sonrası ameliyata alınan ve tedavisine uyutularak devam edilen Kenan Işık'ın sağlık durumuyla ilgili Amerikan Hastanesi'nden açıklama geldi.

BEYİNDEKİ HASAR DEVAM EDİYOR
Solunumunun başlaması nedeni ile suni solunum cihaz desteğinin azaltılması, ağrılı uyaranlara cevap alınması, spontan göz açması gibi olumlu gelişmelere karşın, Kenan Işık’ın kontrol tomografi, manyetik rezonans görüntüleme ve klinik bulgulara göre, beyin korunmasına yönelik tıbbi tedavi ve girişimlere rağmen beyin hasarının devam ettiği gözlenmiştir.


HAYATİ TEHLİKESİ SÜRÜYOR
Hastamız Kenan Işık’ın bilinci kapalı olup, stabil seyretmektedir. Hayati tehlikesi sürmektedir.

19 Nisan 2014 Cumartesi

Şahan Gökbakar: Yer mi bunları Anadolu çocuğu?

0 yorum
Sabah Gazetesi 'nin magazin eki Günaydın'da yer alan bir yalan haber sanatçı Şahan Gökbakar 'ın tepkisine sebep oldu.

Sabah Gazetesi yazdı, oyuncu Şahan Gökbakar tepki gösterdi: Yer mi bunları Anadolu çocuğu?

Son dönemde tekzip edilen haberler bülteni şeklinde okuyucusuyla buluşan ve havuz medyasının başı olarak anılan Sabah Gazetesi, ek olarak çıkarttığı Günaydın'da manşetten ilginç bir yalan habere daha imza attı.

Hakan Uç isimli muhabirin imzasıyla çıkan haberde, Oyuncu Şahan Gökbakar'ın aldığı arabaların garaja sığmayıp sokağa taştığı, hatta mahallelinin diline düştüğü çok net ve kesin ifadelerle anlatılıyor. Haberde oyuncunun otomobil koleksiyonuna 95 bin euroluk yeni bir cip daha eklediği ve filosunu güçlendirdiği, bu gidişle oturduğu 'Rumelihisarı'nı parselleyip dev bir otoparka dönüştüreceği' şeklinde ilginç ifadeler yer alıyor.

OYUNCU TEPKİ GÖSTERDİ
Oyuncu Gökbakar haberi twitter hesabından yalanlarken ilginç ifadeler kullandı. ''YALAN yazma hakkımda Sabah Günaydın. Yalanı dolanı bi kenara bırak. DOGRU yaz YALAN yazma, ayıp günah Günaydın...'' diyen Gökbakar, grubun muhafazakar (!) yayıncılık yaptığını öne sürerek ''Bu kadar kolay YALAN haber nasıl yazıyorsunuz ya. SABAH gazetesi yöneticilerine teessüf ederim'' dedi ve ekledi: Para bozdu ayakları haa? Hadiii... Yer mi bunları Anadolu çocuğu...!!!  samanyoluhaber

İşte o tweetler...



Bitlis'te dün kaybolan iki çocuğun cesedi bulundu.

0 yorum
Dün kaybolan amca çocukları Serpil ile Bilal Bayhan'ın cesetleri donmuş halde bulundu.

Bitlis’in Güroymak İlçesi’ne bağlı Çayarası Köyü’nde dün öğlen saatlerinde kaybolan amca çocukları 5 yaşındaki Serpil ile 4 yaşındaki Bilal Bayhan’ın bugün akşam saatlerinde birbirine sarılı cesetleri bulundu. Kuzenlerin donarak öldükleri belirtildi.

Güroymak’a 55 kilometre uzaklıktaki Çayarası Köyü’nde yaşayan amca çocukları Serpil ve Bilal, oyun oynamak üzere dün öğlen saatlerinde evlerinden ayrıldı. Çocuklar eve dönmeyence aileleri telaşlanarak köyün çevresinde ve yakınındaki dağlık alanda Serpil ve Bilal’i aramaya başladı. Aileler bir sonuç alamayınca jandarmayı arayarak durumu bildirdi. Bunun üzerine bölgeye çok sayıda jandarma ekibi gönderilirken, Van’dan ve Bitlis’ten de AFAD ekipleri de bölgeye geldi. Dün yapılan tüm aramalara rağmen çocukların izine rastlanmadı.

Aramalara bugün sabahın ilk saatlerinden itibaren yeniden başlandı. Jandarma, AFAD ve köy korucularından oluşan 300 kişi, geniş bir bölgede arama çalışması yaptı. Yapılan aramaların sonucunda, bugün saat 17.30 sıralarında, minik Serpil ve Bilal’in birbirlerine sarılı cesetlerine ulaşıldı. Çocukların köyün yakınında bulunan dağlık alanda donarak öldükleri belirlendi.

Bitlis Vali Yardımcısı Akif Pektaş, aramaların dünden beri hava destekli olarak sürdürüldüğünü söyledi. Pektaş, köylü ve korucuların da katıldığı aramalarda çocukların cesetlerine ulaştıklarını belirterek, "Ailelerine iyi bir haber vermek istiyorduk. Ancak aramalar sonucunda 2 çocuğumuzun cesedine ulaşabildik. Çocukların hava şartları ve açlıktan dolayı hayatlarını kaybettiklerini düşünüyoruz" dedi.

17 Nisan 2014 Perşembe

Ben 'Böyle şerefsizlik görmedim'

0 yorum
Ertuğrul Özkök'ten flaş açıklamalar 'Hiç bir gazetecinin ötekilerini işten attırmak için gammazlama şerefsizliğine bu dönemde olduğu kadar tanık olmadım'

CNN TÜRK'te yayınlanan 'Aykırı Sorular' Hürriyet Gazetesi Yazarı Ertuğrul Özkök'ü konuk etti. Özkök, Enver Aysever'in sorularını yanıtladı.

Özkök, 'Ben 27 Mayıs ihtilalinden sonrasını hatırlıyorum. 12 Mart'ı hatırlıyorum. 12 Eylül'ü hatırlıyorum. Bu iki askeri darbe bir ara rejim döneminde bir biri ile bıçaklı olan hiç bir gazetecinin ötekilerini işten attırmak için gammazlama şerefsizliğine tanık olmadım' dedi.

Özkök, 'Bu gazetecilerin tarihe kalmayacağını ve bu isimleri çöp tenekeleri almayacağını' söyledi.

İnsanlıktan çıkmışlar porno uğruna hayvanlarla.

0 yorum
ABD'nin Florida eyaletinde iki 28 ve 29 yaşlarındaki iki model, hayvanlara eziyet eden porno videolarda rol aldıkları için tutuklandılar... 

Üstelik sadece eziyet de değil, 'fetiş' uğruna tavukları bile videolarda öldüren Sara Zamora ve Stephanie Hird adlarındaki iki kadın, yapımcılarıyla birlikte yakalandılar. 

KORKUTUCU İZLEYİCİ ORANLARI

Resmi bilgilere göre iki kadın Adam Redford tarafından işe alındı. Porno filmlerde hayvanlara eziyet fetişinin başlangıcı ise birkaç ay öncesine dayanıyor ve korkutucu olan da hayli yüksek bir izleyici oranına sahip olması.


13 Nisan 2014 Pazar

Öldürmeden önce fotograflarını çektirmiş!

0 yorum
Kars'ta kaçırılarak öldürülen 9 yaşındaki Mert Aydın'ın katil zanlısı yakalanmıştı. Kars Valisi Eyüp Tepe, katil zanlısının 23 yaşındaki Aykut B. olduğunu ve katilin, Mert'in babasıyla daha önceden tanıştığını, aralarında alışveriş olduğu açıklamıştı.

Mert'in kaçırılarak öldürülme olayını uzmanlardan oluşan bir kadronun özverili çalışması sonucu aydınlattıklarını ifade eden İl Emniyet Müdürü Ercan Çakmak, zanlının tutuklanma haberinden sonra yüzlerce telefon ve mesaj aldıklarını söyledi.

Emniyet Müdürü Çakmak, 36 AV 079 plakalı otomobille çekilen fotoğrafla ilgili olarak "Aykut kendisine ait cep telefonu ile Mert'e olay yerinde fotoğraf çektirdiğini itiraf etti. Cep telefonunu olaydan sonra bir telefoncuya ucuza sattığını söyledi. Polisler belirtilen iş yerinden telefonunu aldıklarında kırmızı oto önünde ve yanında Aykut'un fotoğraflarını buldular. İfadesinde zaten her şeyi itiraf etti. Hatta kız kaçırma olayından dolayı mı kendisini bulduğumuzu sordu. Biz de o zaman ona güvenlik ve mobese görüntülerini izlettirdik. Oto ile fotoğraf çektiren kişi ile video görüntülerinde Mert'in yanında kaldırımda yürüyen aynı kişi" diye konuştu.

11 Nisan 2014 Cuma

Kılıçdaroğlu babalık yaptı saldırganı affetti.

0 yorum
Kılıçdaroğlu Annenin feryadına sessiz kalmadı ve Babalığını yaptı

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na yumruklu saldırıda bulunan Orhan Övet'in annesinin, 'Kılıçdaroğlu babalık yapsın, oğlumu affetsin' feryadı sonuç verdi.

Saldırıyla ilgili şikâyetçi olmayacağını belirten CHP lideri, “Bir annenin feryadına duyarsız kalamam. Olayın ayrıntıları ortaya çıktıktan sonra kararımı açıklayacağım” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun başkanlığında gerçekleşen MYK toplantısında, Meclis’teki yumruklu saldırı, yerel seçimsonuçları ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri mesaya yatırıldı. Meclis’teki yumruklu saldırı konusunda yapılan değerlendirmede MYK üyeleri, saldırının “provokasyon” amaçlı “profesyonel” bir eylem olduğu noktasında birleşti. CHP kurmaylarından elde edilen bilgiye göre toplantıda, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun saldırganhakkında şikâyetçi olup olmaması da gündeme geldi.

Şok ifade "Adi Diktatör"

0 yorum
Türkiye devletinin, Suriye'de geçen yaz sivillere karşı kimyasal silah kullanmasıyla bağlantılı olduğu iddiasını Independent yazarı Robert Fisk de kaleme aldı.

Orta Doğu muhabiri Fisk, ABD'li gazeteci Seymour Hersh'in aktardığı tıklayın iddialara göndermede bulunduğu makalesinde, Şam yakınlarında kullanılan kimyasal malzemenin Suriye rejminin cephaneliğinde bulunmadığı iddiasını tekrarlıyor.

Fisk'in tartışalacak Independent gazetesindeki yazısını BBC Türkçe Servisi derledi. Fisk'in Erdoğan için kullandığı 'tin-pot' ifadesinin Türkçe karşılığı ise, "değersiz", "beş para etmez", "aşağılık" anlamına geliyor.

Fisk ayrıca, Türkiye'nin Suriye'deki savaşa karışmayı sürdüreceğini vurgulayarak, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Milli İstihbarat Teşiklatı Müsteşarı Hakan Fidan'ın aralarında olduğu yetkililerin Suriye hakkındaki görüşmelerini içerdiği belirtilen ses kaydına atıf yapıyor.

İngiliz gazetecinin makalesi, "Erdoğan: Model güçlü adamdan adi diktatöre" başlığını taşıyor.

TÜRKİYE VE SARİN İDDİASI

Fisk, "Öyleyse başka bir Orta Doğulu 'güçlü adam' adi (ve tehlikeli) bir diktatöre mi dönüştü? Veya muhafazakâr, aklı başında bir demokrat birden gerçek rengini mi gösterdi?" sorusunu sorduktan sonra, Erdoğan'ın "Arap uyanışı" sırasında devrimcileri desteklediğini hatırlatarak şöyle diyor: "Kim eski Osmanlı bayrağının -veya şimdiki Türk versiyonunun- bir ked daha Gazze ve Mısır'daki Arap evlerinin üzerinde gururla dalgalanacağına inanırdı?"

Yazar sözü, Osmanlı Ermenileri'nin yaşadığı Suriye kasabası tıklayın Keseb'de geçen hafta halkın yerinden edilmesine getirerek, kasabanın Suriye rejimine karşı muhaliflerin silahlandığı Türkiye sınırının hemen yakınında olduğuna dikkat çekiyor.

Suriye rejiminin, geçen Ağustos ayında Şam'ın Guta semtinde onlarca sivilin ölümüne yol açan kimyasal silahın Türkiye üzerinden getirildiği ve saldırının amacının Batının stratejik silahlarını Suriye hükümetine çevirmesi olduğu iddiasını hatırlatan Fisk şu ifadeleri kullanıyor:

NUSRA SUÇLAMASI

"Independent Suriye'deki saldırıları soruşturduğunda Rus kaynaklar, kimyasalların Esad'a satılmadığını belirtti. Bunlar Moskova tarafından Libya'daki eski Kaddafi rejimine satılan stoklardan geliyordu."

"Suriye ordusu subayları ve Esad'a yakın bir isim de, ABD ve müttefikleri gaz saldırısı nedeniyle rejimi suçlamakta ısrar edince bana, sarin gazının Türkiye'nin bir bölümünden Suriye'nin kuzeyindeki isyancılara taşındığına ilişkin resmi kanıta kulak asılmamasından şikayet ediyordu. Sürekli olarak, Türkiye'nin güneyinden, yerel polis tarafından sarin olarak tanımlanan kimyasal madde taşımakla suçlanan 10 El Nusra adamı hakkındaki 130 sayfalık Türk iddianamesine atıf yapıyorlardı. Doğru söylüyorlardı. Grubun elebaşı Haytam Kassab, Türk savcısının 25 yıl hapis cezası istediği mahkemeye çıkarıldı ve daha sonra 'yargılanmak üzere' serbest bırakıldı. Hepsi ortadan kaybolurken, Türkiye'nin Moskova büyükelçisi tutuklamaları gözardı ederek -neredeyse Saddamvari bir kanaatle- 'sarin'in 'antifriz' olduğunu iddia edecekti."

KİMYASALLARIN SURİYE ORDUSUNUN CEPHANELİĞİNDEN ÇIKMADIĞINA İNANIYOR

Robert Fisk, aynı yöndeki iddiaları makalesinde dile getiren ve eski arkadaşı olan Seymour Hersh'in adı belirsiz "yetkilileri" ve "uzmanları" kaynak olarak belirtmesine serzenişte bulunuyor.

Rosert Fisk'den Erdoğan için çok ağır sözler

Buna karşın, Hersh'in dile getirdiği, Guta'da kullanılan materyallerin bir İngiliz laboratuvarında incelenmesinin ardından ABD ve İngiltere yönetimlerinin, kimyasal malzemenin Suriye ordusunun cephaneliğinden çıkmadığına inandığı iddiasına atıf yapıyor Fisk.

İngiliz gazetecinin bu konudaki yorumu şöyle:
"Hersh'e göre Erdoğan, Amerikalıların Libya'dan Türkiye üzerinden Suriyeli isyancılara silah nakli için 'gizli hat' kurmasına izin vermişti - Sovyetler Birliği'nden Libya'ya sarin nakledilmesi gibi. Hersh, Guta saldırısının meydana gelmesinden sonraki aylar boyunca bu 'gizli hattın' devam ettiğini söylüyor. Aynı zamanda, Türklerin İran ile altın ticareti yapmasına verilen iznin; milyarlarca dolarlık rüşvet parasını, aynı zamanda Erdoğan etrafındaki üst düzey isimlerin eline geçtiği ortaya çıkan yolsuzluk parasını yaratan kârlı girişim."

"Bir Türk gazeteci geçen hafta İstanbul'da bana, Erdoğan'ın -zaten bilinen- çılgınlığının, Şam'daki Guta sarin saldırısının Obama'yı Esad rejimine saldırmaya sevk etmesi beklenirken sonunda öyle olmaması üzerine, gaddarlık düzeyine çıktığını ısrarla anlattı. Eğer Amerikan bombardımanı gerçekleşseydi Türkiye yeni Suriye'de mevki sahibi olacak, bu kadim ülke farz edilen, geniş, Osmanlı tarzı imparatorluğun parçası haline gelebilecekti. Bu işleri çok ileriye götürmek olur."

OBAMA-FİDAN DİYALOĞU

Erdoğan'da "siyasi megalomani izleri" olduğunu söyleyen Fisk, yine Hersh'e atıfla, ABD Başkanı Barack Obama'nın Beyaz Saray'daki yemekte MİT Müsteşarı Hakan Fidan'a "Suriye'deki radikallerle ne yaptığını biliyoruz" dediği iddiasını aktararak makalesini şöyle noktalıyor:

"Türkiye'nin Suriye savaşına karışması, Amerikalılar ne yaparsa yapsın sürecek. Obama isyancıların hem güvenilmez, hem tehlikeli, hem de mağlup durumda olduğuna inanıyor. Fakat YouTube'da yer alınca -ki yasaklandı- Erdoğan'ı çok öfkelendiren bantlardan biri, Türk yetkililerin Suriye'ye kendi saldırılarına bahane ararkenki konuşmalarını aktarıyordu. 'Üzerinde oynanmış' diye haykırdı Türk hükümeti. Hiç kuşkusuz." internethaber

Benzin ve motorine zam geldi.

0 yorum
Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu, tavan fiyatı uygulamasında baz alınan İstanbul Avrupa Yakası'nda 12-15 Nisan arasında benzinin tavan satış fiyatını 4,99 lira, motorinin tavan satış fiyatını 4,29 lira olarak belirledi. Buna göre, benzinin litre fiyatı 2 kuruş, motorinin litre fiyatı 1 kuruş arttı

Kurulun, dağıtıcı ve bayi paylarının toplamını 2 ay süresince litrede benzinde 44 kuruştan, motorinde ise 51 kuruştan 37 kuruşa indiren kararının ardından, akaryakıt ürünlerinde 12-15 Nisan tarihleri arasında uygulanacak fiyatlar açıklandı.

Buna göre, tavan fiyatı uygulamasında baz alınan İstanbul Avrupa Yakası'nda 12-15 Nisan arasında benzinin tavan satış fiyatı 4,99 lira, motorinin tavan satış fiyatı 4,29 lira olarak belirlendi. Böylece benzinin litre fiyatı 2 kuruş, motorinin litre fiyatı 1 kuruş arttı.

Söz konusu tarihlerde İstanbul Anadolu Yakası'nda benzinin litresi 4,99 lira, motorinin litresi 4,30 liradan; Ankara'da benzinin litresi 5 lira, motorin litresi 4,30 liradan; İzmir'de benzinin litresi 5,01 lira, motorinin litresi 4,28 liradan satılacak.

Nazlı Ilıcak soyulduğunu 1 hafta sonra farketmiş!

0 yorum
Nazlı Ilıcak, soygunu bir TV programına katılmak üzere evden ayrılacağı sırada fark etti. Yapılan incelemede evde yaklaşık 60 bin lira değerinde para ziynet eşyası alındığı ortaya çıktı. Evde araştırma yaparak parmak izi alan polisin soruşturması devam ediyor.

TV PROGRAMI İÇİN KULLANACAĞI TAKILARI BULAMADI

3 Nisan günü gerçekleşen soygun Gazeteci-yazar Nazlı Ilıcak'ın katılacağı bir TV programı için evinde hazırlık yaptığı sırada kullanacağı takılarının yerinde olmaması ile ortaya çıktı.

Evinde kısa bir inceleme yapan Ilıcak, bazı ziynet eşyaları ile 2000 lira nakit parasının yerinde olmadığını gördü. Nazlı Ilıcak vakit kaybetmeden kendisiyle yan evinde ikamet eden kızı Aslı Sarrafgil’den yardım istedi.Sarrafgil de polise ihbarda bulundu.

MADDİ KAYBI 60 BİN LİRA

Olay yerine gelen polis evde incelemelerde bulundu. Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık Büro Amirliği ve Üsküdar Asayiş Büro Amirliği olayla ilgili detaylı çalışma başlattı. Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü’ne bağlı bir ekip de evde parmak izi çalışması yaptı. Evde inceleme yapan polislere bilgi veren Aslı Sarrafgil, annesinin kendisine haber vermesiyle birlikte eve geldiğini ve sehpa üzerindeki 2000 TL nakit para ile birlikte yatak odasında bulunan bir adet Lalaounis marka ince pırlantalı kolye, bir adet Lalaounis altın kolye, bir adet Lalaounis iğne, 3 adet altın kolye, bir adet Lalaounis bilezik, bir adet Bulgari saatin çalındığını söyledi. Aslı Sarrafgil, annesinin maddi kaybının yaklaşık 60 bin lira olduğunu ifade etti.

ÇELİK KASAYI AÇAMADILAR

Hırsız yada hırsızların yatak odasında içerisinde ziynet eşyalarının bulunduğu çelik kasayı da zorladığı ancak açamadıkları öğrenildi. Ekiplerin incelemesinde evdeki kapılarda herhangi bir zorlama izi veya evde dağınıklık olmadığı belirlendi. Olayla ilgili soruşturma başlatan polis, evin bahçıvanı Murat Köken ile şoför Selçuk Kaya’nın ifadesini de aldı. Polisin hırsızlık zanlılarını yakalamak için çalışmalarının sürdüğü belirtildi.
 
Minima 4 coloum Blogger Template by Beloon-Online.
Simplicity Edited by Ipiet's Template