TANITIMI KAPAT

güncel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güncel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2015 Pazar

IŞİD Türkiye'den araba çalıp Suriye'ye kaçırıyor!

0 yorum
IŞİD, Türkiye'de birçok ildeki araç kiralama şirketlerinden 'joker' olarak anılan işbirlikçileri aracılığıyla kiraladığı 5 bin civarında aracı Suriye'ye kaçırdı.





Terör örgütü IŞİD'in, Türkiye'de birçok ildeki araç kiralama şirketlerinden 'joker' olarak anılan işbirlikçileri aracılığıyla kiraladığı 5 bin civarında aracı Reyhanlı üzerinden Suriye'ye kaçırdığı iddia edildi.



IŞİD'in Suriye'de yürüttüğü silahlı eylemlerinde kullandığı arazi tipi ve binek araçlarının çoğunun Türkiye'den kaçırıldığı, araç kiralama firmalarından 'joker' adı verilen işbirlikçiler aracılığıyla kiralanan araçların Hatay'ın Reyhanlı İlçesi'ndeki sınır kapısından çeşitli yöntemlerle çıkarıldığı ileri sürüldü.



Antalya Araç Kiralama Kuruluşları Derneği Başkanı Ergün Akça, Reyhanlı üzerinden IŞİD'e kaçırılan araç sayısının Antalya'da 200, Türkiye genelinde ise 5 bine yakın olduğunu söyledi. Kiralanan araçların Reyhanlı'daki sınır kapısından çıkartıldığını öne süren Ergün Akça, Reyhanlı'da bazı galerici veya kişilerin de bu işin içinde olduklarını iddia etti.



İKİZ PLAKA YÖNTEMİYLE SINIRDAN ÇIKIYOR



Araçların firmalardan 2- 3 günlüğüne kiralandığını belirten Akça, sistemi şöyle anlattı:



"Sonra Reyhanlı'da ucuza IŞİD'e satılıyor. Kaçırılan araçlarda uygulanan yöntemlerden biri de ikiz plaka. Ellerinde olan bir aracın aynısından kiralanıyor ve plakası ve ruhsatı kiralanan araca aktarılıyor. Sınırdan bu şekilde çıkarılıyor. Çünkü sınırda şase kontrolü yapılmıyor. Sınırdan geçtikten sonra IŞİD'e teslim ediliyor. Plaka ve ruhsat sökülüp çantada geri getiriliyor ve kendi araçlarına geri takılıyor."



BİREYSEL KİRALAYANLAR DA KAPTIRDI



IŞİD'e gönderilmek amacıyla son 2 yıldır Türkiye'de en çok Konya'dan araç kaçırıldığını dile getiren Ergün Akça, Antalya'dan ise 200'e yakın aracın çeşitli yöntemlerle Suriye'ye gittiğini ve geri alınamadığını dile getirdi. Firmaların dışında 'kaçak' olarak adlandırdıkları bireysel olarak kiralayanların da araçlarını kaptırdığını belirten Akça, "Kişiler internet üzerinden araçlarını kiralıyorlar. Onlarda güvenlik önlemleri daha az. Bu şekilde de çok sayıda kişinin aracı çalındı. Örneğin Konya'da TEDAŞ'ta çalışan bir güvenlik görevlisi kiralamış ve aracı parçalanıp satılmış geriye sadece şasesini bulabilmiş" dedi.



İNGİLİZ KADIN TURİST KAÇIRMIŞ



Kendi firmasından da 50 bin liralık bir otomobilin kaçırıldığını dile getiren Akça şunları kaydetti:



"21 Kasım 2014 tarihinde İngiliz asıllı Cheri M. Y. isimli bir kadınla eşi olduğunu belirten İdris U. gezi amaçlı Fethiye'ye gitmek için bir haftalığına araç kiraladı. Ehliyeti ve pasaport fotokopilerini aldık ve işlemlerin ardından aracı kiraladık. Birkaç gün sonra telefon edip gezinin uzayacağını ve kiralamayı bir aya çıkartmak istediğini söyledi, kabul ettik. Yaklaşık 10 gün sonra aracı takip ettiğimiz GPS sistemi söküldü. Hemen polise şikayette bulunduk. Emniyette İdris U. hakkında 40'a yakın bu şekilde şikayet olduğunu öğrendik."



'EMNİYET HASSASİYET GÖSTERMİYOR'



Emniyet birimlerinin kaçırılan araçlarla ilgili hassasiyet göstermediğini öne süren Ergün Akça, "IŞİD'in Türkiye'de işbirlikçileri, sahte ehliyet ve kimlik kullanan 'joker' dediğimiz araçları kiralayan şahıslar. Örneğin İdris U., piyasada 40'a yakın aracı bu şekilde kaçıran jokerlerden birisi. Daha sonra emniyetin yaptığı araştırmalarda gerçek isminin Esen Ö. olduğu belirlendi" diye konuştu.



'ÇEŞİTLİ SUÇLARDA DA KULLANILIYOR'



Kiralık araçların tamamında GPS takip sistemi olduğunu, çalanların GPS'yi Hatay'a yakın illerde söktürdüğünü söyleyen Akça, bir firmanın GPS'inin Antalya sınırlarında söküldüğünü fark edip emniyete şikayette bulunduğu ama 'iki günlüğüne kiralamışsınız, işlem yapamayız' diye geri çevrildiğini anlattı. Olayın sadece Suriye'ye kaçırılma olarak düşünülmemesi gerektiğini vurgulayan Akça şöyle konuştu:



"Aklınıza gelen birçok cinayet, gasp, hırsızlık, saldırı, bomba eylemleri genellikle bizim araçlarımızla işleniyor. Örneğin İbrahim Tatlıses saldırısında kullanılan araç kiralıktı. Birçok örneği var. Biz GPS söküldüğü zaman emniyete bildiriyoruz ama emniyet birimleri işin bu yönlerini düşünmüyor. Araçların GPS'nin sökülmesi bir suç işleneceği anlamını taşıyor ve bu mutlaka dikkate alınmalı."



Dernek olarak çözüm üretmek adına derneğin internet sitesinde 2 bin kişilik 'kara liste' yayınladıklarını ve jokerleri deşifre ettiklerini anlatan Akça, yaklaşık 1000 ismin daha listeye eklenmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü kaydetti.



ARACIN ÜZERİNE PARA DA KAPTIRDI



Antalya'da geçen yıl Mayıs ayında 30 bin TL'lik binek aracını Adem U. ve yanındaki bir kişiye kiralayan Doğan Kaya, hem aracını, hem de üzerine 5 bin TL para kaptırdı. Alanya'ya gitmek için iki günlüğüne aracı kiralayan kişilerden şüphelenen ve GPS'den takibe aldığını belirten Kaya şunları anlattı:



"Araç Alanya'da bir saat kaldı ve Gazipaşa tarafına devam etti. Silifke'de GPS söküldü. Polise şikayetçi oldum, '2 gün süresi var' denilerek işlem yapılmadı. Silifke'ye gittim fakat GPS'in söküldüğü yerde bir elektrikçiden başka iz bulamadım. HGS'lerden yaptığım plaka sorgulamasında Hatay'a geçtiğini öğrendim. Araştırma yaparken bölgeden bir firma sahibi 'amcam sizin arabayı bulmuş' dedi ve amcasıyla irtibata geçtik. 'Aracınızı geri vermek için 5 bin TL istiyorlar' dedi. Parayı gönderdim ancak geri gelmedi. Ardından da tehdit edildim ve uğraşamadım."



ATSO SORUNU HÜKÜMET'E İLETECEK



Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) 46'ncı Meslek Komitesi'nce (Taşıt kiralama), Suriye'ye sahte belgelerle aracı kaçırılan firmalarla iki kez toplantı yapıldı. Bu toplantılarda kentten 200 aracın kaçırıldığı, bu araçların arasında arazi tipi 4x4'ler bulunduğu ve zararın boyutunun 10 milyon TL'nin üzerinde olduğu tespit edildi. ATSO 46'ncı Meslek Komitesi Başkanı Kadir Hıdır, yaptıkları toplantılar sonucunda hazırladıkları rapor ve taleplerinin Hükümet nezdinde dile getirilmesi için ATSO Yönetim Kurulu'na sunulduğunu kaydetti.

2 Ağustos 2014 Cumartesi

İsrail kayıp askerini öldürmek için ateşkesi ihlal etti.

0 yorum
Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el Kassam Tugayları, İsrail'in kaçırıldığını iddia ettiği askerine ilişkin bilgileri olmadığını duyurdu. El Kassam Tugayları, İsrail Savunma Bakanı Moşe Yaalon'un kuzeni olduğu öne sürülen Hadar Goldin'in, bombardımanda ölmüş olabileceğini belirtti.





Anadolu Ajansı'nın haberine göre, Kassam Tugayları'ndan yapılan yazılı açıklamada, "Kayıp İsrail askeriyle ilgili bir bilgimiz yok. Ne kaçırılıp kaçırılmadığını ne de yerini biliyoruz" denildi. Açıklamada, "Düşman kuvvetler (İsrail), insani ateşkesi ihlal etmek için asker kaçırıldığını iddia etti. Kaçırıldığını iddia ettiği askeri arama gerekçesiyle de ateşkesi ihlal etti" ifadeleri kullanıldı.



Açıklamada, ateşkes öncesi ve sonrası duruma ilişkin, şu ifadelere yer verildi: "Dün sabah, ateşkes başlamadan önce, Refah kentinde saat 07.00 civarında, İsrail askerleri ile çatışmaya girildi. İsrail askerleriyle çatışmaya giren Kassam Tugayları'na bağlı grup ile iletişim kesildi. İsrail savaş uçakları ve topçu atışları, askerini arama bahanesiyle saat 10.00'dan itibaren saldırıya başladı. Kassam Tugayları'na bağlı gruptakiler bombardıman sırasında hayatını kaybetmiş olmalı. Çatışma sırasında İsrail askerinin esir alındığını varsayarsak, o da bombardıman sırasında ölmüş olmalı." İsrail’in Refah’ı ağır bombardımana tuttuğu ve bunun sebebinin İsrailli askerin sağ kalmasını önlemeye yönelik olduğu yorumları yapılmıştı. İsrail’in en büyük endişelerinden biri askerlerinden birinin yakalanıp pazarlık unsuru olarak kullanılması. İsrail 2006 yılında kaçırılan Gilat Şalit isimli askerini 2011 yılında serbest bırakılması için bin Filistinli mahkumu serbest bırakmıştı.



İngiliz yayın kuruluşu Channel 4 News, İngiltere'den göç eden Yahudi bir ailenin mensubu olan Goldin'in, İsrail Savunma Bakanı Moşe Yaalon'un kuzeni olduğunu öne sürmüştü. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, Keffar Saba kentinden asteğmen Goldin'in Givati Tugayı'nda görev yaptığı belirtilmişti.



İsrail askerlerinin, Gazze'nin güneyindeki Refah kentinde 2 kilometreden fazla Filistin topraklarına girdiği kaydedilen açıklamada, "Biz, ateşkesi kabul ettiğimizi, ateşkes süresince İsrail'e roket atmayacağımızı bildirdik. Ancak karadan saldırıya geçen İsrail askerlerine karşı koymamamız gibi bir durum olamaz" ifadeleri kullanıldı.



BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun ve ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, dün gece yaptıkları ortak açıklamada, İsrail ile Hamas arasında 3 günlük insani ateşkes sağlanması konusunda anlaşmaya varıldığını duyurmuş, Hamas da sabah 08.00'de başlayan 72 saatlik "insani ateşkesi" kabul etmişti.



İsrail ordusunun Gazze'de insani yardım amaçlı 72 saatlik ateşkes ilanından yaklaşık 2 saat sonra bunu ihlal ederek, Refah kentinin doğusuna topçu saldırısı düzenlediği, ölen ve yaralananların olduğu belirtilmişti.



İsrail ordusu daha önce yaptığı açıklamada, İsrail askerlerinin saat 09.30'da Hamas'a ait bir tünelin devre dışı bırakılması esnasında saldırıya uğradığı iddia edilerek, "İlk belirlemelere göre olay sırasında bir İsrail askeri, teröristler tarafından kaçırıldı" ifadelerine yer vermişti.



Hamas Sözcüsü Sami Ebu Zuhri konuya ilişkin açıklamasında, "İsrail'in kaçırılan askerle ilgili iddiası, kamuoyunu yanıltmak, insani ateşkesi ihlal etmek ve özellikle Refah'ta acımasızca gerçekleştirdiği katliamı örtbas içindir" ifadelerini kullanmıştı.

24 Mayıs 2014 Cumartesi

Deprem sonrası halk sokağa döküldü

0 yorum

Marmara, Akdeniz ve Ege Bölgesi saat 12.26’da şiddetli depremle sallandı. Deprem Bolu’dan Edirne’ye, İstanbul’dan İzmir’e, Çanakkale’den Eskişehir’e kadar geniş bir alanda hissedildi. İşte deprem sonrası objektiflere takılan o karelerden birkaçı...






DEPREM. Nerdeyse Türkiye'nin yarısı sallandı.

0 yorum
Marmara, Akdeniz ve Ege Bölgesi saat 12.26’da şiddetli depremle sallandı. Deprem Bolu’dan Edirne’ye, İstanbul’dan İzmir’e, Çanakkale’den Eskişehir’e kadar geniş bir alanda hissedildi. Gökçeada ve Şarköy'de yaralananlar oldu. Deprem 40 saniye sürdü.

İstanbul ve ilçelerinde de şiddetli bir şekilde hissedilen deprem, maden faciasında 301 kişinin yaşamını yitirdiği Soma'da da halkı sokaklara döktü.

Kandilli Rasathanesi merkez üssü Gökçeada'nın batısı olan depremin büyüklüğünü önce 6.7 olarak duyurdu ancak daha sonra 6.5 olarak yeniledi.

AFAD'DAN AÇIKLAMA

Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Ege Denizi açıklarında meydana gelen 6.5 büyüklüğündeki depreme en yakın yerleşimlerin Çanakkale'nin Gökçeada ilçesine bağlı Uğurlu, Şirinköy, Dereköy, Tepeköy ve Zeytinli olduğunu bildirdi.




7 Mayıs 2014 Çarşamba

700 binlik saatin üreticisinden Çağlayan'a yalanlama geldi.

0 yorum
Ekonomi eski Bakanı Zafer Çağlayan'ın TBMM'de yaptığı savunmasında 700 bin TL'lik saatle ilgili dile getirdiği iddiaları, saatin satın alındığı Patek Philippe firması yalanladı.

 "Saatin faturası alanın üstüne ama garanti belgesinde benim adım geçiyor" diyen Çağlayan'ın açıklamalarını yalanlayan firma yetkilileri "Garanti belgesi, kişiye özel değil saate özeldir. Garanti belgesinde sadece saatte kaç taş var, kaç karatlık altın, seri numarası, üretim tarihi ve garanti süresi yazılır" dedi. 'GAZETE İLANI VERMEYİZ' Saati gazete ilanından görüp beğendiğini söyleyen Çağlayan'ın bu iddiası da yine firma tarafından yalanlandı.

 Gazete ilanı vermediklerini belirten firma yetkilileri "Özel bir saat ürettiğimiz zaman bunu müşterilerimize elektronik postayla bildiririz" diye konuştu. Firmanın Cenevre'deki merkez mağaza sorumlusu ile görüşen Aydınlık gazetesinden Derya Derviş'in aldığı yanıtlar şöyle: "Cenevre Paris ve Londra'nın yanısıra bir çok ülkede de saatlerimizi satan aracı firmalar var. Hiçbir ülkede gazete ilanları vermeyiz. Biz marka bir firmayız ve müşterilerimiz çok özeldir. Firmamız 1996 senesinden beri dergi çıkarır. Müşterilerimiz, ürettiğimiz saatleri bu dergiden takip ederler. Özel bir saat ürettiğimiz zaman da bunu müşterilerimize elektronik postayla bildiririz." 'GARANTİ BELGESİNE İSİM YAZMAYIZ' "Faturalarda müşterilerimizin adı, ünvanı ve kanunen yazılması gereken her şey kesinlikle yazılır. Ama garanti belgesine isim yazmayız. Garanti belgesi kişiye özel değil saate özeldir.

 Garanti belgesinde sadece saatte kaç taş var, kaç karatlık altın, seri numarası, üretim tarihi ve garanti süresi yazılır. Saati alan kişi hediye edebilir veya satabilir düşüncesiyle isim yazılmaz, garanti belgesini elinde bulunduran kişi saati alan kişi demek değildir." Öte yandan Patek Philippe'le sözleşmesi olan İstanbul'daki firmanın da garanti belgesinde isim yazılmadığını teyit ettiği haberde ifade edildi.  'SAATİN PARASINI ÖDEDİM' Zafer Çağlayan, konuyla ilgili, "Ben saati bir gazetenin ilanında gördüm, çok beğendim, ilgili firmayla temasa geçtim, 'kişiye özel üretiyoruz' dediler. Daha sonra firma yetkilisi beni aradı ve 'satın alacak mısınız?' dedi. Bu konuşma yapılırken Rıza Zarrab o ortamda bulunuyordu.

 'Bizim orada ofisimiz var, alır size gönderirler' dedi. Sonra bir araçla saati bana gönderdiler. Saatin faturası alanın üstüne ama garanti belgesinde benim adım geçiyor. Saatin parasını ödedim ve mal beyanımda da gösterdim" dediği medyaya yansımıştı.  Çağlayan, 30 Mart yerel seçimleri öncesinde Başbakan Erdoğan'ın Mersin mitingi öncesinde hakkındaki yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla ilgili açıklamada bulunmuş, "Zafer Çağlayan'a saat hediye eden varsa, eğer bir saat almışsam, saat aldığımı ve saat verildiğini kim söylüyorsa edepsizdir, vicdansızdır, ahlaksızdır. Hırsız görmek istiyorsan dön partine bak. Hırsız görmek istiyorsan İstanbul'a aday gösterdiğin başkan adayına bak" ifadelerini kullanmıştı.

  Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın avukatı Muhammed Hardalaç, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun yerel seçim öncesi miting meydanlarında yaptığı konuşmalarda sarf ettiği "Zafer Çağlayan hediye saat almış. O saati paralel devlet mi taktı? Bakanın koluna 700 milyar liralık saati paralel devlet mi taktı?" şeklindeki sözler üzerine yasal yollara başvuracaklarını söylemişti.

 Kesin mahkeme kararı olmadan bu tip asılsız ithamlarda bulunulmasının müvekkilini rahatsız ettiğini vurgulayan Hardalaç, şunları kaydetmişti: "CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bahse konu saat ile alakalı müvekkilim Mersin milletvekili Zafer Çağlayan'ın, saatin bedelinin ödendiğine ve söz konusu saati mal beyanında sunduğuna ilişkin yapmış olduğu açıklamaları hiçe sayarak kamuoyunu kasten yanlış yönlendirmek istemektedir." Cihan

Suriye'li İsyancılar Humus’tan çekiliyor

0 yorum
Suriye hükümeti ile varılan anlaşma çerçevesinde Suriyeli isyancılar ellerinde tuttukları Humus kentinden ayrılmaya başladı.

 Bölgedeki isyancılar adına müzakereleri yürüten Ebulharet El Halidi 120 savaşçı ve sivilin üç otobüsle birlikte kenti terk ettiğini söyledi. Suriyeli isyancılar otobüslerin bölgeyi terk ettiğini gösteren fotoğraflar yayınladı.

İsyancılardan Ebu Yasin El Humsi gün içerisinde 1200 isyancının çekilerek kenti Esad rejimine bağlı birliklere bırakacağını söyledi. İsyancıların Talbise ve Dar El Kebir kentlerine çekileceği belirtiliyor.

Suriye hükümeti ile isyancılar arasındaki anlaşma birkaç gün önce sağlanmıştı. İsyancılar ayrıca Halep yakınlarındaki, hükümete sadık Şii köyleri Nebl ve El Sahra'ya insanî yardım gönderilmesine de izin vermeyi kabul etmişti. Yardımların yerine ulaşup ulaşmadığı ise henüz bilinmiyor.
©Deutsche Welle Türkçe

5 Mayıs 2014 Pazartesi

Bagaja kilitledikleri gençe işkence yapmışlar.

0 yorum
Eskişehir'de Ali İsmail Korkmaz'ın sopalarla dövüldüğü gün hemen yan sokakta, Tevfik Caner Ertay adlı bir başka üniversiteli de polisler tarafından, iddiaya göre demir sopalarla darp edilerek polis otosunun bagajına kilitlenmişti.

 Şehir içinde dolaştırılan Ertay, iki hastane gezdirildikten sonra avukatlarından saklanarak gözaltına alınmıştı. Eskişehir Devlet Hastanesi ve Yunus Emre Devlet Hastanesi'ne ait kameralarda Ertay'ın bagajdan çıkarılıp hastaneye götürüldüğü ana ait kayıtlar var.

Radikal gazetesinden İsmail Saymaz'ın haberine göre, savcılığın bilirkişi olarak atadığı Ankara Emniyeti, gencin yanında kameralara yansıyan ve yüzü açık olan polisleri teşhis edemedi. Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi Tevfik Caner Ertay, 2 Haziran 2013 akşamında polislerce demir sopalarla dövülüp, polis otosunun bagajına kilitlenerek ölümle tehdit edildiğini öne sürerek suç duyurusunda bulunmuştu. Ertay'in dilekçesine göre, o gece AKP Eskişehir İl Binası'na yürüyen grubun içindeydi. Gruba polis müdahale edince Ertay gazdan kaçıp bir otoparka saklandı. Arkasından gelen 20-30 polis, Ertay'ı tekme, yumruk ve copla dövdü. Baygın düşen Ertay gözünü açtığında polislerin gittiğini fark etti.

Yaşadığı kâbusun bittiğini düşünerek otoparkın üst katına çıktı. Ancak asıl kâbus ondan sonra başladı. Ertay bundan sonra yaşadıklarını şöyle anlattı: "Bir saat sonra bulunduğum yere Eskişehir Terörle Mücadele Şubesi'nde çalışan, bildiğim, sivil giyimli beş polis geldi. Beni darp edip kimliğimi aldılar. Sürükleyerek merdivenlerden indirdiler. Aşağıda 15 polis daha vardı. Ellerindeki demir ve ahşap sopalarla bana saldırdılar. Yerde yatarken polis yüzüme biber gazı sıktı. Beni parka doğru sürüklediler, aracın bagajına sıkıştırıp, kapağını kapattılar. Aralarında 'Bunu yok edelim' diye baskı uyguluyorlardı. Bilmediğim bir caddeye götürdüler. Bagaj açıldığında da polis amiri olan 'Ayhan' isimli şahısla yaklaşık 10 polis vardı. Ayhan, 'İyi yapmışsınız, şimdi götürün' dedi. Bagajdan çıkartmaya çalıştılar. Direnince dövüp tekrar kapattılar."

Ertay, aracın bagajında iki hastaneye götürüldüğünü, rapor yazan doktora baskı uygulandığını, avukatlarını aramasının engellendiğini ve en sonunda polis merkezinde tutulduğunu savundu. Ertay'ın, Adli Tıp muayenesinde 'burnu ve elinde kemik kırığı, yüzünde yaygın şişlik, sağ göz altında 10x5 santimetre çapında morluk, sırtında, ensede, batında ve sol uylukta büyük kızarıklıklar' saptandı. Eskişehir Başsavcılığı, soruşturma sonunda Eskişehir Devlet Hastanesi ve Yunus Emre Devlet Hastanesi'nin kemaralarına el koydu.

Eskişehir Devlet Hastanesi kamerasına göre saat 02.29 sularında girişe sivil bir araç yanaşıyor ve sivil giyimli üç kişi iniyor. Sonra aracın bagajı açılıyor. Bagajdan çıkan Ertay topallayarak yürüyor. Bu halde hastaneye götürülüyor. 10 dakika sonra Ertay koluna iki polis girmiş halde yeniden bagaja bindiriliyor. Araç, saat 02.49'da Yunus Emre Devlet Hastanesi'ne varıyor. Ertay, tekerlekli sandalyeyle götürülüyor. Bu sırada koridorda, Ertay'ı getiren iki polis beliriyor. Biri şapkalı iki polis, kısa bir muayenenin ardından Ertay'la odadan ayrılıyor.

Ertay'ın Eskişehir Devlet Hastanesi'ne giriş kayıtlarını inceleyen Ankara Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğü'nün 14 Mart tarihli bilirkişi raporunda, 'kayıt çözünürlülüğünün düşük olması, kayıtların uzak mesafe olması ve şüpheli şahısların yüzünü temsil eden görüntü bilgisinin yeterli düzeyde olmaması' nedeniyle teşhis yapılamadığı ifade edildi. Bilirkişiler, Yunus Emre Devlet Hastanesi'nin koridor kamerası görüntülerini ise incelemedi.

4 Mayıs 2014 Pazar

Adam denize düşmüş boğuluyor,gençler dalga geçme modunda !?

0 yorum
Denizde can pazarı insanlık ölmüş haberimiz yok!
Beşiktaş sahilinde denizde can pazarı yaşandı. Deniz düşen bir vatandaşın boğulmaktan son anda kurtarıldı.

Denize atlayan bir kişi, boğulmak üzere olan vatandaşı kurtarırken, yaşanan hareketli dakikalar amatör kameraya yansıdı. Kurtarma çalışmalarını izleyenler arasında yaşanan diyaloglar ise dikkat çekti.

Edinilen bilgiye göre, dün Beşiktaş İskelesindeki vatandaşlar denizde hareketsiz yatan bir kişiyi fark ettiler. İlk başlarda hayatını kaybettiği düşünülen denizdeki yaşlı adamın zaman zaman hareketlendiğini gören vatandaşlar kurtarma çalışmaları başlattı. Vatandaşlar üzerinde bir kanca bulunan uzun bir sopa ile denizdeki adamın kemerini tutarak akıntıya kapılmasını engellemeye çalıştı.

Denizde hareketsiz yatan kişi sopa yardımı ile su üzerinde tutulmaya çalışıldı. Bir süre sopayı tutmaya çalışan yaşlı adam daha sonra yüz üstü suya gömüldü. Bir süre kanca ile tişörtünden çekilmeye çalışılan yaşlı adamın dakikalar süren uğraşa rağmen kurtarılmadığını gören bir vatandaş denize atlayarak yaşlı adamını başını su üstünde tutulmaya çalıştı. Denize atılan bir simide yaşlı adamın başından geçiren vatandaş yaşlı adamı boğulmaktan son anda kurtardı.



"DAYI BOĞULACAKSIN, BAK KÖPEK BALIĞI GELİYOR”

Kurtarma çalışmaları sırasında onlarca vatandaşın olup biteni adeta bir tribün oluşturarak izlemesi dikkat çekti. Kurtarma çalışmalarını izleyen gençlerin aralarında gülüşerek "Dayı boğulacaksın, Dayı bak köpek balığı geliyor, Motor çalışacak altında kalacaksın, Abi belki yüzmek istemiyor, Adam özgür" şeklinde espri yapması dikkat çekti.



"CAN PAZARI KAMERADA"

Beşiktaş İskelesi'nde yaşana can pazarı amatör bir kamera tarafından da saniye saniye görüntülendi. Kamera kayıtlarında yaşlı adamın su üstünde durması, bir vatandaşın atlayarak kurtarması ve yapılan espriler görülüyor.


20 Nisan 2014 Pazar

Şehidin eşi herkesi ağlattı

0 yorum
Çanakkale'nin Biga ilçesinde şehit edilen jandarma başçavuş Ömer Yanar'ın cenazesi, Hatay'da toprağa verildi. Cenaze töreninde Zekiye Yanar'ın oğlunu son bir kez daha görmek istemesi üzerine şehidin eşi Seçil Yanar, 'Anne ben sana anlatayım. Yüzü gülüyordu' diyerek gözyaşlarını tutamadı.

Askeri uçakla Hatay Havaalanı’na getirilen şehit Astsubay Başçavuş Ömer Yanar’ın cenazesi Kırıkhan ilçesine götürüldü. Şehidin cenazesi ilk olarak Mimar Sinan Mahallesi’ndeki babasının oturduğu eve getirildi. Burada şehidin ailesi, helallik aldı. Daha sonra cenaze, Kırıkhan Mezarlık Kompleksi’ne götürülerek askeri tören düzenlendi.

"ANNE ÜZÜLME, GÜLÜMSÜYORDU"
Cenaze namazı ardından Şehit Yanar’ın cenazesi omuzlara alınırken, annesi Zekiye Yanar, gözyaşları içinde yetkililere son kez oğlunun yüzünü görmek istediğini söyledi. Bu sırada şehidin eşi öğretmen Seçil Yanar, kayınvalidesine sarılarak, "Anne üzülme. Bursa’da kefenlenirken yüzünü gördüm, gülümsüyordu" dedi.
Şehit Yanar’ın cenazesi, Kırıkhan Mezarlık Kompleksi’nde gözyaşları arasında toprağa verilirken, güçlükle ayakta duran ailesi taziyeleri kabul etti.

17 Nisan 2014 Perşembe

Ben 'Böyle şerefsizlik görmedim'

0 yorum
Ertuğrul Özkök'ten flaş açıklamalar 'Hiç bir gazetecinin ötekilerini işten attırmak için gammazlama şerefsizliğine bu dönemde olduğu kadar tanık olmadım'

CNN TÜRK'te yayınlanan 'Aykırı Sorular' Hürriyet Gazetesi Yazarı Ertuğrul Özkök'ü konuk etti. Özkök, Enver Aysever'in sorularını yanıtladı.

Özkök, 'Ben 27 Mayıs ihtilalinden sonrasını hatırlıyorum. 12 Mart'ı hatırlıyorum. 12 Eylül'ü hatırlıyorum. Bu iki askeri darbe bir ara rejim döneminde bir biri ile bıçaklı olan hiç bir gazetecinin ötekilerini işten attırmak için gammazlama şerefsizliğine tanık olmadım' dedi.

Özkök, 'Bu gazetecilerin tarihe kalmayacağını ve bu isimleri çöp tenekeleri almayacağını' söyledi.

15 Nisan 2014 Salı

Milletvekiline saldıranlar suç makinası çıktı.

0 yorum
İSTANBUL Bakırköy'de, Anavatan Partisi eski İstanbul Milletvekili Adnan Yıldız'ın aracına, evinin önünde suç ortağıyla birlikte silahlı saldırıda bulunan Mehmet Beşir Artukoğlu'nun İzmir, Ankara ve İstanbul illerinde çok sayıda hırsızlık ve gasp olaylarına karıştığı ortaya çıktı.

Suç kayıtlarından, genellikle araçtan hırsızlık, oyalamak suretiyle hırsızlık, işyerinden hırsızlık gibi suçlara karıştığı öğrenilen Mehmet Beşir Artukoğlu, İzmir’in Bostanlı semtinde, 2004 yılının Mart ayında, A. H. H. isimli işadamını soyduğu, kiralık otomobille kaçtıktan sonra Buca’da yine peruklu şekilde dolaştığı sırada polisin operasyonuyla yakalanmıştı.

Bakırköy’de silahlı saldırıda Artukoğlu ile birlikte bulunan ve olay yerinde vurularak ölen M.D.Y’nin ise poliste toplam 6 hırsızlık 1 de yaralama suçundan kaydı olduğu öğrenildi.

13 Nisan 2014 Pazar

Öldürmeden önce fotograflarını çektirmiş!

0 yorum
Kars'ta kaçırılarak öldürülen 9 yaşındaki Mert Aydın'ın katil zanlısı yakalanmıştı. Kars Valisi Eyüp Tepe, katil zanlısının 23 yaşındaki Aykut B. olduğunu ve katilin, Mert'in babasıyla daha önceden tanıştığını, aralarında alışveriş olduğu açıklamıştı.

Mert'in kaçırılarak öldürülme olayını uzmanlardan oluşan bir kadronun özverili çalışması sonucu aydınlattıklarını ifade eden İl Emniyet Müdürü Ercan Çakmak, zanlının tutuklanma haberinden sonra yüzlerce telefon ve mesaj aldıklarını söyledi.

Emniyet Müdürü Çakmak, 36 AV 079 plakalı otomobille çekilen fotoğrafla ilgili olarak "Aykut kendisine ait cep telefonu ile Mert'e olay yerinde fotoğraf çektirdiğini itiraf etti. Cep telefonunu olaydan sonra bir telefoncuya ucuza sattığını söyledi. Polisler belirtilen iş yerinden telefonunu aldıklarında kırmızı oto önünde ve yanında Aykut'un fotoğraflarını buldular. İfadesinde zaten her şeyi itiraf etti. Hatta kız kaçırma olayından dolayı mı kendisini bulduğumuzu sordu. Biz de o zaman ona güvenlik ve mobese görüntülerini izlettirdik. Oto ile fotoğraf çektiren kişi ile video görüntülerinde Mert'in yanında kaldırımda yürüyen aynı kişi" diye konuştu.

11 Nisan 2014 Cuma

Ertem Şener'den çelişkili beyanlar.

0 yorum
Beyaz TV Spor Genel Direktörü Ertem Şener, yasaklanan Twitter'ı en iyi kullanan isimlerden biri. Üstelik spor medyasında önemli bir konumda olmasına rağmen, siyasi tweetleriyle gündem yaratan isimlerden biri.

Gezi olaylarından beri Başbakan Erdoğan'ı ve  hükümeti alenen desteklediği için eleştiri bombardımanına tutulan Şener, sosyal medyadan dertli. Ancak "çok seviyorum, samimiyetine güveniyorum" dediği Başbakan Erdoğan için "yedirtmeyeceğim" diyor.

Karıncanın yangını söndürmek için su taşıması misali elimden geleni yapacağım diyen Şener, İnternetHaber Yayın Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Hadi Özışık ile konuştu. Şener, Özışık'ın sorularını bütün açıklığı ile yanıtladı.

Röportajın en çarpıcı sorusu ise "Baban mı, Başbakan Erdoğan mı?" sorusunu Şener'in verdiği yanıt. İşte o röportajdan çarpıcı bölümler:


BAŞBAKAN TWİTTER'I KULLANMAYIN DEDİ AMA DİNLEMEDİM

- Sen "başbakan ne düşünüyorsa ben de aynı şeyi düşünüyorum" diyorsun... Neden böyle söylüyorsun?

Ben başbakan ne düşünüyorsa, aynı şeyi düşünüyorum; Türkiye ile ilgili olarak. Ben hep beyefendinin yanındayım. Yangını söndürmeye giden karınca misali. Kimsenin aleyhinde konuşmam ama beyefendi ne düşünüyorsa öyle düşünüyorum.

- Seni Beyefendiye bu kadar bağlayan ne?

Samimiyet. Herşeyini açık açık söylüyor. Anında. Ertem senin buran böyle. En son 10 gün önce Beyefendi ile görüştüm. Nasıl gidiyor dedi? İyi dedim. Sosyal medyada elinden gelenleri yapıyoruz dedim. O bakışlarını unutamam. "Twitter yok, Youtube yok" dedi…

- Kullanmayın dedi?

Evet tabi kullanmayın dedi. Ama baktım herkes kullanıyor, ben de bir şey yok dedim… Kullanıyorum o yüzden.

-Başbakan'ı dinlemedin yani?

Dinlemedim. Dinlemedim diye düşünmeyelim de… Ortalığı meydanı boş bırakmamak lazım. Bu sefer insanlar üzerinde farklı düşünceler çıkar. Niye böyle yaptılar denir. Seçime kadar bu işi çıkar amaçlı yaptı, şimdi yok demek ki para alıyordu derler. Onu dedirtmemek için yazıyorum. Beyefendi yazmayın diyor ama sosyal medya ortalık, birirlerine kalmasın. Acaha diyen insanlar var. Ben hiç kimse girmesin diyorum der. O zaman boynum kıldan ince.

Benzin ve motorine zam geldi.

0 yorum
Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu, tavan fiyatı uygulamasında baz alınan İstanbul Avrupa Yakası'nda 12-15 Nisan arasında benzinin tavan satış fiyatını 4,99 lira, motorinin tavan satış fiyatını 4,29 lira olarak belirledi. Buna göre, benzinin litre fiyatı 2 kuruş, motorinin litre fiyatı 1 kuruş arttı

Kurulun, dağıtıcı ve bayi paylarının toplamını 2 ay süresince litrede benzinde 44 kuruştan, motorinde ise 51 kuruştan 37 kuruşa indiren kararının ardından, akaryakıt ürünlerinde 12-15 Nisan tarihleri arasında uygulanacak fiyatlar açıklandı.

Buna göre, tavan fiyatı uygulamasında baz alınan İstanbul Avrupa Yakası'nda 12-15 Nisan arasında benzinin tavan satış fiyatı 4,99 lira, motorinin tavan satış fiyatı 4,29 lira olarak belirlendi. Böylece benzinin litre fiyatı 2 kuruş, motorinin litre fiyatı 1 kuruş arttı.

Söz konusu tarihlerde İstanbul Anadolu Yakası'nda benzinin litresi 4,99 lira, motorinin litresi 4,30 liradan; Ankara'da benzinin litresi 5 lira, motorin litresi 4,30 liradan; İzmir'de benzinin litresi 5,01 lira, motorinin litresi 4,28 liradan satılacak.

Nazlı Ilıcak soyulduğunu 1 hafta sonra farketmiş!

0 yorum
Nazlı Ilıcak, soygunu bir TV programına katılmak üzere evden ayrılacağı sırada fark etti. Yapılan incelemede evde yaklaşık 60 bin lira değerinde para ziynet eşyası alındığı ortaya çıktı. Evde araştırma yaparak parmak izi alan polisin soruşturması devam ediyor.

TV PROGRAMI İÇİN KULLANACAĞI TAKILARI BULAMADI

3 Nisan günü gerçekleşen soygun Gazeteci-yazar Nazlı Ilıcak'ın katılacağı bir TV programı için evinde hazırlık yaptığı sırada kullanacağı takılarının yerinde olmaması ile ortaya çıktı.

Evinde kısa bir inceleme yapan Ilıcak, bazı ziynet eşyaları ile 2000 lira nakit parasının yerinde olmadığını gördü. Nazlı Ilıcak vakit kaybetmeden kendisiyle yan evinde ikamet eden kızı Aslı Sarrafgil’den yardım istedi.Sarrafgil de polise ihbarda bulundu.

MADDİ KAYBI 60 BİN LİRA

Olay yerine gelen polis evde incelemelerde bulundu. Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık Büro Amirliği ve Üsküdar Asayiş Büro Amirliği olayla ilgili detaylı çalışma başlattı. Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü’ne bağlı bir ekip de evde parmak izi çalışması yaptı. Evde inceleme yapan polislere bilgi veren Aslı Sarrafgil, annesinin kendisine haber vermesiyle birlikte eve geldiğini ve sehpa üzerindeki 2000 TL nakit para ile birlikte yatak odasında bulunan bir adet Lalaounis marka ince pırlantalı kolye, bir adet Lalaounis altın kolye, bir adet Lalaounis iğne, 3 adet altın kolye, bir adet Lalaounis bilezik, bir adet Bulgari saatin çalındığını söyledi. Aslı Sarrafgil, annesinin maddi kaybının yaklaşık 60 bin lira olduğunu ifade etti.

ÇELİK KASAYI AÇAMADILAR

Hırsız yada hırsızların yatak odasında içerisinde ziynet eşyalarının bulunduğu çelik kasayı da zorladığı ancak açamadıkları öğrenildi. Ekiplerin incelemesinde evdeki kapılarda herhangi bir zorlama izi veya evde dağınıklık olmadığı belirlendi. Olayla ilgili soruşturma başlatan polis, evin bahçıvanı Murat Köken ile şoför Selçuk Kaya’nın ifadesini de aldı. Polisin hırsızlık zanlılarını yakalamak için çalışmalarının sürdüğü belirtildi.
 
Minima 4 coloum Blogger Template by Beloon-Online.
Simplicity Edited by Ipiet's Template