TANITIMI KAPAT

sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Nisan 2022 Cuma

Kas erimesi neden olur? Nasıl tedavi edilir?

0 yorum

 Kas erimesi belirtileri

Zayıflık.

Güçsüzlük.

Denge zayıflığı

Merdiven çıkarken zorlanma.

Dayanıklılık kaybı

Kas büyüklüğünde azalma.

Fiziksel aktivitelere katılımda azalma ve zorlanma.



Kas erimesi nasıl fark edilir?

Dengede kayıp yaşama, Merdiven çıkarken zorlanma, Fiziksel güçte zayıflama, Fiziksel etkinlikleri yaparken zorlanma kas erimesi belirtileri arasında yer alır.

Eriyen kaslara ne iyi gelir?

Kırmızı et protein bakımından zengin bir yiyecektir.

Kas erimesine karşı da proteinli besinlerin tüketilmesi gerekir. Biftekte bulunan vitamin ve mineraller, vücuttaki kasların yapısını korur. Yaşlılık döneminde meydana gelebilecek kas zayıflamasını biftek tüketerek önleyebilirsiniz.

Kas zayıflığı nasıl tedavi edilir?

Düzenli bir fizik tedavi kas gücünü artırmada oldukça etkilidir. Fizyoterapistin talimatları doğrultusunda kasları inşa etmek ve güçlendirmek için ekipmanlı veya ekipmansız düzenli egzersizler yapılır. Ayrıca, elektroterapi de kasılmalarına neden olarak kasların güçlenmesine yardımcı olur.

Sık sık başım ağrıyor diyenler ilaçsız çözüm.

0 yorum
Baş ağrısı sebepleri
Akut sinüzit, diş problemleri, kulak enfeksiyonları, grip, glokom, beyin damar bozuklukları, iyi veya kötü huylu beyin tümörleri, hipertansiyon, kafa travmaları gibi nedenlerle ortaya çıkar. Baş ağrılarının çoğu masumdur ve en sık gerilim tipi baş ağrısı ve migren tipi baş ağrısı görülür.




Hangi tip baş ağrıları tehlikelidir?
Tehlikeli baş ağrıları, geçmişinde migren, gerilim baş ağrısı sık yaşayanlarda bazen karışabilir. Her zaman yaşanan baş ağrısı olduğu düşünülebilir. Tehlikeli baş ağrıları içinde en korkulanı ve hayatı tehlikesi olanı SAK (subaraknoid kanama) yani beyindeki atardamar bozukluklarının yırtılmasıdır.

Baş Ağrısını İlaçsız Geçirmenin Yolları
1-Uyku Düzeni Oluşturun.
2-Yeterli Miktarda Su İçin.
3-Aromatik Yağlar Kullanın.
4-Bitki Çaylarından Faydalanın.
5-Soğuk veya Sıcak Su Torbası Uygulayın.
6-Masaj Yapın.
7-Nefes Egzersizlerine Başvurun.
8-Ilık Duş Alın.

16 Şubat 2020 Pazar

Kadınlar cinsel isteği arttırmak için acı biber yeyin.

0 yorum
Vücudun ihtiyaç duyduğu besinleri tüketmek hem bedensel hem ruhsal sağlığı etkiliyor. Kış aylarında enerji düşüklüğü insanlarda yaygın olarak görülürken cinsel anlamda isteksizlik de görülebileceğini uzmanlar belirtiyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Duygu Yıldırım, haftada 2 kez balık tüketmenin dopamin salgısını arttırdığını ve cinsel isteği yükseltmeye yardımcı olduğunu belirtti.





Dolaşım sistemini iyi çalışır durumda tutmanın cinsel sağlık açısından önemli olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Duygu Yıldırım kadın ve erkekler için beslenme tavsiyelerinde bulundu.



Dyt. Duygu Yıldırım “Vücudunuzun ihtiyaç duyduğu besin ögelerini karşılayan bir beslenme alışkanlığı edinmelisiniz. Çok çeşitli meyve ve sebzeler, kepekli tahıllar ve bol miktarda lif, zeytinyağı gibi sağlıklı yağlar, deniz ürünleri, fındık ve baklagilleri içeren Akdeniz diyeti ile ilgili çalışmaların cinsel hayatı iyileştirdiği bulunmuştur. Ayrıca, avokado, kuşkonmaz, fındık, deniz ürünleri ve meyve gibi yiyeceklerin çoğunun hem geleneksel tıp hem de bilimsel araştırmalarda daha iyi bir cinsel hayat ile ilişkisi saptanmıştır. Haftada 2 kez balık tüketmek dopamin salgısını arttırması sebebiyle libidoya yardımcı olur. Balık tüketmeyenler doktora danışarak Omega 3 desteği alabilirler” dedi.






26 Temmuz 2014 Cumartesi

Nejat İşler'den intihar gibi hareketler.

0 yorum
Nejat İşler’in intiharı!





İkinci kez hastaneye kaldırılan ünlü oyuncu Nejat İşler, önceki gün taburcu olur olmaz soluğu Bodrum Gümüşlük’te aldı.



Gümüşlük’teki Club Gümüşlük’te arkadaşlarıyla hasret gideren ünlü oyuncunun sağ elindeki parmak uçlarının kesik olduğu görüldü. Sağ elini kullanmamaya çalışan ünlü oyuncu, kendisine yasak olmasına rağmen yine de alkol ve sigara içiyordu. İşler, adeta sabahın ilk ışıklarına kadar arkadaşlarıyla hastaneden taburcu olmasını kutladı.



SÖZCÜ

7 Temmuz 2014 Pazartesi

Tansu Çiller hastaneye kaldırıldı.

0 yorum
Alınan bilgilere göre; Eski Başbakanlardan Tansu Çiller'in bir kaza sonucu ayak bileği kırılınca İzmir'den uçakla İstanbul'a getirildi ve ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tansu Çiller sağlık durumu? Tansu Çiller hastalığı hakkında yapılan son açıklama ve dahası haberde.

Edinilen bilgiye göre, Tansu Çiller bir kaza sonucu ayak bileğinde parçalı kırık olduğu için yanında oğluyla birlikte Adnan Menderes Havalimanı'ndan kalkan tarifeli uçakla İstanbul'a getirildi. Atatürk Havalimanı'nda Sabah saatlerinde aprondan alınan Tansu Çiller, bir ambulansla Acıbadem Maslak Hastanesi'ne götürüldü.

Tansu Çiller’in bir kaza sonucu ayak bileği kırılınca İzmir’den uçakla İstanbul’a getirildi ve ambulansla hastaneye kaldırıldı.Edinilen bilgiye göre, Tansu Çiller bir kaza sonucu ayak bileğinde parçalı kırık olduğu için yanında oğluyla birlikte Adnan Menderes Havalimanı'ndan kalkan tarifeli uçakla İstanbul’a getirildi. Atatürk Havalimanı'nda sabah saatlerinde aprondan alınan Tansu Çiller, bir ambulansla Acıbadem Maslak Hastanesi'ne götürüldü.

Tansu Çiller, 13 Haziran 1993 tarihli DYP olağanüstü genel kurulunda en yüksek oyu alarak genel başkan seçilmiş ve Türkiye'nin ilk bayan başbakanı olmuştur.

Tansu Çiller Kimdir?

1946 yılında İstanbul'da doğdu. Robert Kolej mezunu olan Tansu Çiller, Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nü bitirdi. Doktorasını Connecticut Üniversitesi'nde verdi. 1978 yılında doçent, 1983 yılında profesör oldu.

Çiller, 1990 yılı kasım ayında Doğru Yol Partisi'nden politikaya atıldı. 1991 yılı seçimlerinde İstanbul'dan milletvekili seçildi. Sosyal Demokrat Halkçı Parti ile kurulan ve Süleyman Demirel'in başbakanlığındaki koalisyon hükümetinde ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı olarak görev aldı.

Demirel'in Cumhurbaşkanı seçilerek Başbakanlık görevini bırakmasından sonra DYP genel başkanlığına aday oldu. 13 Haziran 1993 tarihli DYP olağanüstü genel kurulunda İsmet Sezgin ile Köksal Toptan'ı geride bırakarak Genel Başkan seçildi ve Türkiye'nin ilk bayan Başbakanı oldu. 5 Nisan kararlarıyla Türk ekonomisinde bir döneme imza attı.

25 Haziran 2014 Çarşamba

Bayanlar güzellik için yüzünüze eşşek sütü sürün.

0 yorum
AYDINLI girişimci 37 yaşındaki Lütfi Kabakçı, Le Patra markasıyla piyasaya çıkardığı kozmetik ürünlerinde doğal eşek sütü kullandı.





DHA'nın haberine göre Kleopatra'nın güzellik sırrının da eşek sütü olduğunu ileri süren Kabakçı, "Türkiye'de bir ilke imza attık" dedi. Aydın'da 8 yıldır kozmetik sektöründe faaliyet gösteren bir şirketin kurucusu Lütfi Kabakçı, güzelliğiyle ünlü Antik Mısır Kraliçesi Klepotra'dan esinlenerek geliştirdiği ürünlerde eşek sütü kullandı. 2 yıl boyunca alt yapı çalışması yaptıklarını söyleyen Kabakçı, "İstanbul'daki laboratuvarlarda gerekli çalışmalar yapıldıktan sonra markamızı oluşturduk. Sağlık Bakanlığı'ndan gerekli izinler alındı ve seri üretime başladık" dedi.



DOĞUM LEKESİNE TAM ÇÖZÜM



Ürünlerde kullandıkları eşek sütünü Manisa'da bulunan eşek çiftliğinden temin ettiklerini söyleyen Lütfi Kabakçı, "Eşek sütü maskesi ve eşek sütü kremi olmak üzere iki değişik ürün oluşturduk. Tamamen doğal bir ürün. Özellikle cilt lekeleri, doğum lekeleri ve sivilcelerin yok olmasında çok başarılı olduk. İlk ürünü eşimde denedik ve bir aylık zaman diliminde ciddi değişim gördük" diye konuştu.

10 Haziran 2014 Salı

Sende aç kalmadan zayıfla.

0 yorum
Tokluk hissini artırarak sağlıklı bir şekilde kilo vermek istemez misiniz?





"Hem sağlıklı beslenip hem de aç kalmadan zayıflamak mümkün" diyen Prof. Dr. Ziya Mocan iştah kesici ve tokluk hissi veren besinleri sıraladı.



İşte tok hissetmenizi sağlayacak ipuçları...



-Karnabahar ve brokoli zengin lif içeriğiyle açlık hissini azaltır.



-İçeriğindeki proteinlerle yoğurt, iştahı baskılamakta yardımcı olur. Bunun dışında yüksek kalsiyum içeriği ile de zayıflamaya yardımcıdır.



-Ana öğünler atlanmamalıdır. Öğünler arasında acıktığınız da ise 2 tane hurma veya bir avuç leblebiyi suyla tüketebilirsiniz.



-Yumurtada bol miktarda triptofan var. Kendinizi daha zinde hissetmenizi sağlar. Günde 2 tane haşlanmış yumurta beyazı tok tutar.



-Üzümün kabuğu tok hissetmenize yardımcı olur.



-Üzüm çekirdeği de tok tutan besinlerin başında gelir. Çekirdeğini ayıklayın, kurutun dövüp toz haline getirip sabahları 1 kaşık tüketin.



-Zencefil çayı veya tozu da tok tutan besinlerdir. Tozunu yemeklere bir tutam katarak tüketebilirsiniz.



-Günde 2 bardak yeşil çay içebilirsiniz.



-Kavrulmamış yeşil kahve çekirdeğini günde 10- 15 tane yiyebilirsiniz. Yeşil kahve metabolizmayı hızlandırır, antioksidanlar içerir ve iştahı keser. Dövüp toz haline getirip yoğurda katıp tüketebilirsiniz.



-Dereotu da tok tutar. Yumurta beyazıyla dereotu karışımını sabah kahvaltısında yiyin.



-Siyah çay yaprağını kurutup, dövüp yoğurda veya çorbalara katın. Tok kalmanızı sağlayacaktır.


8 Haziran 2014 Pazar

Bir kadının en önemli yeri neresi.

0 yorum
Giyim tarzı ve güzelliğiyle olduğu kadar hayata dair önerileriyle de dikkat çeken Işıl Reçber açıkladı.





Türk futbolunun efsane file bekçilerinden Rüştü Reçber’in eşi Işıl Reçber, katıldığı davetlerdeki şıklığı ve hayata dair verdiği dikkat çekici tüyolarla her geçen gün ilgiyi daha çok üzerine toplamayı başarıyor. Şu sıralar bir gazetede köşe yazarlığı da yapmaya başlayan Işıl Reçber gittiği bir cilt bakım merkezinde çektirdiği fotoğrafları takipçileriyle paylaştı.



 Ve fotoğrafın altına da şu yorumu düşmüş: Bir kadının bence en önemli yeri cildi. Bana da gelen yoğun sorular karşısında cilt bakımı, pürüzsüzlüğü, ışıltısı ile ilgili neler yapıyorum sizlerle paylaşayım dedim.

7 Haziran 2014 Cumartesi

Göbeğinizdeki yağlardan salatalık çayıyla kurtulabilirsiniz.

0 yorum
Göbek yağından salatalık çayıyla kurtulun

Salatalık çayı göbek yağından kurtarıyor.





Özellikle göbek yağından kurtulmak isteyenler için obezite ile ilgili çalışmalar yapan Dr.Fevzi Özgönül, salatalık çayı önerisinde bulundu.



Yazın vücudun çok fazla enerjiye ihtiyacı olmadığını söyleyen Dr. Özgönül, “Bütün yeşillik türlerini tüketebiliriz. Göbek yağlarından kurtulmak istiyorsanız bu çay tam size göre.



Salatalık çayı;



1 tane salatalık, 1 tatlı kaşığı rendelenmiş zencefil, 1 dilimlenmiş limon, 10-12 dal taze nane 1 gece 1 litre su içinde bekletin, sabah ve akşam aç karına 1 su bardağı için. Bu çayın amacı onikiparmak bağırsağında bulunan sindirim enzimleriniz aktive etmek. Böylece yedikleriniz daha iyi sindirilecek ve sonuç olarak daha az acıkacaksınız ve tatlı isteğiniz azalacak bu sebeple bu çayı içerken tatlı ekmek hamur işi yenilmeyecek” dedi.

 Ajanslar

Ritm bozukluğu kalp krizi habercisi.

0 yorum
Medicana Konya Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Soylu, genç hastalarda görülen çarpıntı, bayılma olaylarının stres ve psikolojik sebeplere bağlanıp geçiştirilmeden mutlaka bir kalp doktoruna başvurulması gerektiğini söyledi.





Gençlerde en sık karşılaşılan kalp hastalığının ritim bozukluğu olduğunu belirten Doç. Dr. Ahmet Soylu, “Ritim bozuklukları kalp hastalıklarının önemli bir kısmını oluşturan ayrı bir bölüm. Diğer kalp hastalıklarıyla birlikte de sıklıkla karşımıza çıkıyor ama tek başına da ritim bozukluğu bir kalp hastalığı şeklinde sıklıkla karşılaştığımız bir durum” dedi.



Gençlerdeki bayılma ve çarpıntıların stres ve psikolojik sebeplere bağlanarak geçiştirilmesinin doğru olmadığını kaydeden Doç. Dr. Soylu, “Hastalarımız, özellikle kalp hastalığının yakıştırılamadığı yaş gruplarındaki kişilerin, ara ara bayılma şikayeti, çarpıntı, ciddi bir sıkıntı yaşayıp acile gittiklerini ve acile gittikten sonra yapılan bütün tetkiklerde her şeyin normal çıktığını, ‘nedeni psikolojik’ denip tekrar eve gönderildiklerini sıklıkla duyarız. Böyle demeden önce hastanın mutlaka iyi bir şekilde sorgulanması lazım.



Eğer hasta, ‘benim çarpıntı şikayetim oluyor, gözüm kararıyor, başım dönüyor ve bayılacak gibi oluyorum’ diyorsa acile geldiğinde çekilen grafiklerde, yapılan tetkiklerde her şey normal bile olsa onu iyi sorgulamak lazım. Çünkü maalesef ritim bozukluklarında kalp aniden hızlanabiliyor ve çok uzun sürmediği için de hasta acile gelene kadar bu tamamen geçmiş olabiliyor. Tabi hasta acile geldiğinde o ritim bozukluğu yeni düzelmiş olduğu için ufak şikayetleri devam edebiliyor. Fakat o durumda genç hastalara kalp hastalığı yakıştırılmadığı için ‘psikolojiktir, stresten, sınav stresinden olabilir’ diye geçiştirilip atlanabiliyor. Bu tip şüphenin olduğu, özellikle hastanın ‘benim bazen durduk yere çarpıntım oluyor ve bayılacak gibi oluyorum’ dediği bir durumda mutlaka hastanın teferruatlı değerlendirmek için bir kalp doktoruna gönderilmesi gerekir” diye konuştu.



Ritim bozukluğunun kalp atışını normalden 2 hatta 3 kat artırdığını aktaran Doç. Dr. Ahmet Soylu, kalbin bir şehirdeki elektrik şebeke sistemi gibi çalıştığı örneğini verdi. Soylu, "Nasıl ki, bir şehirde trafodan elektrik çıkıyor ve tüm şehre kablolarla dağılıyorsa kalpte de belli bir merkezden elektrik vücudun ihtiyacına göre üretiliyor; fiziksel aktivite gösteriyorsanız daha hızlı, eğer uyuyorsanız daha yavaş şekilde elektrik aktivitesi üretiliyor ve özelleşmiş yollarla kalbin diğer bölümlerine yayılıp kalbin kasılmasını sağlıyor. Bu sistemdeki herhangi bir problem bir tarafta bazen ilave bir elektrik kablosu gibi düşünün, bazen de mevcut elektrik kablolarının içinde kısa devre oluşması gibi düşünün. Burada kalbin 70 - 80 atarken aniden 180, 200 bazen daha da fazla hızlanmasına sebep oluyor. Bu aniden başlayan ve genellikle de aniden sonlanan bir durum. Böyle bir durumda hastanın aniden çarpıntı şikayeti oluyor ya da bazen çarpıntıyı çok hissedemeyebiliyor, baş dönecek gibi oluyor, halsiz, bayılacak gibi olabiliyor hastalar. Hatta bazıları maalesef bayılabiliyor. Öyle bir durumda mutlaka teferruatlı bir araştırılması lazım” şeklinde konuştu.



"RİTİM BOZUKLUĞU'NUN TEDAVİSİ MÜMKÜN"

Onlarca türü olan ritim bozukluğunun tedavisinin mümkün olduğunu dile getiren Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Soylu, “Ritim bozukluğu'nun hangi tür olduğunu anlamak lazım. Tespit edildikten sonra eğer mümkünse ablasyon dediğimiz yöntemle o elektriksel, kısa devreye sebep olan bölgenin tespit edilip oranın imha edilmesi durumunda hastanın bu çarpıntı şikayetinden tamamen kurtulması büyük bir başarı oranıyla mümkün. O nedenle böyle genç bile olsa, ara ara bayılma şikayeti olan hastalarda altta bir kalp problemi olabileceği mutlaka akılda tutulması lazım. Ya da hastanın sık sık acile bu tip şikayetlerle gittiğinde altta bir kalp hastalığı mı var diye mutlaka tetkik edilmesi gerekir” ifadelerini kullandı.

28 Mayıs 2014 Çarşamba

Türkiyede Tam etkili antibiyotik artık yok

0 yorum
Sağlık Bakanlığı Hastane Enfeksiyonları Bilimsel Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Öztürk: "Antibiyotikleri kaybediyoruz. Elimizde etkili çok az antibiyotik kaldı. Tam etkili antibiyotik artık yok" dedi.
Tam etkili antibiyotik artık yok

Sağlık Bakanlığı Hastane Enfeksiyonları Bilimsel Danışma Kurulu Üyesi  ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Öztürk, mikroorganizmaların hastalık yapmaya devam ettiğini ancak tedavi edecek tam etkili antibiyotiğin artık kalmadığını söyledi.

Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) tarafından düzenlenen 5. Türkiye EKMUD Kongresi'ne katılan Öztürk, gazetecilere yaptığı açıklamada, antibiyotiklerin hem tıp hem de veterinerlik ve özellikle çiftliklerde tavuklar için büyüme faktörü olarak yaygın şekilde kullanıldığını belirtti.

Bu durumun antibiyotiklere karşı hem toplumdan hem de hastaneden kazanılan enfeksiyonlarda çok ciddi direnç artışına neden olduğunu dile getiren Öztürk, "Antibiyotik ne kadar çok kullanılırsa o kadar çok direnç gelişiyor, antibiyotiğin etkisi azalıyor" dedi.

Dünya Sağlık Örgütü'nün üye ülkelerdeki antibiyotik kullanımı ve direncine ilişkin verilere dayanarak "Küresel Direnç Felaketi" adıyla bir rapor hazırladığını anlatan Öztürk, antibiyotiklerin etkisini giderek kaybettiğini ve hatta antibiyotiklere karşı oluşan direnç nedeniyle ilaç firmalarının bu konuda Ar-Ge çalışmalarını azalttığını kaydetti.

Artık antibiyotik çağı sonrası bir dönemin başladığına işaret eden Prof. Dr. Öztürk, "Antibiyotikleri kaybediyoruz. Mikroorganizmalar hastalık yapmaya devam ediyor ama elimizde etkili çok az antibiyotik kaldı. Tam etkili antibiyotik artık yok" diye konuştu.

Artık antibiyotik bazı hastalıkları tedavi etmiyor

Prof. Dr. Recep Öztürk, antibiyotiklere karşı direnç oluşmasında en önemli etkenin gereksiz yere kullanım olduğuna dikkati çekti. Antibiyotiklere ihtiyaç duyulmayan hastalıklarda da antibiyotik tedavisinin uygulandığını dile getiren Öztürk, çocuklarda boğaz iltihabının yüzde 35'i, erişkinlerde ise yüzde 15'inin antibiyotik tedavisine gereksinim duyduğunu ifade etti.

Zaman zaman hekim antibiyotik yazmasa bile hastanın baskıcı bir tavır üstlendiğini ifade eden Öztürk, antibiyotiklere karşı hem hekimin hem de hastaların bilinçli yaklaşması gerektiğini belirtti.

Öztürk, antibiyotiklerin etkisini yitirmesi nedeniyle bazı hastalıkların tedavi edilemez konuma geldiğini kaydetti. Daha fazla harcama yaparak antibiyotikleri birleştirmek zorunda kaldıklarını ve bu durumun da hastalara zarar verdiğini öne süren Öztürk, gereksiz antibiyotik kullanımını engellemek için toplumun bilinçlendirilmesi ve eczanelerde reçetesiz antibiyotik satışının yapılmaması gerektiğini vurguladı.

2014 de sağlık'ta büyük zamlar geldi.

0 yorum
TÜİK verilerine dayanarak yapılan araştırmaya göre, 17 sağlık madde fiyatının tamamında artış yaşandı. Sağlık madde fiyatlarında en dikkat çeken artışlar yüzde 6,71 artışla sezaryen ücretlerinde oldu.


Artık Parası olmayana sağlık hizmeti de yok

2014 yılı Ocak ayında 989,37 TL olan sezaryen doğum ücretleri 2014 yılı Nisan ayında 1055,78 TL'ye çıktı. Yüzde 5,86 artışla ameliyat ücreti oransal değerlendirmede ikinci en fazla artan sağlık madde fiyatı oldu. Diş dolgu ücreti 2014 yılı Ocak ayında 86,58 TL iken bu rakam 2014 yılı Nisan ayında 90,66 TL'ye yükselerek yüzde 4,71 arttı. Diş çekme ücreti 2014 yılı Ocak ayında 55,20 TL iken bu rakam 2014 yılı Nisan ayında 58,13 TL'ye yükselerek yüzde 5,30 arttı.

 Normal doğum ücreti 2014 yılı Ocak ayında 809,37 TL iken bu rakam 2014 yılı Nisan ayında 851,55 TL'ye yükselerek yüzde 5,21 arttı. Hastane yatak ücreti 2014 yılı Ocak 118,10 TL iken 2014 Nisan ayında 119,78 TL'ye yükselerek yüzde 1,42 arttı. İlaç ücretleri 2014 Ocak ayında 9,88 TL iken bu rakam 2014 yılı Nisan ayında 9,92 TL'ye yükselerek yüzde 0,46 arttı.

"MAAŞLARA YAPILAN ZAMLAR 4 AYDA YOK OLMA NOKTASINA GELDİ"

Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, araştırmaya ilişkin ANKA'ya yaptığı değerlendirmede, maaşlara yapılan zamların 4 ayda yok olma noktasına geldiğini belirterek, şöyle konuştu:

"Her şey zamlanıyor; fakat enflasyon farkını istemeyen Memur-Sen'in imzaladığı toplu sözleşme nedeniyle memurun maaşı eriyip gidiyor. Önümüzdeki aylarda da memur maaşları enflasyona yenik düşecek. Ekonomi çevrelerinin yıllık enflasyonun çift haneli rakamlara ulaşacağı sözlerini de değerlendirdiğimizde memurların zammı enflasyon karşısında buharlaşacak."

26 Mayıs 2014 Pazartesi

Zencefil'in faydaları nelerdir.

0 yorum
Yemeklerde ve içeceklerde kattığı tadın yanı sıra inanılmaz faydaları olan zencefili yaşamınıza dahil etmeniz için pek çok sebep var.

 Birlikte göz atalım…

Tıpkı bir ilaç gibi diş ağrısı, migren, adet sancısı gibi ağrılarda kullanabileceğiniz anti-inflamatuar özelliğe sahiptir.

Her türlü ağrıyı azaltmaya yardımcı olabilir. Eğer kendinizi kötü hissederseniz, taze zencefil suyu veya çayı içmeyi deneyin.

Yüzyıllardır bilinen en temel özelliği antioksidan oluşudur. Vücuttaki yabancı maddeleri, toksinleri atmak için en güçlü yardımcınızdır.

Grip, soğuk algınlığı gibi durumlarda size destek verir. Kısa sürede ayağa kalkmanızı sağlar.

Bunun için limon ve balla karıştırdığınız sıcak suya birkaç dilim zencefil atın ve demleyerek için.


24 Mayıs 2014 Cumartesi

Devlet Hastanesinde çatlak var.

0 yorum

Çanakkale'nin Gökçeada İlçesi açıklarında meydana gelen deprem nedeniyle Yenice İlçesi Devlet Hastanesi'nde de çatlaklar oluştu. Binanın tehlike arzetmesi nedeniyle hastaların tahliyesine başlandı.

Çanakkale'den Ulusal Medikal Kurtarma (UMKE) ekiplerinin sahra hastanesi kurmak üzere Yenice'ye hareket ettiği bildirildi. İlçede, biri ana çadır olmak üzere iki çadırdan oluşan sahra hastanesi kurulacağı öğrenildi.

23 Mayıs 2014 Cuma

Ana rahminin içi bakteri dolu.

0 yorum
ABD’de yapılan geniş çaplı bir araştırmada sağlıklı hamilelerin plasentalarında çeşitli bakteri topluluklarının yaşadığı görüldü.


Amerikalı bilim insanları, plasentadaki bakterilerin büyük bölümünün, herkeste rastlanan “iyi mikropların” oluşturduğunu belirledi. Plasentada söz konusu mikrobiyal koloni yapılanmasının, erken doğum üzerinde rol oynadığı bildirildi. Houston’da Baylor Tıp Fakültesi’nde görevli doktor Kjersti Aagaard, araştırmanın, hamilelik ve erken yaşamın, tamamen steril durumlar olarak düşünülmemesi gerektiğini ortaya koyduğunu söyledi. Aagaard’ın, araştırma çerçevesinde, bağışlanan 320 plasentayı incelediği belirtildi.

 Aagaard, plasentanın mikroplarla beraber hareket etmediğini, sadece düşük seviyede mikrobu barındırdığını vurgulayarak, bunlar arasında sağlıklı kişilerin bağırsaklarında yaşayan E. koli türlerinin yer aldığını söyledi. Erken doğum yapan kadınlardan alınan 89 plasentada, açıkça yararlı olduğu bilinen bazı bakterilerin seviyelerinin önemli ölçüde düşük olduğuna dikkati çeken Aagaard, plasental mikrobiyomun, en çok ağızda sıkça rastlanan bakterilere benzediğinin keşfedilmesi karşısında şaşırdığını söyledi.

22 Mayıs 2014 Perşembe

Tekmeci Yusuf'a rapor veren doktor kendini savundu.

0 yorum
Soma’da eylemciye tekme atan Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel’e 7 gün iş göremez raporu veren Dr. Şervan Gökhan, Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) e-posta grubuna mesaj yolladı.

Hürriyet Gazetesi'nin haberine göre “3 günden beri sahtekâr, diplomasının hakkını vermeyen, yüzsüz, soysuz, TV ekranlarında resmi çıkan ve 6 yaşındaki çocuğu tarafından ‘Baba sen sahteci misin’ diye çağrılan birisiyim” diyen Gökhan’ın mesajı özetle şöyle:

BAŞBAKANLIK HASTASI

- “Yazıya başlamadan Soma’da hayatını kaybeden tüm işçi kardeşlerimize Allah’tan rahmet ve ailelerine başsağlığı diliyorum. Bu durumlara söz konusu olan raporun verilme hikâyesini  paylaşmak istiyorum. 14 Mayıs 2014’te arandım ve hastaneye Başbakanlık’tan bir hastanın geleceği ve hastanede veya yakınlarda isem tarafımdan hastanın değerlendirilip değerlendirilemeyeceği soruldu. Ben de 5 dakikalık mesafede olduğumu ve hastaya bakabileceğimi ilettim. Hastaneye geldiğimde hasta o günün acil tıp uzmanı tarafından görülmüş, o esnada acilde bulunan ortopedi asistanı tarafından ve bizim asistanımız tarafından da değerlendirilmişti. Hastanın ne olduğunu sorduğumda arkadaşlarımdan yaşanan bir arbede sonrasında hastanın kliniğimize başvurduğunu öğrendim ancak olayın oluş biçimini sorma ihtiyacı bile hissetmedim.

- Hasta arkadaşlarımız tarafından grafi çekimine gönderilmişti. Hastayı grafi çekimindeyken gördüm ve grafi çekildikten sonra muayene ettim. Hastanın özellikle sağ alt ekstremitesinde hareketle ağrı ve hassasiyet mevcuttu. Aynı zamanda sağ dizde ve tibiada (ki bunu da rapora yazmayı unutmuşum) yumuşak doku şişliği vardı. Bu arada ben gelmeden önce hastayı muayene eden arkadaşlarımız hastanın muayene formunu zaten doldurmuştu ve muayene bulguları da benim fizik muayene bulgularım ile aynı idi. Hastayı odama aldım ve 5 veya 7 gün bacağına yük bindirmemesini, istirahat raporu yazabileceğimi ifade ettim ve yazdım. Bu arada hastanın hastanemize girişi benim adıma değildi, hastaya raporu ben yazdığım için girişi kendi adıma çevirttim.

- 3 gün öncesine kadar meslek hayatı boyunca toplumsal hiçbir olayda herhangi bir otoritenin yanında yer almamış olan, yaralanan göstericiye de, polise de, katile de, hırsıza da eşit mesafede durarak mesleğinin gereklerini yerine getiren bir acil tıp uzmanıyım. Nasıl çalıştığımı benim anlatmama gerek yok, merak eden daha önce çalıştığım yerlerden sorabilir.

MESLEKTAŞLARIM ÜZDÜ
Beni asıl üzen şarkıcı/ sanatçı vs. kişilerin attıkları tweet’ler veya mesajlar olmadı. Birçok meslektaşımın, tıp fakültesi öğrencilerinin dahi eşime, aileme, bana yaptığı hakaretler oldu.”

19 Mayıs 2014 Pazartesi

Yorgunluk ile başa çıkmanın yöntemleri.

0 yorum
İş yoğunluğu, koşuşturmalı büyük şehir yaşamı ve mevsim geçişi derken günlük tempomuzu düşüren kronik yorgunluk hepimizi olumsuz etkiliyor. 

Oysaki kolayca uygulanabilecek sağlıklı beslenme programı ve yaşam tarzınızda yapacağınız küçük değişikliklerle yorgunluğunuzu üzerinizden atmanız mümkün.

Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Yeşim Çelik, kadınların kabusu olan kronik yorgunluktan korunma yolları hakkında şu bilgileri veriyor.

Yeterli ve dengeli beslenme yorgunluğunuzu alır

Kansızlık, enfeksiyonlar, karaciğer, kalp ve böbrek yetmezlikleri, vitamin ve mineral eksiklikleri, metabolik bozukluklar (hipoglisemi), hormonal problemler (hipotiroidi, böbrek üstü bezi yetmezliği), kanser gibi ciddi sağlık sorunlarında yorgunluk bazen ilk işarettir.

Yorgunluk, tekrarlayan ve uzun süren stresin, uyku problemlerinin, depresyon ve diğer bazı psikolojik sorunların sonucunda da oluşabilir. Alkol ve sigara kullanımı, yorgunluktan korunmak için kullanılan uyarıcılar ve bazı ilaçlar ve daha da önemlisi beslenme yanlışları yorgunluğun başlıca nedenlerindendir.

Yeterli ve dengeli beslenme, yorgunluğu önlemenin en önemli yollarından birisidir. Öğünlerinizde dikkat edeceğiniz birkaç küçük kural kendinizi zinde hissetmenizi sağlayacaktır.

Yumurta ve kırmızı et demir eksikliği kaynaklı yorgunluğu önler

Yorgunluğun temel nedeni demir eksikliğine bağlı kansızlıktır. Kadınlarda daha sık gözlenen kansızlığı önlemek için haftanın belirli günlerinde demir içeriği yüksek olan yumurta tüketilmelidir.

Haftada 2-3 kez kırmızı etin yanında mutlaka demirin vücut tarafından kullanımını artıran C vitamini içeren sebze ve meyvelerin tüketilmesine özen gösterilmelidir.

Çok koyu çay ve kahve tüketimi demir emilimini azalttığı için yemekten hemen sonra tüketilmesi önerilmez. Kuru meyvelerin demir içeriği yüksektir. Ara öğünlerde kan şekerinin dengelemesi açısından tüketilmesi önemlidir.

Tekmeci müşavire raporu hangi doktor vermiş!

0 yorum
Yusuf Yerkel'in tekme attığı sağ bacağı incinmiş!
Soma'da yere düşen bir kişiye tekme atarken görüntülenen ve 7 günlük iş göremez raporu alan Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel'in sağlık raporuna ulaşıldı.

Sağlık raporuna göre Yerkel, tekme attığı gün olan 14 Mayıs'ta saat 20.00'da sağ dizde şişlik ve ağrı şikayetiyle Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne gelerek, Doktor Servan Gökhan'a muayene oldu.

Yerkel, muayenede sağ dizindeki ağrı ve şişliğin düşme nedeniyle oluştuğunu söyledi. Sağ dizinin filmi çekildikten sonra Yerkel'e yedi gün iş göremezlik raporu verildi.
Yerkel'e şu tanı konuldu:

"Sağ dizde yaklaşık 10X10 cm ödem (sislik), ekimoz (kızarıklık) ve yumuşak doku şişliği, sol omuz ve göğüs ön yüzde ekimoz ve yumuşak doku şişliği mevcuttur. Extremite (kol ve bacak) hareketlerinde hassasiyet ve yürümede güçlük mevcut olup hastada yaygın yumuşak doku travmasi mevcuttur. Hastaya 7 gün iş göremezlik raporu verilmişti.

18 Mayıs 2014 Pazar

Şimdi dondurma zamanı.

0 yorum
Sütten üretilen dondurma, aynı zamanda sağlıklı tatlı seçeneklerinin başında gelir. 

Çünkü;

• Kaliteli protein kaynağıdır.

• A vitamini açısından zengindir.

• Riboflavin vitamini açısından zengindir.

• Kalsiyum ve fosfor minerallerini yüksek oranda içerir.

• Az miktarda D vitamini içerir.

• Birçok tatlıya nazaran kalori içeriği daha düşüktür.

ÇOCUĞUNUZ SÜT SEVMİYORSA...

Büyüme ve gelişme çağında protein, kalsiyum ve fosfor kemik ve kas gelişimi açısından elzemdir. Dondurma, içeriği ile bu gereksinmenin karşılanmasında yardımcı olur. Özellikle süt tüketmeyi sevmeyen çocuklarda süt yerine tüketilmesi günlük besinsel ihtiyaçların karşılanmasına yardımcı olur.

GEBELİKTEKİ KALSİYUM İHTİYACI İÇİN...

Gebelik döneminde; anne adayının kaliteli protein ve kalsiyum ihtiyacı artar. Anne bu gereksinmesini karşılayamazsa, bebek annenin depolarını kullanır ve doğum sonrası anne de kemik erimesi gibi sorunlar çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle gebelerin günlük 600 ml (3 bardak) süt ve süt ürünleri tüketmesi gerekir. Bu gereksinmenin bir kısmı dondurma ile karşılanabilir.

YAŞLILAR DA TÜKETEBİLİR

Kilo almakta güçlük çeken, çiğneme ve yutma güçlüğü olan yaşlılarda günlük kalsiyum ihtiyacının karşılanması açısından önemli bir kaynak olarak kullanılabilir.

KEMOTERAPİ ALAN KANSER HASTALARI

Kemoterapi alan hastalarda, kimi zaman kemoterapi tedavisinden hemen sonra yanma hissi ve iştahsızlık gözlenebilir. Buna paralel bulantı ve kusma şikâyetleri baş gösterebilir.  Bu tür hastalarda, dondurmanın genellikle kolay tüketildiği ve bulantıya sebep olmadığı gözlenmiştir.

Zayıflamak isteyen kişi dondurma tüketebilir mi?

Günlük beslenme programından 1 bardak süt ve 1 dilim ekmek eksilten kişi, diyet yaparken de günde 2 top dondurmayı ara öğün olarak tercih edebilir.

Şeker Hastaları dondurma tüketebilir mi?

Kan şekeri düzeyi kontrol altına alınmış ve obez olmayan şeker hastaları; diyetisyenlerinin önerisi doğrultusunda haftada 1-2 defa 1 top sade veya meyveli dondurma tüketebilir. Piyasada bulunan tatlandırıcı ile hazırlanmış şeker içermeyen dondurmalar da günde 1-2 top ara öğün yerine tercih edilebilir.

BUNLARA DİKKAT!

• Gerçek sütten yapılmış dondurmalar tercih edilmelidir.

• Süt kreması veya kaymaktan yapılan dondurmalar, daha nadir tercih edilmelidir.

• Dondurma; süt ürünü olduğundan ötürü uygun koşullarda saklanmadığında zehirlenme riski yaratabilir. Bu nedenle; soğuk ve karanlık ortamda saklanmalıdır.

• Erimiş, eridikten sonra yeniden donmuş dondurmalar kesinlikle tüketilmemelidir.

• Paket dondurmalarda, üretim izni ve son kullanma tarihi kontrol edilmeden tüketilmemelidir.

17 Mayıs 2014 Cumartesi

Türk kahvesi hakkında bilinmeyenler ve faydaları.

0 yorum
Saray mutfağında ve evlerde yerini alan kahve, çok miktarda tüketilmeye başlandı. Çiğ kahve çekirdekleri tavalarda kavrulduktan sonra dibeklerde dövülerek cezvelerde pişirilmek suretiyle içiliyor ve en itibarlı dostlara büyük bir özenle ikram ediliyordu.

Bugün sizlere Türk Kültürünün vazgeçilmez bir zevki ve ağız tadı olan kahve hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Kahve nedir? Zararlı mı? Yararı var mı? Bu konular üzerinde duracağız.

Önce kahveyi bir tanıyalım. Kahve; kökboyasıgiller (rubiaceae) familyasından kahve (coffea) cinsinde bir ağaçtır. Kahve ağacı ilk olarak Habeşistan’ın Kaffa yöresinde bulunmuştur. Kaffa yöresinin Arapçadaki karşılığı “gahvah”dır. Hatta Araplar bugünkü anlamda kahveyi bilmedikleri dönemde “gahvah” sözcüğü keyif veren içki (şarap) anlamında kullanılmaktaydı. “Gahvah” kelimesi 14. Yüzyıldan itibaren bugünkü anlamını kazanmaya başlamıştır. Bu sözcük Türkçe söyleyişte “kahve kelimesine dönüşmüştür. Türkçe’den de Avrupa dillerine geçerken “café, caffe, koffie, coffee, koffie, Kaffee” şeklinde bir dönüşüm göstermiştir.

Kahvenin vatanı Afrika olmasına rağmen bugün Asya ve Amerika’nın tropik bölgelerinde de yetişmektedir. Kahvenin ağaç olarak 20 kadar çeşidi vardır. Fakat en çok bilineni Arabistan kahvesidir. Arabistan kahvesi 8-7 metre kadar uzayabilen bir ağaçtır. Yaprakları sivri uçlu ve kenarları dalgalıdır. Çiçekleri beyaz ve hoş kokuludur. Kiraza benzeyen bir meyvesi vardır. Meyvesinin içinde iki çekirdek olur. Bu çekirdeklerin her birinde tohum vardır. Bu tohumlarda kafein alkoloidleri vardır. İşte bizim kavurup öğütüp pişirdiğimiz kahve budur.kahve 300x294 Kahve ve Sağlığımız

Kahvenin Faydaları:
Kahvenin içinde bulunan kafein maddesi insan vücuduna alınınca vücutta birtakım tepkimeler oluşturur. Bu tepkimelerden en önemlisi damarları açarak kan dolaşımını hızlandırmasıdır. Bu yüzden kan dolaşımı sorunu olanlar için kesinlikle çok faydalıdır. Öncelikle düşük tansiyon hastalarında tansiyonu belirli bir düzeyde tuttuğu bilinen bir gerçektir. Kan dolaşımından kaynaklı ağrılara da iyi geldiği söylenir. Kahve bu özelliğiyle iyi bir dinlendiricidir.

Yaptığım araştırma sonucuna göre kahvenin diğer faydalarını kısa kısa özetleyeyim.
Karaciğer: Düzenli kahve içenlerin siroz gibi karaciğer rahatsızlığı şikayetlerinin daha az olduğu ifade ediliyor.
Safra Taşları: Düzenli kahve içenlerin % 25 daha aza safra taşlarından şikayet ettiği biliniyor.
Kanser: Kahve antioksidanlar içerdiği için kansere yol açan hücrelerin çoğalmasına engelleyici rol oynuyor.
Cilt: Kahvenin selülite karşı faydası olduğu yapılan araştırmalar sonucunda belirlenmiştir.
Beyin uyarımı: Sabahları kahve ve süt birlikte tüketildiğinden öğrencilerin sabahki derslerinde daha başarılı olduğu görülüyor.

Şeker hastalığı: Kahvenin şeker hastalığında faydalı mı yoksa zararlı mı olduğu tartışma konusu. Bu konuda tıbbi araştırmaların takip edilmesi faydalı olur düşüncesindeyim.
Mide: Kahve sindirimi kolaylaştırıcı özelliğiyle kesinlikle faydalıdır.

Bunlardan başka sarhoşluklarda çabuk ayılma sağladığı, astım ve nefes darlığına iyi geldiği, öksürüğü kestiği, depresyona iyi geldiği, idrar söktürdüğü için böbrekler için faydalı olduğu söylenebilir.
kavrulmuş kahve1 300x187 Kahve ve Sağlığımız
Kahvenin Zararları:
Bence kahvenin öyle aman aman bir zararı yoktur. Tabii aşırı tüketilmediği sürece. Bir de insanın ruh ve fiziki yapısı da kahvenin fayda ya da zararını tetikleyici bir rol oynadığını unutmamalıyız.
Kahvenin zararlarını da kısa kısa ele alalım.

Doğurganlık: Kafeinin doğurganlığı olumsuz etkilediği biliniyor. Bu yüzden çocuk yapmayı planlayan aileler bu dönemlerinde kahve konusuna biraz dikkat etmeliler.
Hamilelik: Anne karnındaki bebeğe kafeinin zararları biliniyor. Bu sebeple hamile anneler kahve konusuna çok dikkat etmeli.
Su, vitamin ve mineral kaybı: Kahvenin idrar söktürücü olduğunu söylemiştik. Kahveyle birlikte su tüketimini arttırmalıyız. Kafeinin bazı besinlerin emilimini engellediği söyleniyor. Bu yönüyle beslenmemize de dikkat etmek gerekiyor.

Migren: Kahvenin migreni tetiklediği ileri sürülüyor.
Ülser: Mide ülseri olanlar daha dikkatli kahve tüketmeli. Çünkü midenin asit salgılamasını uyarıyor.
Tansiyon: Düşük tansiyonu olanlara iyi gelen kahve yüksek tansiyon hastaları için sakıncalı. Çünkü kan dolaşımını hızlandırdığı için kan basıncı da yükseliyor. Bu da tansiyonun yükselmesine sebep oluyor.

Kahvenin bu zararları dışında; sürekli kullanıldığında alışkanlık yapması, hassas olan kişilerde uykusuzluk yapması, asabi kişilerde sinir bozukluğuna yol açması, kabızlık yapma ihtimalinin olması zarar hanesine eklenebilir.
Son sözüm; düzenli ve kararında kullanıldığı sürece faydalarının zararlarından önde olduğudur.


 
Minima 4 coloum Blogger Template by Beloon-Online.
Simplicity Edited by Ipiet's Template