TANITIMI KAPAT

yolsuzluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yolsuzluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Temmuz 2014 Çarşamba

"Hesaplar Reza'dan mı Zafer bey!."

0 yorum

Ankara Çayyolu’ndaki lokantada “saat kaç” diye soran bir kişinin protestosuyla karşılaşan eski Bakan Zafer Çağlayan’ın bir başka lokantada da “Hesaplar Reza’dan mı Zafer Bey” sataşması ile karşı karşıya kaldığı öğrenildi.







 Bir anda gerilen ortam çevredekiler yatıştırdı. İki ay önce yaşanan olayın ardından Çağlayan’ın artık sadece sosyal tesislerde yemek yediği konuşuluyor 





Yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun simgesi haline gelen 700 bin liralık saatin sahibi eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’a yönelik tepkilerin ardı arkası kesilmiyor. Geçtiğimiz günlerde Ankara’nın Çayyolu semtinde bulunan bir restaurantta “saat kaç” protestosu ile karşılaşan Çağlayan’ın bir başka lokanta da ise “Hesaplar Rezza’dan mı Zafer Bey” sataşması ile karşı karşıya kaldığı öğrenildi.





Taraf gazetesinden Hüseyin Özay'ın haberine göre; “Hesaplar Rezza’dan mı Zafer Bey”in hikayesi şöyle:





ÇAĞLAYAN BİR GÜN YEMEKTE....





Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan yine bir grup arkadaşı ile geçtiğimiz günlerde Ankara’nın Çayyolu semtinde bir restaurantta yemeğe gitti. Olay yaklaşık iki ay önce gerçekleşti. Çağlayan ve beraberindekiler, kahkahalar içinde yemeklerini yiyorlardı. Bu kahkalardan rahatsız olan yan masadakiler ise dayanamadılar ve, “Hesaplar Rezza’dan mı Zafer Bey” diye laf attılar. Olay bir anda ortamın gerilmesine yol açtı. Tepki üzerine şaşıran Çağlayan yine ilk etapta cevap veremedi. Yanındakiler ise, “Ayıp olmuyor mu kardeşim” şeklinde tepki gösterdi. Ortamın daha da gerilmesini ise çevredekiler engelledi. Çağlayan ve beraberindekilerin kısa bir süre sonra restauranttan ayrıldıkları bidirildi.





SOSYAL TESİSLERE GİDİYOR





Ankara kulislerinde bu olayın ardında eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın, dışarıda yemek yeme işlemlerini bir süre askıya aldığı konuşuluyor. Çağlayan’ın son olarak, protestolardan kurtulmak için ilginç bir formül bulduğu öğrenildi. Buna göre Çağlayan’ın son dönemde tüm etkinliklerini kamu kurumlarının sosyal tesislerinde gerçekleştirdiği belirtildi. Yani, arkadaşları ile buluşma işlemlerini sosyal tesislere kaydırdığı kaydedildi. Bu durum ise, Ankara’da ilginç esprilere de konu oldu.





“SAAT KAÇ” ESPRİSİ CHP GRUBUNA DAMGA VURDU





Taraf Gazetesi’nin gündeme getirdiği Zafer Çağlayan’a yönelik “Saat kaç” tepkisi CHP’nin dün yapılan grup toplantısına da damga vurdu. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Taraf’ın haberini hatırlatarak, Çağlayan’ın ilk etapta “Saat kaç” esprisini anlamadığını hatırlattı. Kılıçdaroğlu’nun bu sözleri, salonda bulunanları güldürdü.




27 Mayıs 2014 Salı

Ebru Gündeş kocasını 7 ye katladı.

0 yorum
Ebru Gündeş'e, 2013 yılında verdiği konserler ve jüri üyesi olduğu O Ses Türkiye gibi yarışmalardan elde ettiği gelirler için 898 bin 324 lira vergi tahakkuk etti.

RIZA'DAN 133 BİN LİRA

Rıza Sarraf ile Ebru Gündeş 2010 yılında evlenmişti. Ebru Gündeş'in ne kadar vergi ödeyeceği İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 2013 yılına ilişkin en çok vergi ödeyen sanatçı listesinde ortaya çıktı. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı, İstanbul genelinde önce gelir ve kira gelirlerinin içinde yer aldığı listeyi yayınlıyor.

 İstanbul ilindeki sanatçı, doktor, yeminli mali müşavir ve avukatlara ilişkin ilk 25'e girenlerin rekortmen listesi ise daha sonra internet sitesinde yer alıyor. Bu listeye göre Ebru Gündeş Sarraf ismiyle yer alan sanatçı, 898 bin 324 lira ile listede 13. oldu. Ebru Gündeş'in faaliyet alanı ise, "Bağımsız müzisyen, ses sanatçısı, konuşmacı, sunucu vb.'lerin faaliyetleri" oldu.

8 Mayıs 2014 Perşembe

Zafer Çağlayan 10 bin dolarlık ayakkabı giyiyormuş!

0 yorum
Ne ayakmış breh breh!

700 bin liralık saatiyle konuşulan eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın ayakkabısının da 10 bin dolar (21 bin TL) olduğu iddia edildi.

700 bin TL'lik saatiyle ilgili verdiği ifade ve saat şirketinin bu ifadeyi yalanlamasıyla gündemde olan eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan şimdi de ayakkabılarıyla gündemde.

Aydınlık gazetesinin haberine göre İtalya’nın Milano şehrinde özel olarak üretilen ve fiyatları 10 bin dolar civarı olan el yapımı ayakkabılardan bir çift de Zafer Çağlayan da mevcut.

Eski bakan Muammer Güler şimdi sigara tüttürüyor.

0 yorum
Hürriyet'ten Nuray Babacan'ın haberine göre bir süre önce stent takılan Güler, buna rağmen 10 yıl aradan sonra sigaraya başladı. Güler'in TBMM bahçesinde sigara içerken görenler de şaşkınlıklarını dile getirdiler.

Güler, TBMM'deki sohbetinde, soruşturma görüşmeleri sırasında iddialara yeterince yanıt vermediği ve geçiştirdiği eleştirilerini şöyle yanıtladı:

RÜŞVET BULAMAYACAKLAR

"Vakit darlığı nedeniyle belgelerin çoğunu açıklayamadım. Aslında geceki yaptığım konuşmayı ilk bölümde yapmalıydım. Orada izah etmeye çalıştım, ama yeterince yer bulamadı basında. Ben evdeki paralarla ilgili belgeleri de getirdim. Ev satışına ilişkin protokoller elimde. Her iddiaya verecek belgeli yanıtımız var. Ama niye öyle algıladılar bilmiyorum?

 Komisyonda da bütün bunları belgeleriyle ortaya koyacağım. Henüz oğlumla ilgili iddianame hazırlanmadı. Hazırlandığında göreceksiniz tek kuruş rüşvet bulamayacaklar. Biz, o zaman , oğlum tutuklandığında, evinden çıkan paralarla ilgili belgelere senet ve ev alma protokollerini savcıya gönderdik. Zaten bunlar ellerinde."

7 Mayıs 2014 Çarşamba

700 binlik saatin üreticisinden Çağlayan'a yalanlama geldi.

0 yorum
Ekonomi eski Bakanı Zafer Çağlayan'ın TBMM'de yaptığı savunmasında 700 bin TL'lik saatle ilgili dile getirdiği iddiaları, saatin satın alındığı Patek Philippe firması yalanladı.

 "Saatin faturası alanın üstüne ama garanti belgesinde benim adım geçiyor" diyen Çağlayan'ın açıklamalarını yalanlayan firma yetkilileri "Garanti belgesi, kişiye özel değil saate özeldir. Garanti belgesinde sadece saatte kaç taş var, kaç karatlık altın, seri numarası, üretim tarihi ve garanti süresi yazılır" dedi. 'GAZETE İLANI VERMEYİZ' Saati gazete ilanından görüp beğendiğini söyleyen Çağlayan'ın bu iddiası da yine firma tarafından yalanlandı.

 Gazete ilanı vermediklerini belirten firma yetkilileri "Özel bir saat ürettiğimiz zaman bunu müşterilerimize elektronik postayla bildiririz" diye konuştu. Firmanın Cenevre'deki merkez mağaza sorumlusu ile görüşen Aydınlık gazetesinden Derya Derviş'in aldığı yanıtlar şöyle: "Cenevre Paris ve Londra'nın yanısıra bir çok ülkede de saatlerimizi satan aracı firmalar var. Hiçbir ülkede gazete ilanları vermeyiz. Biz marka bir firmayız ve müşterilerimiz çok özeldir. Firmamız 1996 senesinden beri dergi çıkarır. Müşterilerimiz, ürettiğimiz saatleri bu dergiden takip ederler. Özel bir saat ürettiğimiz zaman da bunu müşterilerimize elektronik postayla bildiririz." 'GARANTİ BELGESİNE İSİM YAZMAYIZ' "Faturalarda müşterilerimizin adı, ünvanı ve kanunen yazılması gereken her şey kesinlikle yazılır. Ama garanti belgesine isim yazmayız. Garanti belgesi kişiye özel değil saate özeldir.

 Garanti belgesinde sadece saatte kaç taş var, kaç karatlık altın, seri numarası, üretim tarihi ve garanti süresi yazılır. Saati alan kişi hediye edebilir veya satabilir düşüncesiyle isim yazılmaz, garanti belgesini elinde bulunduran kişi saati alan kişi demek değildir." Öte yandan Patek Philippe'le sözleşmesi olan İstanbul'daki firmanın da garanti belgesinde isim yazılmadığını teyit ettiği haberde ifade edildi.  'SAATİN PARASINI ÖDEDİM' Zafer Çağlayan, konuyla ilgili, "Ben saati bir gazetenin ilanında gördüm, çok beğendim, ilgili firmayla temasa geçtim, 'kişiye özel üretiyoruz' dediler. Daha sonra firma yetkilisi beni aradı ve 'satın alacak mısınız?' dedi. Bu konuşma yapılırken Rıza Zarrab o ortamda bulunuyordu.

 'Bizim orada ofisimiz var, alır size gönderirler' dedi. Sonra bir araçla saati bana gönderdiler. Saatin faturası alanın üstüne ama garanti belgesinde benim adım geçiyor. Saatin parasını ödedim ve mal beyanımda da gösterdim" dediği medyaya yansımıştı.  Çağlayan, 30 Mart yerel seçimleri öncesinde Başbakan Erdoğan'ın Mersin mitingi öncesinde hakkındaki yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla ilgili açıklamada bulunmuş, "Zafer Çağlayan'a saat hediye eden varsa, eğer bir saat almışsam, saat aldığımı ve saat verildiğini kim söylüyorsa edepsizdir, vicdansızdır, ahlaksızdır. Hırsız görmek istiyorsan dön partine bak. Hırsız görmek istiyorsan İstanbul'a aday gösterdiğin başkan adayına bak" ifadelerini kullanmıştı.

  Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın avukatı Muhammed Hardalaç, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun yerel seçim öncesi miting meydanlarında yaptığı konuşmalarda sarf ettiği "Zafer Çağlayan hediye saat almış. O saati paralel devlet mi taktı? Bakanın koluna 700 milyar liralık saati paralel devlet mi taktı?" şeklindeki sözler üzerine yasal yollara başvuracaklarını söylemişti.

 Kesin mahkeme kararı olmadan bu tip asılsız ithamlarda bulunulmasının müvekkilini rahatsız ettiğini vurgulayan Hardalaç, şunları kaydetmişti: "CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bahse konu saat ile alakalı müvekkilim Mersin milletvekili Zafer Çağlayan'ın, saatin bedelinin ödendiğine ve söz konusu saati mal beyanında sunduğuna ilişkin yapmış olduğu açıklamaları hiçe sayarak kamuoyunu kasten yanlış yönlendirmek istemektedir." Cihan

700 bin liralık saati gazeteden almış!

0 yorum
Yolsuzlukla suçlanan Çağlayan’ın konuşmasından satır başları:

"İFTİRAYLA KARŞI KARŞIYAYIZ"

17 Aralık’tan itibaren sistematik bir itibarsızlaştırma çalışmasıyla karşı karşıya kaldık. Bunları kamuoyu ibretle izledi. Hala savcılık tarafından yürütülen soruşturmada gizlilik kararı olmasına rağmen hakkımdaki iddialara delilleriyle cevap vereceğim. Bunları konuşarak aslında suç işliyoruz. Büyük bir iftira büyük bir yalanla karşı karşıyayız.

700 BİN LİRALIK HEDİYE SAAT İDDİASI

Bahse konu saatin bedelinin tarafımca ödendiğini belirtmiştim. Diyorum ki bu saat tarafımca alınmıştır bedeli ratafımca ödenmiş ve mal beyanıma girmiştir.

"REZA ZARRAB DA ORTAMDAYDI"

Bu sabah, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay ve partinin yönetiminin başkanlığında yapılan kahvaltılı toplantıda, söz alan Zafer Çağlayan 700 bin dolarlık saat iddiasıyla ilgili bilgi verirken, saatin fiyatından söz etmedi. Çağlayan, “Ben saati bir gazetenin ilanında gördüm, çok beğendim, ilgili firmayla temasa geçtim, ‘kişiye özel üretiyoruz’ dediler. Daha sonra firma yetkilisi beni aradı ve ‘satın alacak mısınız?’ dedi. Bu konuşma yapılırken Reza Zarrab o ortamda bulunuyordu. ‘Bizim orada ofisimiz var, alır size gönderirler’ dedi. Sonra bir araçla saati bana gönderdiler. Saatin faturası alanın üstüne ama garanti belgesinde benim adım geçiyor. Saatin parasını ödedim ve mal beyanımda da gösterdim” dedi.

REZA ZARRAB’IN UÇAĞIYLA UMRE ZİYARETİ İDDİASI

Defalarca umre ziyareti yaptım. Söz konusu ziyareti ben bir acenta üzerinden yaptım ve tüm masrafları tarafımca ödendi. Bu bir itibarsızlaştırma operasyonudur.
Umre konusunun gündeme gelmesi Türk milletinin dini duygularının istismar edilmesi çabasıdır.

1,5 TON ALTIN İDDİASI

Gana’dan geldiği iddia edilen uçaktaki 1,5 ton altınla ilgili şahsımla ilgili adli operasyonu engellediğim iddia edildi. Gana’dan gelen uçak gerekli belgeleri sunamadığı içi işlem yapılmıştır. Daha sonra belgeler tamamlanmış ve uçak Dubai’ye gitmiştir.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı kovuşturmaya yer olmadığına hükmetmiştir.

1 LİRA VERGİ KAYBI YOKTUR

Altın ithali gümrük vergisi ve KDV’ye tabi değildir. Ortada 1 lira vergi kaybı yoktur. Reza Sarraf’ın İran’a yapılan ihracatlarda komisyon oranının düşürüldüğünü sağladığım iddia edildi.

Halkbank bir yandan kamu bankası bir yandan da 1980’den itibaren İran’da temsilciliği olduğu için devredeydi.

Piyasa koşullarına göre komisyon oranlarının normal olduğu çok net bir şekilde ortaya konmuştur. Tamamen ulusal ve uluslararası şartlara uygundur.

BAYRAKTAR'LA EL SIKIŞTI

Konuşma süresi bittiği için Çağlayan’ın mikrofonun sesi kesildi. 1 dakikalık ek sürenin ardından Çağlayan kürsüden indi ve ilk olarak milletvekili sıralarında oturan Erdoğan Bayraktar’la el sıkıştı.

4 Mayıs 2014 Pazar

Reza Zarrab polo pantolonuyla kahvaltı yaptı!

0 yorum
Ünlü ses sanatçısı Ebru Gündeş eşi Reza Sarraf ile birlikte uzun zamandan beri ilk kez görüntülendi. Baş başa kahvaltı yapan Reza Sarraf Ebru Gündeş çifti daha sonra mekandan konuşmadan ayrıldı.

 Ünlü ses sanatçısı Ebru Gündeş eşi Reza Sarraf ile birlikte uzun zamandan beri ilk kez görüntülendi. Baş başa kahvaltı yapan Reza Sarraf Ebru Gündeş çifti daha sonra mekandan konuşmadan ayrıldı. Reza Sarraf Ebru Gündeş haberleri

Yolsuzluk operasyonu kapsamında hapse giren iş adamı Reza Sarraf ilk kez eşi ile birlikte görüntülendi. Ebru Gündeş ile birlikte kahvaltı yapan Reza Sarraf, at binmek için mekandan ayrıldı. Reza Sarraf Ebru Gündeş çifti korumaları ile birlikte uzaklaştılar
Ünlü sanatçı Ebru Gündeş'in eşi Reza Sarraf tutukluluk hayatının sonrasında ilk kez görüntülendi. Eşi Ebru Gündeş ile brilikte kahvaltı yapan Reza Sarraf daha sonra at binmek için binicilik kulübene doğru yol aldı.

17 Aralık operasyonu kapsamında yolsuzluk suçlamasıyla hapse giren ünlü iş adamı Reza Sarraf, ilk kez görüntülendi. Kemer Country'de eşi Ebru Gündeş ile birlikte kahvaltı yapan Reza Sarraf'ın keyifli halleri dikkat çekti. Ebru Gündeş Reza Sarraf çifti daha sonra korumalarıyla birlikte at binmek için binicilik kulübüne doğru yürüdüler.

Reza Sarraf At Binerek Sitres Attı

Bebekleri Alara'yı evde bakıcılarına bırakan Ebru Gündeş ve Reza Sarraf çifti gün boyu eşofman ile gezerek ayrı kaldıkları günlerin acısını çıkarttılar. Reza Sarraf'ın uzun binici çizmeleri dikkat çekerken, Enru Gündeş'in ise zayıflamış halleri dikkat çekti

Ebru Gündeş Reza Zarrab vur patlasın çal oynasın lüks hayat.

0 yorum
Ebru Gündeş'in eşi Reza Zarrab 17 Aralık sürecinde zor zamanlar geçirdi. Zarrab serbest kalması ile birlikte boğazdan 2 köşk satın aldı.Çiftin tadilat sonrası taşınacağı söyleniyor.

 Reza Zarrab '17 Aralık Operasyonu'nda sabaha karşı gözaltına alındığı Kanlıca'daki yalısında yaşamak istemedi ve 25 milyon dolara Kandilli sırtlarında Boğaz manzaralı 2 köşk aldı. Posta'dan Ali Keser'in haberine göre, Reza Zarrab ‘17 Aralık Operasyonu’nda Kanlıca’daki yalısından sabaha karşı gözaltına alınıp tutuklanmış ve 28 Şubat’a kadar hapis yatmıştı. Reza Zarrab bu olaydan sonra o yalıda yaşamak istemedi.

BOĞAZDA 2 YENİ YALI DAHA ALDI!
Yalıyı satmadı ama 25 milyon dolara Kandilli sırtlarında Boğaz manzaralı 2 köşk aldı. 4 dönümlük arazi içindeki köşkler toplam 1000 metrekare. Kale gibi duvarlarla çevrili köşklerde şu sıralarda tadilat sürüyor. Reza Zarrab’ın adamları köşklerin çevresinde kuş uçurtmuyor. Ebru Gündeş ile Reza Zarrab yaz sonu köşklere taşınacak.

3 Mayıs 2014 Cumartesi

Reza Zarrap İstanbul Boğaz manzaralı iki köşk satın aldı.

0 yorum
Yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun kilit isimlerinden Rıza Sarraf, İstanbul Boğazı'ndan iki yeni köşk satın aldı.

Rıza Sarraf 17 Aralık operasyonunda Kanlıca'daki yalısında sabaha karşı gözaltına alınıp tutuklanmış ve 28 Şubat'a kadar hapis yatmıştı.

Posta Gazetesi'nin haberine göre Rıza Sarraf bu olaydan sonra o yalıda yaşamak istemedi. Yalıyı satmadı ama 25 milyon dolara Kandilli sırtlarında Boğaz manzaralı 2 köşk aldı. 4 dönümlük arazi içindeki köşklerde toplam bin metrekare.

 Kale gibi duvarlarla çevrili köşklerde şu sıralarda tadilat sürüyor. Rıza Sarraf'ın adamları köşlerin çevresinde kuş uçurtmuyor. Ebru Gündeş ile Rıza Sarraf yaz sonu köşklerine taşınacak.

22 Nisan 2014 Salı

Rüşvetin yeni adı cari açık kapama!

0 yorum
REZA ZARRABIN HEYKELİNİ DİKMEK GEREK
Daha sonra kürsüye çıkan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise şunları söyledi:

''17 Aralık’tan sonra soyulan Türkiye gerçeğini gördük. Bir yabancının 4 bakanı nasıl satın aldığını gördük. 17 Aralık’ta darbe yapıldı diyor. Ne darbesi kardeşim. Hangi darbe…17 Aralık’ta eğer oğluna telefon edip paraları sıfırla diyorsa bu ülkedeki herkesin düşünmesi lazım. Şunu kimse söylemesin: Efendim Erdoğan’ın bundan haberi yoktu. Bunu diyenin önüne 3 sayfalık 18 nisan 2013 tarihli MİT raporunu koyarız. Bu hafta soruşturmalar başlayacak.

 Neyin yalan neyin gerçek olduğu ortaya çıkacak. Biliyorsunuz bir havuz medyası var. Şimdi bu medya Reza Zarrab’ı TV ve kendi gazetelerine çıkarmaya başladı. Neymiş Zarrab çok hayırsever bir iş adamıymış. Cari açığı kapatan biriymiş.. Samimi söylüyorum Reza Zarrab’ın heykelini dikmek lazım... Meclis kavşağında Zafer Çağlayan anıtı dikildi. Onun yanına mutlaka Reza Zarrab’ın heykelinin olması lazım. Ama bir heykel yetmez. İkinci heykelin İçişleri Bakanlığın'nın önünde olması lazım. Zarrab’ın önünde yatan bir İçişleri bakanı heykeli olabilir orada. Üçüncü heykeli Başbakanlığın önüne dikeceksiniz. Elinde bir çikolata kutusu Başbakan’a giderken.

Son balkon konuşmasından bütün üçkağıtçılar vardı aile de vardı orada. Reza Zarrab yoktu. Onu da alsınlar oraya. Bence Bakanların cari açığını kapatmıştır. Rüşvetin yeni adı cari açığı kapatma. Ben merak ediyorum bu adam sanayiciydi de haberimiz mi yoktu. Rüşvetin adı cari açık oldu şimdi. Çıkarıyorsunuz Reza Zarrab’ı arkasında fon olarak Türk Bayrağı kullanılıyor. En ağırıma giden budur. Bir sahtekarın arkasına Türk bayrağı koyularak onu meşru gösterme asla mümkün olmamalıdır. Bunu hesabını havuz medyasından soracağız.''

Reza Zarrab Başbakanla selfie çekmişmidir?

0 yorum
MHP lideri Bahçeli, Zarrab'ın bazı gazetelerdeki demeçlerini ve bir televizyon kanalında yayınlanan söyleşisinde arkasında Türk Bayrağı olmasını ağır sözlerle eleştirdi.

Bahçeli'nin Reza Zarrab hakkında söyledikleri şöyleydi:

''Malumunuz 17 ve 25 Aralık 2013’de yakın zamanın en büyük Rüşvet ve Yolsuzluk Operasyonu yapılmıştır. Bu çerçevede İranlı avantacının ve rüşvet simsarının pislikleri de bir bir dökülmüştür. Bakanları rüşvet kümesine alan bu kişidir. Başbakan ve hükümetini kafesleyen ve şu ibretlik duruma bakınız ki kendisini hayırsever olarak kabullendiren bu sözde işadamıdır. Hanedan mensuplarını menfaat karşılığında haram Dolar ve Euroya boğan, bakan çocuklarını kara para esiri yapan bu kaçakçıdır. Şu günlerde yandaş medya mezkur hortumcuyu şişirme ve parlatma görevini üzerine almıştır. İsmi Sabah olan gece gibi karanlık bir medya organı sabıkalı rüşvetçiyle mülakat yapmış, görüşlerini kamuoyuna hiç utanmadan, hiç mahcubiyet duymadan aktarmıştır. Kimlerin namına çalıştığı belli olan ve yandaş sirkine dönen bir televizyon kanalı da Türk bayraklı bir ortamda ekranlarını söz konusu kara paracıya açmıştır. Meğer bu İranlı anaforcu iyi bir yere dükkan açmış ve tam bir gayretle Türkiye’ye ne hizmetler yapmıştır da biz kadrini kıymetini bilememişiz" dedi.

BAŞBAKANLA SELFİE POZU VERMİŞLER MİDİR?
Cari açığın yüzde 15’ni tek başına kapattığını, ülkemize döviz kazandırdığını, hiçbir yanlış ve alengirli işinin olmadığını söyleyen bu kişi aynı zamanda 17 Aralığı darbe olarak yaftalamıştır. Merak ediyoruz, İranlı şarlatan gazete ve ekrana çıkmadan önce Kısıklı’da Başbakan nezaretinde bir prova yapmış, sonra da birlikte selfie pozu vermişler midir?  Ya da önüne koyulan metni mahdumlardan kurulu kankaları yardımıyla sabah akşam ezberlemiş midir? Bize göre cari açığın yüzde 15’ni tek başına kapatan birisini Başbakan ya dışarından Ekonomi Bakanı olarak atamalı, ya da Hazine Müsteşarlığı’na, değilse bile Merkez Bankası’nın başına getirmelidir. Bunlar kesmiyorsa doğrudan doğruya maliyeyi bu rüşvet ustasına bağlamalı, hatta AKP’ye eşbaşkan olmasına yüreklice karar vermelidir. Veya AKP’nin önüne anıtını dikmeli, paralara resmini koymalı, pullara ismini yazdırmalıdır. Nasılsa Başbakan çuvallamış, yolsuzluğun turnikesine ve yolgeçen hanına dönmüştür. Nasılsa her şeyin ayarı bozulmuş, hukukun tadı tuzu kaçmıştır.

''YUNMUŞ YUSUF OLMUŞTUR''
Twitter’in buzlanmasından sonra yolsuzluğun ve rüşvetin küllenmesi adına her şeyi mubah görenler için İranlı madrabazın cilalanıp gün yüzüne çıkarılması son derece doğaldır. Ekonomik parametrelere göre konuşacak olursak baştan ayağa yanlış ve yalan bilgi veren bu İranlı’nın milletimizin huzuruna çıkarılması tam anlamıyla felakettir. 74 günde cezaevinden çıkartılan, Başbakan ve hükümetini ’yakarım sizi’ diyerek tehdit ettiği anlaşılan bu fırıldak, neredeyse yunmuş Yusuf olmuştur.

19 Nisan 2014 Cumartesi

Havuz Medyası Reza Zarrabı aklama operasyonunda!

0 yorum
Havuz Medyası, 'Hayırsever' Reza Zarrab ile röportaj yapıp; aklama operasyonunu başlattı.

Ve sonunda beklenen oldu!

Havuz Medyası'nın 'amiral gemisi' Sabah ile güzide temsilcisi Takvim, Zarrab'ı manşetlerine taşıdı.

Üstelik afili pozlar verdirerek!

Reza Zerrab'la röportacı, kurgu habercilikte uzman muhabir Şaban Arslan yaptı.

Arslan, Zarrab'a sorulması gereken hiçbir soruyu soramadı.

Misal, TÜRGEV'e para gönderdiğine dair internete düşen ses kaydı iddiaları doğru mu?

Bir başka sorulmayan soru, Muammer Güler neden kendisinin önüne yatıyor?

Egemen Bağış'a çikolata kutusu içinde giden milyonlar...

Dubaili siyasilere sunulanlar...

Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Aslan'la diyalogları ve ayakkabı kutusundaki milyonlar...

Bu sorular uzayıp gider...

Röportajın en önemli bölümü Babek Zencani ile tanışıp tanışmadığına yönelikti.

Zarrab, Zencani'yi tanıdığını kabul etti.



İfadeleri şöyle: "Babek Zencani'yle arkadaş da değilim ortak da. Toplam görüşmem, 4 dakikayı geçmez. İran'da hakkımda tutuklama kararı yok. Dilediğim zaman
gidip gelebilirim. Orada şirketlerim var ve babam da şu an orada."

Röportajdan anlıyoruz ki, Zarrab hakikaten 'hayırsever'miş!

Türkiye'nin cari açığının yüzde 15'ini kapattığını söylüyor:

"Benim yaptığım tüm ticaret, bankalar üzerinden yapılmıştır. Devletin tüm kurumlarının denetimine açık yapılmıştır. 200 ton altın ihraç edip Türkiye'ye 25 milyar TL
gelir sağladım. Cari açığın yüzde 15'ini ben kapattım."

Ses kayıtlarından hatırlanacağı gibi, Reza Zarrab bahşişe çok önem veriyor.

Annesinin babası tarafından şu öğüt verilmiş:  "Memurun ve o....nun bahşişini peşin vereceksin"



17 Nisan 2014 Perşembe

Metroda kullanılan ithal malzemeleri 4 kat pahalı satıp devleti milyonlarca zarara sokmuşlar!

0 yorum
Sayıştay, Kadıköy-Kartal metrosunu yapan şirketlerin, ithal edilecek mallar için yurtdışında firma kurup, maliyeti milyonlarca dolar yükselttiğini saptadı.

AKP Grup Başkanvekili Nurettin Canikli ile Başbakan’ın özel kalem müdürü Hasan Doğan arasında geçtiği iddia edilen ses kaydı ile Türk siyasi hayatına giren, Sayıştay’ın “duman oluruz” tespitleri, 30 Mart yerel seçimlerinin ardından gün yüzüne çıkmaya başladı. Sayıştay’ın hükümeti zor durumda bırakacağı öne sürülen tespitlerin başında ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) metro inşaatı geliyor. Sayıştay denetçilerinin inşaatla ilgili yaptığı incelemelerde, batık banka patronları tarafından sıkça kullanılan “back to back kredi yönteminin” bir benzeri “İstanbul Metro İnşaatı”nda uygulandı. Bu yöntemle, metro ihalesinde kullanılan malzemeler, 3-4 kat daha pahalıya satılarak devlet milyonlarca dolarlık zarara uğratıldı.

Taraf gazetesinin iddialarına göre; metro inşaatında yaşanan, “back to back” yöntemi ile yapılan usulsüzlüğün ayrıntıları şöyle:

HALEDEN 2 GÜN ÖNCE KURULDU

Kadıköy-Kartal Metrosu’nda, usulsüzlük iddialarına konu olan ihale süreci 2008’de başladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanlığı Raylı Sistemler Müdürlüğü, “Kadıköy-Kartal Metro ikmal inşaatı ve elektronik sistemler temin montaj işletmeye alma işlerini” 751 milyon 256 bin 42 euro artı KDV olmak üzere Avrasya Metro ortak Girişim Grubu’na verdi. Ticaret Sicil Gazetesi’nde yer alan bilgilere göre, yaklaşık 751 milyon euroluk işi üstlenen konsorsiyum 4 Mart 2008 tarihinde yani  ihaleden iki gün önce kuruldu. Konsorsiyumun ortakları ise Astaldi S.P.A, Makyol İnşaat Sanayi Şirketi ve Gülermak Ağır Sanayi şirketinden oluştu.

İBB “İTHALAT” YETKİSİ ALDI

Kadıköy-Kartal Metrosu’na ilişkin ihalenin gerçekleşmesinin ardından Sayıştay denetçilerini kızdıran olaylar silsilesi başlıyor. Öncelikle, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, ihale kapsamındaki elektronik parçaları ithal etme izni alıyor. Bunun için ayrıca Hazine Müsteşarlığı teşvik belgesi de düzenliyor. Hazine Müsteşarlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi adına elektronik eşyaları ithal etmesi için 5 Aralık 2008 tarihli ve 92450 sayılı yatarım teşvik belgesi düzenliyor. Yani devlet, elektronik parçaları ithal etme yetkisini ve teşvik belgesini belediyeye veriyor.

Belediye, ikinci aşamada ise, belediye elektronik eşyaları ithal etme yetkisini ihaleyi kazanan Avrasya Metro şirketine devrediyor.  Devir işlemi ise 27 Ekim 2009 tarihli vekâletname ile gerçekleştiriliyor. Vekâletnamede özetle şu ifadeler yer alıyor:

“...İstanbul Büyükşehir Belediyesi namına bütün Türkiye Gümrüklerine gelmiş ve gelecek bilumum malların gümrük muamelelerini ifa ve ikmale, gümrük ambarlarından veya gümrükle ilgili Devlet Demiryolları, Denizcilik Bankası veya diğer teşekküllere ait sundurma, ambar ve antrepolardan çekmeye... belirtilen tüm yetkileri dilediği özel ve tüzel kişilere vekalet verme kanalı ile aktarmak üzere... Astaldi S.P.A - Mak-Yol İnşaat Sanayi Turizm ve Ticaret A.Ş.- Gülermak Ağır Sanayi İnşaat ve Taahhüt A.Ş. İş Ortaklığını vekil tayin ettik.”

PARÇALAR “KARDEŞ” FİRMADAN

Üçüncü aşamada ise, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden vekaletname ile yetkiyi alan konsorsiyum şirketi olan Avrasya Metro Grubu, ABD ve İtalya’dan malzemeleri ithal etmeye başlıyor. Ancak, Sayıştay denetçilerinin tespitlerine göre, parçaların ithal edildiği şirketler, Avrasya Konsorsiyumu’nun yan şirketlerinden oluşuyor. Yani, parçaları ithal edenin de, ihraç edenin de aynı grubun firmaları olduğu belirleniyor. Örneğin, metro vagonlarının uzaktan kontrol ve kumandasını sağlayan elektronik parçalar, İtalya’da kurulu olan Avrasya Metro Grubu S.R.L, şirketinden alınıyor. Daha doğrusu,  parçaları satan şirket kayıtlarda ihaleyi kazanan konsorsiyumun alt şirketlerinden birisi olarak yer alıyor.

4 KAT PAHALIYA FATURA EDİLDİ

Söz konusu şirketler, temin ettikleri parçaları belediyeye 3-4 kat daha pahalıya satıyor. Örneğin, Amerika’daki PentairPumpGroup firmasından 1 Aralık 2010 tarihli 2367427 sayılı fatura kapsamında 677 bin 408 dolara satın alınan 16 set / 44.811 KG yangın pompası, İstanbul BŞB ne 22.02.2011 tarihli 644420 sayılı faturayla 1 milyon 783 bin 191 euro (2.447.090 dolar) bedelle satılıyor. Yani, belediyenin vekaletnamesi ile 677 bin dolara ithal edilen yangın pompası seti, belediyeye 3.6 kat daha pahalıya satılıyor.

Yine, Avrasya Grup, metronun kontrol kumandalarını İtalya’daki firması olan Avrasya Metro Grubu S.R.L. firmasından 518 bin 19 euroya satın aldı. Aynı eşya ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne 1 milyon 935 bin 509 euro bedel üzerinden fatura edildi.

Sayıştay denetçileri, İstanbul metrosunun elektronik sistem parçalarının temininde yapılan usulsüzlüğü, batık bankalarda kullanılan “back to back” yani cepten cebe kredi aktarma sistemini benzettiler. Batık bankalarda, patronların, grup şirketlerini kredileri back to back sistemi ile aktardıkları ortaya çıkmıştı. Söz konusu sistem ile A ve B bankalarının patronları aralarında gizli bir şekilde anlaşıyor. A bankasından B bankasının grup şirketlerine, A bankasından da B bankasının grup şirketlerine aynı tutarda kredi kullandırılıyor. Aslında, kâğıt üzerinde yapılan bu işlem ile, batık banka patronu kendi bankasından kendi şirketlerine kaynak aktarmış oluyordu. Metro inşaatında uygulanan sistem ile de, ihaleyi kazanan Avrasya Grubu, yurtdışında kurduğu şirketler aracılığı ile malzemeleri daha yüksek bedelden satın almış gösterdi. Aynı malzemeler belediyeye daha yüksek bedel üzerinden satıldı. Yani belediye, kendi yetkisi ile ithal edilen malzemelerden milyonlarca dolarlık zarara uğratılmış oldu.
 
Minima 4 coloum Blogger Template by Beloon-Online.
Simplicity Edited by Ipiet's Template